İstanbul Fethinin Manevi Önderi Akşemseddin

ID 23841519 © Oytun Ozudogru | Dreamstime.com
ID 23841519 © Oytun Ozudogru | Dreamstime.com

Akşeyh adı ile nam yapmış 1.390 yılında Şam’da doğmuş, 7 yaşında ise babası ile Anadolu’ya, Amasya’ya bağlı Kavak bölgesine göçmüştür. Baba tarafı soyu Hz. Ebu Bekir’e kadar uzandığı belirtilir. Asıl adı Şemseddin Muhammed bin Hamza olan Akşeyh çocuk yaşlarda Kur-an’ı Kerim’i ezberlemiş ve çok sıkı bir dini eğitim almıştır. Bu donanımı ile Osmancık Medresesi’ne müderris olmuştur. Hayatı ile ilgili geniş bilgiye yer verilen Enisi’nin Menakıbname’sine göre iyi bir tıp tahsili de almıştır.

İlim ile hemhal olmanın yarattığı huzuru tasavvuf ile taçlandırmak isteyen Akşemseddin bu yolda ilerlemek için İran, Şam ve Bağdat’ ı dolaştı. Ve yolu zamanın büyük velilerinden Hacı Bayram-ı Veli ye tabi olmaya vardı. Hacı Bayram-ı Veli’den tasavvufun inceliklerini öğrenerek Beypazarı bölgesine yerleşti. Daha sonra buradan da ayrılarak Göynk’ e yerleşti. Göynük’te yaşadığı dönemde Fatih Sultan Mehmet’in fetih hazırlığı yaptığı haberini alan Akşemseddin hemen Edirne’ ye doğru yola çıktı ve Sultanın yanında müritleri ile birlikte yerini aldı. İşte Fatih Sultan Mehmet’ in fetihten sonra “Şehrin manevi fatihi Akşemseddin’dir ve benim hocamdır” sözleri ile övdüğü Akşeyh böyle bir kimsedir.

Akşemseddin tarihi kesin olarak bilinmeyen ancak ziyaret detayları kaynaklarda yer alan bilgilere göre fetih ten önce iki kez Fatih Sultan Mehmet’ i ziyaret etmiştir. Bu ziyaretlerin birinde II. Murad’ın kazaskeri Çandarlıoğlu Süleyman Çelebi’yi, diğer ziyaretinde ise Sultan Fatih’ in kızını tedavi etmiştir. Buna mukabil Fatih Sultan Mehmet’ in kızı kendisine Beypazarı’nda ki pirinç mezralarını bağışlamıştır.

Akşemseddin İstanbul kuşatmasının en sıkıntılı ve zor zamanlarında Fatih Sultan Mehmet’ e manevi destek vermiş ve fethin yakın olduğunu müjdeleyerek sabır ve sebatta direnmeleri konusunda öncülük etmiştir. Bu yönü ile AKşemseddin’nin manevi desteğinin İstanbul’ un fethinde önemli bir rol oynadığı, daha uzun sürebilecek fetih kuşatmasının daha kısa zamanda sonuç verdiği söylenmektedir.

Fetihten sonra meşhur Ayasofya katedralinin camiye çevrilmesi ile ilk Cuma namazını Akşemseddin kıldırmıştır. Akşemseddin’nin günümüzde isminin geçtiği bir olay da Fatih Sulatan Mehmet’ in isteği üzerine İslam ordularının daha önce gerçekleştirdiği kuşatmalardan birinde şehit olan sahabeden Ebu Eyyub El Ensari’nin kabrinin yerini keşfetmesidir. Kaynaklarda anlatılanlara göre fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet bu çok etkilendiği hocası için tahtını terk edip kendisine tabi olmak istemişse de bu talep Akşemseddin tarafından geri çevrildi. Akşemseddin uygun olmayacağını anlattığı Fatih Sultan Mehmet’in ısrarları karşısında çareyi Göynük’e tekrar göçmekte buldu. Hatta Sultan’nın gönlünü almak üzere gönderdiği hediyeleri bile kabul etmeyen Akşemseddin teşekkür için cami ve tekke yapılmasına da karşı çıktı. Sadece bir çeşme yaptırılmasına müsaade etti.

Akşemseddin ile ilgili tarihi kaynaklarda önemli bir bilgi daha yer alır ki, bu gönül adamının aynı zamanda çok iyi bir tabip olduğu, ilimle haşır neşir olmaktan büyük zevk aldığıdır.Tarihimizi bilmenin ve gurur duymanın önemini bir kez daha hatırlatan bu bilgiye göre Akşemseddin tıp tarihinde ilk defa mikropların varlığından ve bu mikropların hastalık yaydığından bahseden bir bilim adamıdır.

İstanbul’un fethi ile ilgili yazılan bir çok yazıda mutlaka Akşemseddin’nin varlığından ve Fatih Sultan Mehmet’e verdiği manevi destekten bahsedilir. Biz bu satırları yazarken yıl 2020. Akşemseddin bu dünyadan göçeli tam 561 sene olmuş. Ama hala anılan anlatılan tarih sahnesinin önemli isimlerinden olmuştur. Tarihe adını yazdırmak kolay bir iş değildir. Gönül ve iman işidir.