Kutsal Hazinemiz Sultan Ahmet Camii Tarihi

165444718 © Sergii Kolesnyk | Dreamstime.com Co
165444718 © Sergii Kolesnyk | Dreamstime.com Co

17. yüzyılın önemli eserinden biri olan Sultan Ahmet Camii tarihi nasıldır? Mimar Sinan’ın yapı anlayışı içinde inşa edilmiş öğrencisi Mimar Sedefkar Mehmet Ağa’nın ellerinde yükselmiştir. Bilindiği gibi caminin banisi Sultan I. Ahmet, henüz 14 yaşında iken 1603 tarihinde Osmanlı tahtına 14. hükümdar olarak oturmuş ve 14 yıl saltanat sürdükten sonra 28 yaşında vefat etmiştir.

Sanat ve zanaat eseri!

Sultan I. Ahmet’in dindar bir padişah olduğu bütün kaynaklarda ittifakla belirtilmiştir. 17. yüzyılın başlarında İstanbul’un belli başlı tepelerinde padişahların ismini taşıyan cami ve külliye binaları bulunuyordu. Sultan Ahmet de büyük istimlak paraları ödeyerek ve birçok vezir ve paşalara ait sarayları yıkmak pahasına rabbine olan bağlılığını sunmak üzere, Payitahtta o zamana kadar görülmemiş güzellikte bir mabet yükseltmekteydi. Temeline ilk kazmayı bizzat Sultan Ahmet Han vurdu. Bu kazma bugün Topkapı Sarayı müzesinde bulunmaktadır. Temel kazmaya başlanınca ilk önce Sultan Ahmet Han eteğiyle toprak taşıyarak ”Ya Rab Ahmet kulunun hizmetidir.” diyerek dua etmiştir.

Ayasofya’nın karşısında yaptırılan Sultanahmet Camisi, kentin en çok turist çeken mekanları arasında ön sıralarda yer almaktadır. Osmanlı sultanları ve ailesi tarafından yaptırılan ve ”Sultan camileri” anlamına gelen ‘Selatin’ camilerinin altıncısı olan Sultanahmet Camisi, İznik çinileriyle bezeli olduğu için Avrupalılar tarafından ”Mavi Cami (Blue Mosque)” olarak adlandırılmaktadır. Sultanahmet Camisi, aynı zamanda Türkiye’nin 6 minareli tek Selatin camisi olma özelliğini de taşımaktadır. Minarelerin dördü üçer, ikisi de ikişer şerefelidir. Bu caminin inşasından evvel altı minareli tek cami Mekke Cami olduğu için şerefini muhafaza etmek üzere yine Sultan Ahmet Han tarafından Mekke Cami’ne yedinci olarak bir minare daha ilave yaptırılmıştır.

Sultan Ahmet Camii tarihi nasıldır?

Sultanahmet Caminin mihrabı, minberi, hünkar mahfeli de ayrı birer sanat yapıtıdır. İçi çiçek dolu motifli çinilerle kaplı olan mihrabı mermerden yapılmış üzerinde servi motifleri bulunan küçük sütunlarla bezenmiştir. Geometrik geçmeli ve kabartmalı olan minber altın yaldızlıdır. Altın yaldızlı çinilerin sedef kakmalı kapısı ve ince duvar işlemesiyle hünkar mahfeli bir başyapıttır.

Toplam 260 pencereyle aydınlatılan caminin ibadet alanı 2.646 metrekare ve biçim olarak kareye yakın bir dikdörtgendir. Sultanahmet caminin içi dört yapraklı yonca planına sahiptir. Dört fil ayağı çok etkilidir. Ana kubbe 43 metre yüksekliğinde ve 23,5 m çapındadır. Bu ölçüler Mehmet ağanın bir mühendis olarak kabiliyetini gösterir. Caminin içi çok ustalıkla yerleştirilen 260 pencere sayesinde ferah bir havaya bürünmüştür. Pencerelerin yerleştiriliş şeklinden dolayı büyük kubbe sanki havada asılı gibi durmaktadır. Avlunun batı girişinde, demirden ağır bir kordon bulunmaktadır. Bu kordon, avluya atıyla giren padişahın kafasını çarpmamak için eğmesini gerektiriyordu. Bu durum padişahın bile camiye girerken saygısını göstermek amaçlı sembolik bir eylem olarak kabul edilmekteydi.

Sultanahmet Cami’nin iç bölümündeki çinilerin tamamı İznik’ten getirilmiş. 50 farklı lale desenine sahip 20 binden fazla çininin kullanıldığı iç mekan masmavi rengiyle huzurlu bir atmosfer yaratılmasına katkı sağlamakta. Çinilerin üzerinde meyve, servi ağaçları ve farklı çiçek desenleri yer alıyor. Kubbe ve tavan işlemeleriyle benzersiz bir mimari akımın temsilcisi olan caminin bu bölümleri UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki detaylı listelemede bulunuyor. Akustiğin mükemmele yakın olduğu camide örümcek ağını önlemek için ise deve kuşu yumurtası yerleştirilmiştir. Cami en kalabalık olduğu anda bile en arkadaki kişi ile en öndeki kişi birbirini duyabilmektedir.

Sultanahmet Cami, büyüklükte yücelişin, zarafetle ihtişamın, imanla samimiyetin bütünleşip kaynaştığı ulu bir mabettir. Onun alçak gönüllü ve dindar banisi Sultan Ahmet Han, caminin tamamlanmasından kısa bir süre sonra henüz 28 yaşında iken vefat ederek caminin dış avlusunun kuzeydoğu köşesinde yaptırılan türbede yatmaktadır.