İstanbul’un Fethinin Simgesi Ayasofya

ID 49034056 © Mehmet Sisoglu | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 49034056 © Mehmet Sisoglu | Dreamstime.com

Ayasofya İstanbul’un en önemli sembollerinden biri. Fatih Mehmet 29 Mayıs 1453’te İstanbul’un fethini gerçekleştirdiğinde Ayasofya kiliseydi. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettikten sonra üçüncü gün olan cuma günü, Akşemseddin’e hutbe okuttu ve ardından cuma namazını Ayasofya’da kılarak tarihi mekana ayrı bir manevi anlam kattı.

Sanat ve mimari açıdan büyük öneme sahip Ayasofya İstanbul’a ziyarete gelenleri kendine çekiyor. Bu çekimin nedeni tabii ki dünyanın en önemli yapıtlarından biri olması. Ayasofya’nın  bugünkü anlamına kavuşmadan önceki      tarihine   bakalım. Ayasofya kelime anlamı olarak da kutsal bilgelik anlamına geliyor. Doğu Roma İmparatorluğu’nun İstanbul’da inşaa ettiği en büyük kilise olan bu yapıyı, Konstantius M. 360 yılında yaptırdı.

Ayasofya’nın camiye dönüşmesi İslam dünyasında büyük bir önem taşıyordu. Osmanlı Devleti İslam dünyasının lideri olmuştu. Fatih Sultan Mehmet’in Ayasofya’yı camii yapma isteğini daha şehri fethetmeden önce dile getirdiği değerli alim Akşemseddin’in aktarımıyla biliniyor. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethetmeden önce Bizans hükümdarı Ayasofya’nın kubbesini tamir ettirmek için bir mimar istiyor. Bu mimari Fatih Sultan Mehmet gönderiyor ve   tamir sırasında belli etmeden minare için bir payanda yapmasını istiyor.

Fatih Sultan Mehmet Ayasofya’ya girdiğinde, döneminin en büyük mabedi karşısında etkilendi ve Allah’a bu fethi ona nasip ettiği için dua etti. Yakın zamanda Fatih Sultan Mehmet Vakfı’nın Fatih Sultan Mehmet’in isteğiyle, Ayasofya’nın ihtiyaçlarını karşılamak için kurulduğu da belirlendi. Ayasofya’nın tapusunun üzerinde Fatih Sultan Mehmet’in adı yazdığı açıklandı.

Fetihten hemen sonra Bizans Patriğine hitaben söylediği şu sözler de tarihe geçti. “ Ben Fatih Sultan Mehmet sana ve bütün Bizans halkına söylüyorum  ki, bugünden itibaren benim gadabımdan emin olunuz. Ticaretinizde, ibadetinizde, ayininizde hürsünüz.”

Ayasofya’nın camii olmasının anlamı neydi? Hak din bayrağını Müslümanlar alınca o zaman daha önce hak dinin mabedi olan bir yapının camii olması Müslümanların beklediği bir hadiseydi. Tarihte Haçlılar da gittikleri yerlerde Ortodoks kiliselerini Katolik kilisesi yaptılar. Bu değişim aynı zamanda o döneminde geleneğiydi.  Fetih eden güçler kendi inançlarına göre gittikleri yerleri değiştirmişlerdir.

Fatih Sultan Mehmet Ayasofya’nın içinde bulunan mozaiklerin üzerlerini zarar gelmeyecek şekilde camiiye uygun olarak kapattırdı. Bugün bu mozaikler dünyanın 8. harikası olarak kabul ediliyor. Bu da Fatih Sultan Mehmet’in  başka kültürlere karşı ne kadar  saygılı olduğunun bir göstergesi. Fetih anlayışı ile bu mozaikler yok edilseydi, tarihi açıdan  çok değerli eserler bugün olmayacaklardı.

Haçlıların 1204’de İstanbul’u tahrip ettikleri biliniyor. Bizans İmparatorluğu’nun  son megadükü Lucas Notaras geçmişte yaşananlardan dolayı “ İstanbul’da Katolik şapkasını görmektense Türk sarığını görmeyi tercih ederiz.”  diyor. O sarık mertlik ve adaleti temsil ediyordu.

Ayasofya’nın kalıcı minarelerini 16. yüzyılda Mimar Sinan inşaa etti. Ayasofya’nın kuzeyine Osmanlı Padişahları Cuma namazlarını ve Kadir gecelerini Ayasofya Camii’nde geçirdiler.

İstanbul’un fethi ile ilgili hadise de değinmek isteriz. Hadis kimden kime geçti detaylı bulabiliyoruz. İlk önce, Muhammed b. el-Ala’i Zeyd b el-Hubab’dan; , el-Velid b. el-Muğlre el-Muafirl’e, ondan, Ubeydullah (Abdullah) b. Bişr el-Ganevl’a , ondan da, babası (Bişr elGanevi:) kanalıyla nakledilmiştir. Peygamber Efendimiz’in şöyle buyurduklarını işitmiş olduklarını haber vermişlerdir. “İstanbul (Konstantiniyye) muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden emir ne güzel emirdir. Onu fetheden ordu ne güzel ordudur.”

480 yıl camii olarak kalan Ayasofya, 1935 yılında müzeye dönüştürüldü. Ayasofya’nın müzeye dönüşmesinin altında tarihi yapının insanlığın ortak kültür mirası olması görüşü yatıyordu.