Görüş 25-Haz-2020

Kendini Yönetme Sanatı; İrade Terbiyesi

Author
Ceren Yılmaz
Yazar

Dürtüleriyle değil de aklıyla hareket eden insan için en büyük nimet, irade kabiliyetinin olmasıdır. İnsanın en güçlü yönü, bir şeyi arzu ettiği halde yapmama iradesi göstermesidir. Dürtülerini yönetmek, olgun insan için paha biçilmez bir kazanımdır. Bilindiği gibi bütün başarısızlıkların, aldanışların ve günaha sürüklenmenin temelinde irade zayıflığı yatar. Kendimi tutamadım, şeytana uydum gibi serzenişler sorunların irade kaynaklı olduğunu gösterir. Bu yüzden irade eğitimi ihmal edilmemesi gereken hayati bir konudur.

İnsan üzerine yapılan araştırmalar insanın hayatında arzu ettiği şeyleri elde edebilmesi için en önemli iki etkenin zeka ve irade olduğunu söyler. Kişinin istediği maddi manevi her ne olursa olsun kazanması için en temelde zeka ve iradeye ihtiyaç duyar. Zekanın oluşumunda genetik faktörler, sosyoekonomik durum gibi etkenler söz konusu. İnsanın belli bir yaştan sonra zekasını geliştirmek için yapabileceği çok fazla bir şey yok. Ancak irade çok şükür ki böyle değil. İnsan kaç yaşında olursa olsun iradesini geliştirebilir. Tabi ki erken yaşlarda özellikle gençlik döneminde yapılacak bir irade eğitimi çok daha zahmetsiz ve çok daha kalıcı olacaktır. Ancak insan her koşulda, her yaşta iradesini eğitilebilir yeter ki bunu istesin ve gereken çabayı göstersin.

İnsanı mutsuz eden ve hayatını zorlaştıran en önemli sorunların başında irade zayıflığı sonucu ortaya çıkan problemler gelmektedir. Şiddetten tembelliğe, ertelemeden bağımlılıklara, sağlıksız beslenmeden hareketsiz yaşamaya kadar çok sayıda problemin temelinde irade zayıflığı yatıyor. Dolayısıyla irade terbiyesi insanı gelecek başarı ve mutluluklara taşımanın yanı sıra bugünkü problemlerini de ortadan kaldırmasını sağlayacaktır.

İrade terbiyesinde ilk adım hiç şüphesiz farkındalıktır. Bu sayede insan, kendi iradesiyle alakalı fikir sahibi olur, irade anlamında zayıflıklarını bilir ve bu zayıflıkların üzerine giderek iradesini güçlendirmeye çalışmalıdır. Dolayısıyla kişi irade anlamında ilk adımını farkındalığını geliştirerek atmalıdır. İrade terbiyesinde önemli bir adım da egzersiz yapılmasıdır. Kişi iradesini terbiye etmek için iradesini günlük yaşamın çeşitli alanlarında denemeli ve sınamalıdır. Tıpkı bir sporcunun antrenmana başlamadan önce ısınma hareketleri yapması gibi irade talimi yapılmalıdır. İrade üzerine yapılan çalışmalar, iradenin aynı insan vücudundaki bir kas gibi az kullanıldığı zaman zayıfladığını gösteriyor.

Kişi iradesini kullanarak istek ve arzularını dizginleyebilmeli ve ilerlemesine engel olacak isteklerini yok sayabilmelidir. İnsanın iradesine güç kazandıracak idealleri, hedefleri olmalıdır. Yani insanın iradesini kullanması, isteklerine hayır diyebilmesi için bir sebebinin olması gerekir. Bu noktada hiç şüphesiz kişinin hayatını anlamlandırması, varlığına bir mana kazandırması önemlidir. Bunu yaptıktan sonra ne kadar sağlam sebepler ve ne kadar gerçekçi anlamlar bulursa iradesi onlara dayanacağından o kadar güçlü bir iradeye sahip olacaktır.

İslamiyet, insanları başıboş bırakmaz, onları yönlendirir. “Şu haramdır, uzak dur! Bu helaldir, istifade et!” der. Bu yönden baktığımızda, irade eğitiminin esasının dindarlık olduğunu söyleyebiliriz. Dinine kuvvetle bağlı olan kişi, iradesini dinin gösterdiği esaslar doğrultusunda kullanır, haramdan kaçar, helalden yararlanır. Rabbimiz buyuruyor ki, “Kim Allah’ın huzurunda duracağı günden korkar ve nefsinin kötü arzularına karşı muhalefet eder, onu men ederse onun varacağı yer cennettir.” (Naziat Suresi, 40-41. Ayet)

Hayatın anlam ve gayesini imanından alan insan, ömrünü sadece beşeri istek ve arzularını tatmin etmekle geçirmez. Beşeri ihtiyaçların bir amaç değil kulluk için bir araç olduğunu bilir. İrade terbiyesi, duygu ve arzuları görmezden gelme ya da yok etme değil, yönetmek ve istenilen hale getirmektir.

Düşüncelerini paylaşmak ister misin?

Bizimle iletişime geç!

İlgili makaleler
Görüş
Görüş 10-Ağu-2020
no-woman-photo-150x150
Ceren Yılmaz
Yazar

Küresel ekonomik sistemin dayatması sonucunda tüketim çok farklı bir anlam ve boyut kazanmış, insanlar giderek daha fazla tüketmeye adeta zorunlu hale getirilmiştir. İnsanlar gösteriş amaçlı tüketim yaptığı ölçüde değerli ve makbul olmuş; kendi eliyle ürettiği eşya, bir bakıma kendisinden daha üstün konuma getirilmiştir. Tüketimin teşvik edilmesiyle sürekli tüketen, ancak ahlaki ve kültürel zenginlikten yoksun, başkalarının ihtiyaçlarına ve yaşadığı dünyaya karşı duyarsız, saygısız tek yönlü insanlar oluşmuş ve oluşan bu insan tipi, mutluluğu tüketimde arar hale gelmiştir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 09-Ağu-2020
no-woman-photo-150x150
Ceren Yılmaz
Yazar

Fakirlik, öteden beri insanlığın ortak kaderi olmuş en temel problemlerden biridir. Tarihte yaşamış en eski milletlerden günümüze değin, toplumlar ‘zenginler ve yoksullar’ olarak iki ana katmana ayrılmıştır. Zenginler ve soylular sınıfı mevcut imkanlardan olabildiğince faydalanırken, yoksul kesim ise yokluklar içerisinde hayatlarını sürdürmeye mahkum edildiler.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 06-Ağu-2020
no-woman-photo-150x150
Ceren Yılmaz
Yazar

“Sözünü yerine getirme, sözünde durma, borcunu ödeme” diye açıklanmışsa da lügatlerde vefanın anlamı, aslında insana şahsiyet kazandıran, Müslüman’ın ahlakını şekillendiren bir olgudur. Vefa gösterilmeye en layık, Allah ve Resulü’dür her şeyden önce ve İslam’a bağlılık vefanın kendisidir aslında. “Kim ahdine vefa eder ve sakınırsa şüphesiz Allah da sakınanları sever.” (Al- i İmran, 76. Ayet), müjdesine muhatap olmanın yoludur ahde vefa.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 19-Tem-2020
Author
Ceren Yılmaz
Yazar

Deizm, günümüzde insani ve toplumsal değerlerin alt üst edilmesiyle giderek yaygınlaşan bir olgudur. Küreselcilik anlayışı, toplumları kimliksizliğe sürüklediği gibi bireyleri de değerlerinden, kültürlerinden, inançlarından uzaklaştırarak kimliksizleştirme çabası içindedir. Toplum ve bireyleri kimliksizleştirmenin en ileri adımı da din olgusunu ortadan kaldırmak, Allah ya da Tanrı anlayışından kopararak yapayalnız, çaresiz bırakmak ve daha kolay yönetilebilir hale getirmektir.

Devamı Devamı