Kalp temizliği ve tertemiz bir vicdan gibisi yok!

Felsefe Contributor
Ahlak
kalp temizliği
Famveldman-Dreamstime.com

Esasen kalp temizliği, insanın Allah’a yakın olması anlamına gelir. İnsanın içi ne ise dışı da odur derler, bu da demek olur ki insan gönlündekileri dışarıya yansıtır. Allah’ın rızasına insanı kavuşturan yol kalpten geçer. Kalp sevgi yeridir, sevgisini yitirmiş kalp ise kararmaya yüz tutmuştur. Kalp temizliği, İslam’ın emir ve yasaklarına uymaktan, Allah’a yakın olmaktan geçer.

Allah’ın büyüklüğünü, Cennet ve Cehennemi hatırlamadan yaşayan insanın kalbi kararmış demektir. Kalbi kararmış kişinin Müslümanlığın emirlerine uyması mümkün olmaz. İnsanın kalbinin temiz olması için, ruhen Allah’a yakın olması gerekir.

İşe kalp temizliği ile başlamak

Kalp, insanın manevi hayatının merkezidir. Kalp, dinin manevi gücünü temsil eder ve insanı Allah’a yakınlaştırır. Fakat manevi anlamda bir kalp olmazsa, insan Allah’ın hidayetine ulaşmakta bir o kadar zorlanır. Peygamber efendimiz (s.a.v.) bir hadisinde “Haberiniz olsun, cesette bir et parçası vardır ki eğer o salih, iyi olursa cesedin tamamı salih olur, kurtulur; eğer o fesada uğrar, bozulursa cesedin tamamı bozulur. Dikkat edin, bu et parçası kalptir.” (Buhari) buyurarak kalp temizliğinin önemini vurgulamıştır.

İslamiyet’te, Allah insana dinin emir ve yasaklarını öğrenmeyi, öğrendiklerine tabi olarak onları uygulamak gerektiğini emretmiştir. İslamiyet’e ve emrettiklerine uyarak kalbimizi Allah’a yakınlaştırmak gerekir. Kur’an-ı Kerim insanlara manevi huzura erişmek için yapılması gerekenleri aktarmıştır. Müslümanlığın kurallarına uyan ve dinini yaşayan kişi aynı zamanda kalp temizliğine de ermiş olur.

Günahlar kalbi karartıyor

Günah işleyen huzuru bulamaz, Allah’tan uzaklaşır, sıkıntı çeker. Günah işleyip tövbesini aksatan insan huzursuzluk yaşar, suçluluk duygusunda boğulur. Bu insanlar artık Allah’ın korumasından çıkıp, şeytana yönelmeye başlarlar.

Günah işlemek alışkanlık haline gelirse insanın kalbi kararır ve merhametini, vicdanını yitirir. Kuran’da “Biz onların kalplerini mühürleriz” buyurularak günahkar kimsenin kalbinin mühürlendiği vurgulanmıştır. Günah işlenmeye devam edildikten ve tövbe edilmedikten sonra, günah işleyen ile Allah arasına mesafe girer. Ne zaman günah işlemek alışkanlık haline gelir, o zaman kişiler kalplerindeki karanlığı en derin şekilde hissetmeye başlar.

Günah Allah’a giden ibadet yolunu da kapatır. Yapılan kötülükler insana normal gelmeye başlar ve tövbenin yolu kapanır. Karanlık, kalbe bir günahın işlenmesiyle düşer. Tövbe edilmediği ve işlenen günahlara devam edildiği surette karanlık, tüm kalbi kaplar. İnsanın kalbinde büyüyen karanlık yüzüne vurur ve kişi nurunu yitirir. Abdullah bin Abbas, günah işlemek ile ilgili düşüncelerini “hayır işlemek kişinin yüzünde ışık, kalbinde nur, rızkında bolluk, vücudunda güç, halkın kalbinde sevgi doğurur. Günah ve kötülük ise, yüzde siyahlık, kalpte karanlık, vücutta zayıflık, rızıkta eksiklik ve halkın kalbinde kin ve nefret doğurur” sözleriyle insanlığa aktarmıştır.

Günahlardan nasıl geri dönülür?

İnsanlar günaha da sevaba da meyilli yaratılmıştır. İlk Peygamber bile hata işlemiştir. İnsanları günahsız bilmek hatadır çünkü her insan günah işleyebilme potansiyeline sahiptir. Sadece ve sadece Allah hatasızdır, öyle ki peygamberlerin bile ufak hataları bulunmaktadır.

İşlenen günahı sürdürmek, devamını getirmek insanı tüketir. Bu yüzden insan günahtan elini eteğini çekmeli ve tövbe etmelidir. Tövbe, Allah’a söz verilerek insanın geçmişteki hatalarından pişmanlık duymasıdır. Hatayı sürdürüp tövbe geciktirilirse, o hata büyür ve dönülmesi güçleşir.

Günah işlemeyen kul olmaz. Allah affedicidir ve merhametlidir. Günahlardan tövbe edememek insan için bir cezadır. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmemeli ve işlenen günah ne kadar büyük olursa olsun tövbe geciktirilmemelidir. Tövbe, kararan kalpleri aydınlatmada tek yoldur.