İtikaf Nedir?

Dmitrii Melnikov-Dreamstime
Fotoğraf: Dmitrii Melnikov-Dreamstime

Madde hayatına bir süre ara verip arınmayı, manevi olarak yükselmek arzusunu, ibadet etmeyi gönlüne koymuş olan mümin kişinin “Ya Rabbi! Senin rızan için üzerime vacip olan itikafı eda etmeye niyet ettim” diyerek itikafa girmesi ve adadığı itikaf günleri süresince oruç tutup, mescidin bir köşesinde ibadetlerini yapmasıdır.

Adadığı son günün akşam namazından sonra itikaftan çıkar. Nasıl bir itikaf nasıl bir hayat muhasebesi yaşadığı kendine sırdır. Sırdaşı da Allah’tır.

Kuran’ı Kerim’de geçen ve Hz. Peygamberimiz Muhammed’in de ömrünün sonuna kadar her Ramazan ayının son on günü yaptığı rivayet edilen “itikaf”, insanın kendiyle buluşması, kısa bir süre de olsa madde aleminden elini eteğini çekmesi, tam anlamı ile inzivaya çekilmesidir.

Aslında her müminin yapabileceği en güzel nafile ibadet şekillerinden birisidir itikafa girmek. Bu mübarek Ramazan günlerinde hele bir de Kadir Gecesi ile buluşturabilme şansını yakaladığınızda paha biçilmez bir huşu selidir.

İtikaf denilince dini kaynaklarda birçok kural kaide göze çarpar. “İtikafa nasıl girilir? En az süre ne olmalıdır? Hangi şartlar oluşursa itikaftan çıkılır? İtikafı bozan haller nelerdir?” gibi. Birçok dini vecibemizde olduğu gibi itikafta da her mezhebin farklı görüşleri farklı kuralları mevcut. Tüm mezheplere göre baktığınızda ise yine birinin ak dediğine diğeri kara diyor. İşin içinden çıkmak için birini seçmek şart oluyor. İtikaf konusunda bazı temel kaidelerin olmasını elbette kabul ederken kişisel bir ibadet olması sebebi ile “Biraz doğaçlama-içimizden geldiği gibi yapılsa ne olur ki?” demeden duramıyor akıl.

Çok nadir olmakla birlikte bazı cami girişlerinde “İtikaf kabul edilir” yazar. Belki diğer camilere de itikaf için başvurulduğunda geri çevrilmiyorsunuzdur. Fakat anladığım kadarı ile her caminin bunu belirterek müminleri buna davet etmesi gerek. Çünkü birincil kaynağımız Kur’an-ı Kerim’deki “Mescitlerde itikafta bulunduğunuz zaman kadınlara yaklaşmayın” (Bakara Suresi, 2/187) ve “İbrahim ve İsmail’e: Evimi onu ziyaret edenler, ibadet için orada kalanlar (akifin), rüku ve secde edenler için tertemiz tutun diye ahid -emir- verdik” (Bakara 2/125) ayetlerinden de anlaşıldığı üzere bu vecibe Kur’an-ı Kerim’in indiği dönemlerde belli ki mescitlerde eda edilen bir ibadet şekli idi.

Bakıldığında Kur-an’ı Kerim’deki bu ayetler ve Peygamber Efendimiz’in zevcesi Hz. Ayşe’nin Peygamber Efendimiz’in itifakı nasıl eda ettiği ile ilgili anlatımları ve diğer rivayetler sonucu itikaf vecibesinin varlığı hem ayet hem sünnet ile sabittir.

Müminin maddi dünya hayatına gönül rızası ile ara vererek her tür nefsani ve şehevi arzuları dışarıda bırakıp ve derin bir maneviyat ile yüce Rabb’ine yönelmesidir itikaf. Farz olan mecburi ibadetlerin yanında nafile ibadetler sınıfındadır.

Şeklen tekrar bakacak olursak itikaf kabul edilen bir cami ya da mescitte buna niyetlenirseniz size gösterilecek bir bölümde tek başınıza kalıp namazlarınızı kılıyor, Kur-an’ı Kerim okuyor ve Rabb’imize en içten itiraflarınızı yapıp af diliyorsunuz, yakarıyorsunuz. Size bahşedilmiş hayatınızı o ana kadar nasıl geçirdiğinizle ilgili ciddi bir vicdan muhasebesi… Müthiş erdirici bir tecrübe değil mi?

İtikafta kalacağınız süreyi siz belirliyorsunuz bir gün iki gün ya da daha fazla. Bu süre içinde kimse ile konuşmuyor sadece zaruri ihtiyaçlarınız olan abdest almak ve hacet gidermek için dışarı çıkıyorsunuz. İtikafta iftar ve sahur yemeğinizi caminin cemaati karşılıyor. Sizin huşu içinde ibadetinizi eda etmeniz için başka bir mümin kardeşiniz size böyle destek oluyor. Her iki taraf için de ne güzel ne makbul bir ibadet şekli.

Bir mescit ya da camide itikafa girme şansımız yok ise itikafa girmek istediğimizi ev halkına ilan ederek evimizde bir odaya kapanıp bu güzel vecibeyi yapamaz mıyız? Şartlar açısından zorlanacak isek ya da başkalarını zora sokacak isek itikafın süresi bir gün, beş gün değil de 5 saat, 8 saat olamaz mı? Bu mübarek Ramazan günlerinde bence denemeye değer.