Kargaşa ve Kaos Zamanlarında İbadet Yapmanın Önemi Nedir?

jeremy-perkins-7FOSJVtUtac-unsplash
Fotoğraf: Jeremy Perkins-Unsplash

İslam, insanlık yararına adaletli davranan ve insanlara da adaletli davranmayı emreden bir dindir. Bu bağlamda dinimiz; yalancı şahitlik ve cinayet gibi eylemlere hoş bakmaz. Çünkü adaletin sağlanmadığı yerlerde bu eylemler kötü sonuçlar doğurur, fitneye ve kargaşaya sebep olur. Bu nokta da kargaşa zamanlarında adaletin doğru bir şekilde işleyemediği ve Müslümanlar’ın da ibadet etmekte zorlandıkları görülür.

Kaos vakitlerinde Müslümanlar nasıl davranmalıdır? Adaletin işlemediği yerde özellikle mazlumlara karşı yapılan zulümlerin arttığı görülür. Bu zulümler de yavaşça toplumu çürütür. Müslüman kişi hem bir birey hem de toplum olarak adaleti temsil eder. Bu nokta da İslam, ne kadar zor olursa olsun imandan şaşmamayı ve zulmüm karşısında sessiz kalmamayı emreder. İşte kaos ortamında yapılması gereken insani davranışlar da adaletin yanında olmak ve sessiz kalmamaktır. Ancak dinimiz diğer konularda olduğu gibi bu konuda da dünya ve ahiret yaşamının dengede götürülmesine hoş bakar. Bu bağlamda ortalıkta dolaşan fitneye rağmen, ibadetten uzaklaşmamak gerekir.

Hz. Muhammed, kargaşa zamanlarında ne yapılmasını tavsiye etmiştir? Kargaşa ve kaos ortamlarında Allah’a karşı yapılması gereken ibadetleri aksatmadan devam ettirmek oldukça zor bir eylemdir. Bu zamanlarda insanların ibadet ve Allah’a kulluk görevlerinden geri kaldığı görülür. Bunun için de Peygamber Efendimiz konuyla ilgili, “Ortalık kargaşa içindeyken ibadet etmek, bana hicret etmek gibidir.” (Müslim) buyurur. Buradan anlaşılacağı üzere kaos ve fitne anında bile ibadetine devam eden Müslümanlar, peygamberimize hicret etmiş gibi sevap ile ödüllendirilirler.

Kur’an-ı Kerim içerisinde de kişinin yalnızca kendi yaptıklarından sorumlu olduğu sık sık tekrar edilir. Bu bağlamda bir ayet-i kerimede şu ayet buyrulmuştur:

“Ey iman edenler! Siz kendi sorumluluklarınıza dikkat edin. Siz doğru gittiğiniz takdirde yanlış yola sapanlar size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır ve yapmakta olduğunuz her şeyi o zaman Allah size bildirecektir.” (Maide Suresi, 105. Ayet)

Buna göre, ortam nasıl olursa olsun kişi yalnızca kendini bilmeli ve başkalarının düştüğü sapkınlıktan uzak durmalıdır. Fitne zamanlarında yalan ve zenginliği arttığı, adam öldürmenin normalleştiği ve haram malların da helal sayıldığı bilinir. Buna göre mümin kişinin dinin hüküm ve gerekliliklerine göre hareket etmesi, ahiret yaşamında nimet olarak kendisine geri dönecektir.

Fitne zamanlarında ibadet etmenin faziletleri nelerdir? Allah yaratmış olduğu kulların fıtratını bilen ve içinden geçirdiğini de görendir. Bu noktada insanların düşebileceği fitne ve kaos ortamlarına karşın onları Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed aracılığı ile uyarmıştır. Bu uyarılara kulak vermek, ahirette kurtuluşa ermenin tek yoludur. Fitne vakitlerinde, nefsin ve şeytanın vesvesesine galip gelmek insan için pek zor bir eylemdir. Ancak bu eylemin mükafatı da aynı oranda büyüktür.

Hz. Muhammed, “Kim ümmetimin fesadı zamanında sünnetime sarılırsa ona yüz şehit sevabı vardır.” (Taberani) buyurmuştur. İslam inancında şehitlik, peygamberlik sonrasında erişilebilecek en yüksek makamdır. Peygamber Efendimiz’in hadisi bu bilgi ışığı altında incelendiğinde kaos vakitlerinde ibadet etmenin ne kadar önemli olduğu anlaşılır. Burada kast edilen sünnet de Hz. Muhammed’in yoludur. Yani Allah ve İslam’ın hükümleri doğrultusunda hareket etmektir. Dolayısı ile fitne ve fesadın baş gösterdiği zorlu zamanlarda Müslümanlar’a düşen en büyük vazife ibadete sarılmaktır. Zaten bir kişiye verilebilecek en büyük fitne, onu Allah ve Kur’an-ı Kerim’in yolundan saptırmak olur. İmanlı bir kimse bunu bildiği halde şeytan ve nefsinin emirlerine uymaz.

Düşüncelerini paylaşmak ister misin?

Bizimle iletişime geç!