Kapalı çarşı tarihçesi ve kadim kültürü

Ekonomi Contributor
Kapalı çarşı tarihçesi
Omar Tursic-Unsplash

Alış verişin tarihi takas sisteminden bugünkü haline gelinceye kadar epeyce değişiklik göstermiş olup, Kapalı çarşı tarihçesi uzunca bir döneme ışık tutmaktadır. Kapalı çarşı bir sultanın emriyle yapılmış, esnafının emekleriyle günümüze kadar yaşamıştır. Hala dünya üzerinde turistler tarafından en çok ziyaret edilen yerlerden biri olmayı sürdürmektedir.

Kapalı çarşı tarihçesi nasıl başlamıştır?

Tarihi kaynaklarda adı Çarşu-yı Kebir olarak geçer. Yapım emri büyük sultan Fatih Sultan Mehmet Han tarafından verilmiştir. Bu emirle ilk bedesten 1460 yılında inşa edilmiştir. Bedesten Farsça bir kelime olup mücevherlerin, kıymetli kumaşların alınıp satıldığı yer anlamına gelmektedir. Kapalı çarşıda yapılan bu ilk bedestene Cevahir adı verilmiş ve geliri Ayasofya Camisine vakfedilmek üzere Fatih Sultan Mehmet Han’a bırakılmıştır. Daha sonra Fatih Sultan Mehmet Han tarafından ikinci bir bedesten olarak Sandal Bedesteni inşa ettirilmiştir.

Bu bedesten adını, bir oluğu pamuk bir oluğu ipekten dokunan ve sandal kumaşı adı verilen kumaştan almıştır. İki bedestenden oluşan yapı en geniş haline Kanuni Sultan Süleyman zamanında ulaşmıştır. Yapıldığı dönemden itibaren ticaretin kalbi konumunda olan Kapalı çarşı, ilki 1651 de olmak üzere günümüze kadar depremler, yangınlar olmak üzere yirmiden fazla afet geçirmiştir.

Fiziki yapısı nasıldır?

Kapalı çarşının yapısıyla ilgili en detaylı bilgilere Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde rastlanır. Buna göre on yedinci yüz yıl sonunda Kapalı çarşı içinde 4399 dükkan, 497 dolap denilen küçük dükkan, 2195 oda, on iki hazine dairesi, bir hamam, on mescit, bir cami, sekiz tulumbalı kuyu, on dokuz çeşme, iki lokanta, bir türbe, bir mektep ve yirmi dört adet han bulunmaktadır.

Günümüzde dükkan ve sokak sayısının o güne nazaran daha az olmasının sebebiyse Yolgeçen han, Sarnıçlı Han, Paçavracı han, Örücüler sokağı, Tığcılar sokağı gibi yapıların 1894 yılındaki deprem sonrası onarım çalışmalarında çarşı dışında bırakılmış olmasındandır.

Kapalı çarşı kültürü nasıldır?

Yapılan işe göre sokak adlarının verildiği bu çarşıda Fesçiler, Kuyumcular, Kalpakçılar, Aynacılar gibi sokak isimleri yer alır. Çarşı ticaretinde usta-çırak ilişkisine dayanan kadim Osmanlı ticaret kültürünün kurumsallaşmış hali olan Lonca teşkilatı hakimdir. Loncalar bugünün Mimarlar Odası, Tabipler Birliği, Esnaf Odaları gibi yapılarla benzerlik gösteren yapılardır. Bu yapılar, esnafla devlet arası ilişkileri yürüten, rekabeti ve ürün kalitesinin korunmasını sağlayan, isteyen esnafa kredi verme işlevini gören oldukça faal yapılardı. Sanayi devrimiyle birlikte ticaret şeklinin değişmesiyle loncalar yok olup gitmiştir.

Kapalı çarşının kurulduğu tarihten itibaren uzunca bir dönem emanetçilik vasfıyla da gündeme gelmiştir. Esnafa duyulan güvenin ne kadar kuvvetli olduğu, sözün senet kabul edildiği bu dönemlerde esnaflar aynı zamanda emanetçilik vasfını da üstlenmişlerdir.

En bilinen Kapalı çarşı geleneği sabah işe başlamadan bütün esnafın bir araya toplanarak yaptığı “esnaf duası” dır. Günümüzde unutulmuş olan bu gelenek 2018 yılında Türk Ordusunun Afrin bölgesine yaptığı harekat sırasında tekrar hayata geçirilmiş Mehmetçik için dua edilmiştir.

En eski Kapalı çarşı esnaflarının anlatımlarında bu dua şu şekilde yapılırdı; Dua merasimi bölükbaşı tarafından başlatılır, yapana duacı başı denirdi. Duacı başı esnafı ve ahaliyi “buyurun duaya” nidasıyla duaya davet eder, zamanın padişahının, ordusunun selametine, gelmiş geçmiş esnaf ve bölükbaşlarının ruhlarına niyaz edilir, Salaten Turcina duasıyla bitirilirdi.

Kuşluk vakti yapılan bu dua sonunda bölükbaşı tellallara hitaben; “tavcılık yapılmayacağı, mal kapatılmayacağı, kefilsiz mal alınıp satılmayacağı gibi nasihatleri sıralardı. Kuşluk vaktinde açılan dükkanlar şükür dualarıyla kapanırdı. Kapalı çarşının bereketi, duayla açılıp duayla kapanan kaplılarından gelirdi.

YAZI: ŞEBNEM CENGİZALP