Kalbin ölmesi nasıl olur?

Psikoloji 04 Şub 2021 Contributor
kalbin ölmesi
Aziz Acharki-Unsplash

Dinimizde kalbin ölmesi, manevi bir kayıpla alakalıdır. Kalbin ruhani önemiyle alakalı Kur’an-ı Kerim içerisinde birtakım ayetlerle karşılaşmak mümkündür. İslami yorumlarda geçtiği üzere kalbin ölümünün en büyük sebebi kulun Allah’ı unutması şeklindedir.

Kur’an-ı Kerim içerisinde kalbin ölmesi ne şekilde anlatılır?

Kalp ölümü, tıbbi anlamda insanın fizyolojik yapısında yer alan tüm işlevlerin durmasıdır. Ancak dinen kalbin ölmesi tamamen farklı bir manaya sahiptir. Buna göre, bir kul rabbini unutmuş ve O’nun azabından korkmuyorsa kalbi ölmüş demektir. Kur’an-ı Kerim içerisinde bu konuyla alakalı şöyle buyrulur:

“Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de kalın bir perde bulunmaktadır ve onlar için büyük bir azap vardır.” (Bakara Suresi, 7. Ayet)

Buradan da anlaşılacağı üzere kalp, İslam inancında fiziksel bir anlamdan çok manevi bir değer taşır. Bazı kulların kalpleri de mühürlenmiş ve ölmüş olarak tabir edilir.

Kalbi diri olan bir insanın özellikleri nelerdir?

Kalbin diri olması ya da ölmesi, kişinin Allah’ı hatırlaması ya da unutması manası taşır. Kalbin diriliği kişinin Allah’ı her daim hatırlaması demektir. Bu kimseler nefsinin arzularının ve şeytanın vesveselerinin farkındadır. Herhangi bir günaha bulaşmaktan imtina ederler. Ancak günaha meyletmek insanın fıtratında vardır. Kalbin diriliği, kişi günah işlese dahi bundan pişman olmasından ve tövbe etmesinden belli olur.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in hadislerinde mümin kişilerin günahlarını büyük bir dağa benzettikleri vurgulanır. Bu kişiler gözlerinin önüne gelen bu dağın yıkılmasından ve bunun altında kalmaktan korkarlar.

İnsanın korkması gereken felaketlerin başında ne gelir?

İnsan hem maddi hem de manevi sayılabilecek bazı konularda korku ve endişe duyabilir. Ancak insan korkusu denilince akla ilk olarak doğal afet ya da parasızlık gibi dünyevi işler gelir. Oysa Mevlana Celaleddin-i Rumi konu hakkında şöyle öğütler:

“İnsanların çoğu, bedenlerinin ölümünden korkarlar. Asıl korkulması gereken husus, kalplerin ölümüdür.”

Bu öğütten de anlaşılacağı üzere, kişinin başına gelebilecek en büyük felaketlerden biri kalbinin manen ölmesidir. Dini kaynaklarda kalbin ölümü farklı mertebelere sahiptir. Bu mertebelerin; tam ölüm, yarım ölüm ve çeyrek ölüm olarak sıralanması mümkündür. Tam ölüm durumu için kişinin küfre ve şirke girmesi örnek olarak verilebilir. Kişi günah işlemeye devam ettikçe kalp küçük küçük ölmeye başlar.

İnsanın kalbinin ölü ya da diri olması, bazı belirtilerle kendini gösterebilir. Ancak bunun gerçekliğini yalnızca Allah bilir. Bundan dolayıdır ki hiç kimseye kalbi ölmüş yorumunun yapılması doğru değildir. Kur’an-ı Kerim içerisinde yer alan ayetlerde Allahü Teala’nın çok merhametli ve affedici olduğuna vurgu yapılır.

Salim ve diri bir kalp; şirk, küfür, gaflet ve buna benzer hasletlerden uzaktır. Ancak hasta ve ölü bir kalpte tedavisi mümkün olmayan manevi rahatsızlıklar yer alır. Kişinin gaflete düştüğünün en büyük işaretiyse kalbinin öldüğünü fark etmediği andır.

Kısacası, İslami bir yaklaşımla ele alındığında kalp yalnızca kan dolaşımını sağlayan bir organ değildir. Manevi bir değere sahiptir, canlıdır ve günün birinde ölebilme ihtimali taşır. Canlı bir kalp, Allah’ın varlığını daima hatırlar ve ufak bir günaha bulaşmaktan dahi korkar. Ancak ölü bir kalp bunun tam tersi durumdadır. Bu kalp, sahibinin günah işlemeye devam etmesiyle zaman içinde hastalanmaya başlamıştır. Bu kişiler arasında en tehlikeli olanlarsa kalbinin öldüğünü fark etmeyen insanlardır.

YAZI: İPEK ATACAN