İslamiyet’teki Tarihsel Devirler ve Kadın Hakları

dreamstime_s_165540521

İslamiyet öncesi ve sonrası tarihsel devirler ve bu dönemlerdeki kadın figürü de kadın hakları üzerinde dini inançların ne kadar etkili olduğunu vurgular. Kadın hakları, dünya tarihinin farklı dönemlerinde birbirinden farklı statülere konulmuştur. Bununla birlikte de; çocuk, eş ve anne olarak değişik sorumluluklar yüklenmiştir.

Tarihsel devirlerin bir kısmında anaerkil ve ataerkil bir yapının varlığından söz edilebilir. Bunlardan anaerkil yapıda kadının bazı toplumlar için kutsal olduğu görülür. Ataerkil sistemlerdeyse kadın, erkek statüsünün bir kademe altında kabul edilir. İslamiyet öncesi Arap Yarımadası’na gidildiğinde ise erkek konumuna nazaran kadın hakları konusundan bahsetmek zor olabilir.

Cahiliye devrinde kadın hakları nasıldı?

İslam öncesi Arap toplumlarında insanlar kabileler olarak birbirlerinden ayrılırdı. Bu kabilelerin reisleri otorite olarak kabul edilir ve her kabilenin kendine ait uygulama esasları olabilirdi. Bu devirde sık karşılaşılan bir uygulamaysa kız çocuklarının canlı bir şekilde gömülmesidir.

Arap kabilelerinin kız çocuklarına karşı sergilediği bu tutum Kur’an-ı Kerim içerisinde açıkça eleştirilir. Konuyla ilgili ayeti kerimede şöyle buyurulur:

“Bilgisizlikleri yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah’ın kendilerine verdiği rızkı, Allah adına yalan söyleyerek (kadınlara) yasaklayanlar muhakkak ki ziyana uğramışlardır; bunlar yoldan sapmışlardır, doğruyu bulacak durumda değillerdir.” (En’an Suresi, 140. Ayet)

İlgili ayetten de anlaşılacağı üzere Cahiliye döneminde kadın için sergilenen olumsuz davranışlar, kız çocuklarının gömülmesiyle sınırlı kalmaz. Bu dönemde kadın için olumsuz bir bakış açısı olduğu söylenebilir. Kabile içerisinde yer alan kadın, yalnızca tüketim yapan ve kimseye faydası olmayan bir birey olarak kabul edilirdi. Savaş durumunda esir düşerse de cariye olarak satılması normal karşılanırdı.

Tarihsel devirler ışığında evlilik müessesinin temelini de alım ve satım işleri oluştururdu. Bu sırada kadın için ailesi veli tayin edilir ve evlilik için bir kısım ücret alınırdı. Bunlara ek olarak miras konusunda da kadın için herhangi bir hak gözetilmezdi.

İslam inancında kadın ve erkek figürü nasıldır?

İslam inancında, kadın ve erkeğe eşit sorumluluk yüklenir. Buna göre her iki cins için de hem kulluk hem de ahiret mükafatı bakımından hiçbir farklılık yoktur. Dolayısıyla bu yaklaşım Cahiliye dönemi kadın statüsünde de bir miktar değişiklik oluşturmuştur.

Hz. Muhammed ve İslam’ın yayılmaya başladığı dönemde kadın figürü: İslamiyet’in tebliğ edildiği ilk dönemde kadın statüsünü farklı faktörler belirlemiştir. Buna göre kadın hakları ve sorumlulukları belirlenirken; dini kurallar, İslam öncesi devirden gelen gelenekler, sosyal ve siyasi yapı etkili olmuştur. Buna göre İslamiyet ile beraber kadına erkeğe denk haklar ve sorumluluklar verilmiştir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, İslamiyet’in kadına bakış açısını kendi davranışlarıyla destekler. Bu düşünce tarzına göre kadın haklarını koruyabilir, kendini ilgilendiren konularda söz alabilir ve hatta arabuluculuk yapabilir. Hz. Muhammed yaşamında yer alan kadınlara her zaman büyük bir merhametle yaklaşmış ve çevresindeki müminlere de bu şekilde davranmalarını öğütlemiştir.

Günümüz toplumlarında kadın figürü: Günümüz dünyasında kadın için verilen hukuki ve sosyal imkanlar toplumdan topluma değişiklik göstermektedir. Burada kadın ve erkek eşitliğini baz alan bazı uygulamalar olduğu gibi, ataerkil düzende kadın hakları için müdahale edilen bazı uygulamalarla karşılaşmak da mümkündür. Yani tıpkı İslamiyet döneminde olduğu gibi kadın statüsünü belirleyen çok sayıda unsur, bu konuda belirleyici bir etkendir.

Genel bir yargıya varılmak gerekirse, özellikle sivil toplum örgütleri tarafından kadın hakları ile alakalı yoğun faaliyetler sürdürülmektedir. Dikkat çekici bir husus da bilinçli toplumlarda kadının ferdi olarak da kadının kendi hakları arkasında durduğu yönündedir.