İslamiyet’te İnsanlara Hayır İşlerinde Yarışmaları Tembih Edilir

ID 124402650 © Rawpixelimages | Dreamstime.com

İslamiyet’te insanlar devamlı olarak iyi işler yapmaya ve hayırlı amellerde bulunmaya teşvik edilir. Bu bağlamda, Kur’an-ı Kerim içerisinde yer alan yüzlerce ayette iyilik kavramı vurgulanır. Burada bahsedilen iyilik etraftaki diğer insanlar için faydalı olmak, hayırlı işlerle uğraşmak ve bu hayırda yarışmaktır.

Hayırda yarışan müminlerin güzel sıfatları nelerdir? Allahü Teala, iyiliği emrettiği ve bunun karşında iyilik ile uğraşan kullarından Kur’an-ı Kerim içerisinde övgü ile bahseder. Bu bağlamda hayırlı işlerle uğraşan kullar hakkında, “Rablerine olan derin saygılarından dolayı sorumlu davrananlar; Rablerinin ayetlerine inananlar; Rablerine ortak tanımayanlar; verdiklerini, rablerine dönecekleri inancından dolayı kalpleri ürpererek verenler; işte bunlar iyiliklere koşup, bu uğurda yarışırlar.” (Müminun Suresi; 57, 58, 59, 60 ve 61. Ayet) buyrulur.

İlgili ayeti kerimede bahsi geçen “iyilikte yarışmak” terimi için farklı açıklamalar yapılır. Bunlardan ilkine göre bu terim, Allah’a itaat olarak sayılan işlere yönelmek ve vakti geldiğinde bu işleri ertelemeden yapmaktır. Diğerine göre de hayırlı işlerde çalışmak ve etraftaki diğer insanlara hayır ulaştırmak için iyilikte bulunma yarışıdır.

Hayır, hasenat ve iman arasındaki ilişki nedir? Hayır ve hasenat, insanın elinde bulunan maddi ve manevi imkanlarını kendi lehine hiçbir çıkar gözetmeden harcamasıdır. Allahü Teala, insanlara güzel huylu olmalarını ve daima iyilikte bulunmalarını emreder. Kullarının yapmış olduğu her bir iyilik için de çeşitli mükafatlar vereceğini bildirir.

Merhamet, yardımseverlik, cömertlik ve hayırlı işler peşinde koşmak gibi davranışlar Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz’in hadislerinde bahsi geçen hüküm ve emirlerdir. Bu bakımdan hayır ve hasenat peşinde koşmak, Allah’ın emrettiği şekilde davranmaktır. Yani, imanın birer meyvesidir.

Hayır işlerken dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir? İyilik yapmak, düşmüşe ve muhtaca yardım etmek, sadaka dağıtmak ve misafire ikramda bulunmak; insanın hem bu dünyası hem de ahireti için oldukça faydalı işlerdir. Yüce Allah da kullarına bu şekilde davranmalarını emretmektedir.

Ancak, insan fani dünyada hem kendi nefsi hem de şeytanın türlü vesveseleri ile büyük bir savaş halindedir. Bu bakımdan kişi yaptığı hayrı türlü hareketlerle boşa çıkarabilir. Allah, kullarını iyilikte bulunmaya teşvik ederken bazı konularda da kesin bir dil ile uyarır. Bu bağlamda; yapılan işi unutmamak, sürekli söze dökmek ve başa kakmak gibi davranışlar Müslüman kimselere yasaklanır.

Konuyla ilgili bazı ayetlerde şu şekilde buyrulur: “Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının arkasından başa kakıp incitmeyenler için rablerinin katında özel karşılık vardır.” (Bakara Suresi, 262. Ayet), “Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını insanlara gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve incitmek suretiyle boşa gidermeyin” (Bakra Suresi, 264. Ayet)

Kur’an-ı Kerim ayetlerinden anlaşılacağı üzere hayırda yarışmak kişi için faydalı sonuçlar verir. Ancak bu hayır işlenirken; yalnızca Allah’ın rızası gözetilmeli, kişisel beklentilere girilmemeli ve yapılan iş dile getirilip başa kakılmamalıdır. Bu şekilde davranan bir kimsenin yaptığı hayrın boşa gittiği Kur’an-ı Kerim içerisinde açıkça beyan edilir.

Hayır işlemenin topluma faydaları: İnsanlar, yaratılışları gereği topluluk halinde yaşama eğilimi gösterirler. Bu toplum içerisinde yer alan bireylerin tümü eşit şartlara sahip değildir. Bu sebeple de insanlar arasında karşılıklı yardımlaşma ve dayanışmaya ihtiyaç duyulur. İnsanların birbirlerine yaptığı her yardımda ise toplumdaki huzur artar ve toplum bilinci gelişir.