Kader Değişebilir mi?

jens-lelie-u0vgcIOQG08-unsplash
Fotoğraf: Jens Lelie-Unsplash

Kader ve kazaya inanmak, iman etmenin altı şartından biridir. Bu bağlamda, insan kaderinin ne olduğu hakkında bilgi sahibi değildir. Ancak kendisine verilen irade ile dünya yaşamında faydalı işler yapma seçimine sahiptir. Allah, tüm evrende mutlak bir iradenin sahibidir. Kulların kaderi ise yalnızca O’nun bildiği bir konudur. Bu kaderin değişip değişemeyeceği ise İslami literatürde cevabının verilmesinde zorlanılan bir konudur.

Dua ederek kaderin değişmesi mümkün mü? Kader, yalnızca Allah’ın ilmi ve kudreti ile bilinen bir konudur. Bu bağlamda, kaderin değişmesi, din alimleri tarafından yapılan yorumlara göre, O’nun ilminin de değişmesi demektir. Bu ilmin mutlak ve değişmez olduğu düşünüldüğünde ise kaderin de değişemeyeceği yorumuna varılır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Allah dilediğini siler, dilediğini de yerinde bırakır; ana kitap O’nun katındadır.” (Ra’d Suresi, 39. Ayet) Buradan anlaşılacağı üzere ebedi kudretin sahibi Allah’tır. Kader kapsamında ele alınan konular da yalnızca onun iradesindedir. Sahabenin bir kısmının bu ayet üzerine dua ederek kaderin değişebileceği çıkarımında bulunduğu bilinir. Hz. Ömer de bu çıkarımda bulunarak Kabe’yi tavaf ettiği bir seferde şöyle dua eder: “Allah’ım! Eğer beni şekavet ehlinden yazdıysan beni oradan sil, saadet ve mağfiret ehli arasına yaz. Çünkü sen dilediğini siler, dilediğini bırakırsın, ana kitap senin katındadır.” (Taberi)

Bazı kaynaklarda İslam alimlerinin Allah’ın istediği takdirde  kaderi değiştirerek, kuluna türlü lütuflarda bulunabileceğine yer verilir. Bu görüşü savunan alimler kaderi iki farklı çeşide ayırırlar. Bunlar; kader-i mutlak ve kader-i muallak olarak isimlendirilir.

Kader-i mutlak ve kader-i muallak nedir? Kaderin değişebileceği görüşünde olan alimler kaderi değişmez (kader-i mutlak) ve şarta bağlanmış olarak (kader-i muallak) iki şekilde sınıflandırırlar. Bu noktada varılan görüş birliğine göre, kader-i mutlakta değişme söz konusu değildir. Ancak şarta bağlanmış kaderde bazı değişiklikler olabilir. Yapılan yorumlara göre Peygamber Efendimiz’in sadaka vermek ve sıla-i rahim yapmak ile ilgili söylemiş olduğu hadislerin açıklaması da buraya dayanır. Sadaka vermenin, bela ve musibetleri def etmesi bunun bir örneğidir. Ancak, Allah’ın kulun davranışını ezelden bildiği de bir gerçektir. Bu noktada, Allah’ın kaderi belirlerken şarta bağlı olmayan seçimlerin de bilincinde olduğu ve kaderi bu şekilde bildiği söylenebilir.

Peygamber Efendimiz (SAV) kader hakkında ne der? Peygamber Efendimiz, kader konusundaki hadislerinde aşağıdaki uyarılarda bulunur.

“Kader hakkında konuşmayın, zira kader Allah’ın sırrıdır. Allah’ın sırrını açıklamaya kalkmayın.” (Kenzü’l Ummail)

“Kader hakkında fazla konuşmayın, çünkü sizden evvelkilerin çoğu ondan kaybetmiştir.” (Tirmizi) Buradan anlaşılacağı üzere kader hakkında uzun uzadıya konuşmamak gerekir. Ancak, Peygamber Efendimizin, ümmetine uyarıda bulunduğu bu nokta Allah’ın iradesi ile gerçekleşen olaylardır. İnsanın hangi cinsiyette yaratıldığı, doğum vakti, anne, babası ve ailesi, dış görünüşü; insan iradesi ile müdahale edilemeyecek olaylardır. Bunları sorgulamak, Allah’ın iradesini sorgulamaktır. Bu konular üzerinde fazla düşünmek, kişiyi isyan etmek tarzındaki yanlış fikirlere sevk edebileceğinden Peygamber Efendimiz tarafından yasaklanmıştır.

Kaderin diğer bir kısmı ise insanın kendi iradesi ile alakalıdır. Kişinin yaptığı seçimleri gözden geçirmesi, attığı adımları tekrar tekrar düşünmesi yasaklanan bu konuşmaların dışındadır. Bu düşünce biçimi, kişinin faydasız işlerden uzaklaşmasına ve faydalı işlere yönelmesine destek verdiğinden oldukça önemlidir. Bunlara ek olarak, kendi iradesinin farkında olmak insanı verdiği nimetlerden ötürü Allah’a şükretmeye yönelten bir durumdur. Kişi, iradesi ile bir işe karar verdikten sonra tefekkür ettiğinde de bir nevi ibadet etmiş sayılır. Kısacası, Allah’ın iradesi sorgulanamaz ancak kişi kendi iradesini gözden geçirebilir.