Kimdir bu çingene ırkı?

Toplum 31 Oca 2021 Contributor
çingene ırkı
Gaziantep Mozaik Müzesi'nde yer alan ünlü "Çingene kızı" mozaiği. Creapictures-Dreamstime.com

Hemen hemen dünyanın her yerinde neşeli mizaçları, yaşam tarzları ve göçebe kültürleriyle var olan çingene ırkı, Hindistan menşeili bir ırktır. Çingene adının kökeni olarak tam olarak bilinmese de, Hindistan bağlantısından dolayı, musikiye ve dansa eğilimi olan çangar, zingar halklarından geldiği düşünülmüştür.

Diğer ülkelerde Çingene ırkı nasıl adlandırılmıştır? Çingenelerin İran, Mısır, Kuzey Afrika, Amerika ve birçok Avrupa ülkesinde yaşadığı görülmektedir. Yaşam tarzları, dilleri ve görünüşleriyle yaşadıkları ülke milletlerinden farklıdırlar. Çingene ırkından olanlar Arap’lar arasında Gaci, Yunanistan’da Zapari, Ermenistan’da Boşa, Macaristan’da Faraonepe, İran’da Çingane, İtalya’da Zingare, Almanca’da Zingauer ve Türkiye’de Çingene adıyla anılmaktadırlar. Fakat Çingeneler kendilerini genelde rom/romany (insan) olarak adlandırmışlardır.

Köken olarak çingene ırkı nerelidir?

Kaynaklar Çingenelerin beşinci yüz yıl yıllarında Hindistan içinde gezici bir hayat yaşarken o dönemdeki devlet yönetimi tarafından, idarelerinin kolaylaşması amacıyla yerleşik hayata zorlanmaları sebebiyle göçe başladıklarını belirtmektedir. Ünlü İran’lı İslam ve tarih alimi Taberi, bir eserinde, Çingenelerin Hz. Nuh’un oğlu Yasef’in soyundan olup, anayurtlarının Sind ve Hind olduğu bilgisini vermiştir. Bazı tarihçilerse, Avrupa’ya göçlerinin Mısır üzerinden olması hasebiyle Mısır kökenli olduklarını düşünmüşlerdir. Ancak göç noktası olması dışında kayıtlarda Çingene ırkının Mısırla bir bağlantısı bulunamamıştır. Bu sebeple yaygın görüş Hint kökenli oldukları yönündedir.

Osmanlı’da yaşantıları nasıldı?

Tarih kaynaklarına göre Hindistan’dan başlayan göçle Osmanlı topraklarında da yaygın bir halde bulunan Çingene ırkının, en değer gördüğü toprakların Osmanlı toprakları olduğu anlaşılmakta. Gittikleri diğer memleketlerde dışlanan, değiştirilmeye çalışılan çingenelerin, yerleşik hayata geçmeleri ya da ülkeyi terk etmeleri gibi baskılara rağmen özlerini korudukları gözlemlenmekte. Kayıtlara göre Osmanlı himayesindeki Çingene ırkı Kıbtiyan-ı Vilayet-i Rum-i olarak adlandırılmıştır.

Osmanlı yönetimi tarafından disiplin altına alınmış olan Çingene halkına orduda yardımcı görevler verildiği, gemi tamiri, gemi malzeme temini, köprü ve kalelerin tamiri, orduya erzak temini gibi işlerde çalıştıkları, asla dışlanmadıkları anlaşılmaktadır. Bu ülke topraklarında haksızlık karşısında kadıya başvurma, haklarını arama hürriyetlerinden asla mahrum bırakılmadıkları görülmektedir. Bu, Osmanlı mahiyeti altındaki Çingene ırkının resmi olarak tanındığı anlamında da gelmiştir.

Evliya Çelebi’nin kayıtlarında Çingene ırkına ait resmi düzenlemelerin ilk olarak Fatih Sultan Mehmet zamanında yapıldığını gösterir. Bu düzenlemelerde bir sancak beyliği statüsünde değerlendirilen bu ırk mensuplarının, hangi kazalarda dolaşabilecekleri, bulundukları toplulukları terk etmemeleri, terk ederlerse yakalanıp cemaatlerine teslim edilecekleri, Müslüman olan çingenelerle Gayrimüslim çingenelerin cemaatlerinin karıştırılmamasını, birlikte konup göçemeyeceklerini, bir birlerinde kız alıp verememelerini, Müslüman ve Gayrimüslim Çingenelerin ödeyecekleri cizye miktarları gibi hususlar kayıt altına alınmıştır.

Fatih Sultan Mehmet döneminde Çingene halkının Sulukule, Kasımpaşa, Ayvansaray, Yenibahçe ve Selamsız bölgelerinde yaygın olarak yaşadıkları görülür. İstanbul sınırları içinde yerleşik hayat geçen ilk Çingene halkının Hacı Hüsrev mahallesine yerleştikleri kayıtlarda yer almaktadır.

Meslekleri genel olarak neydi?

Geleneksel olarak Çingene halkı meslekleri nalbantlık, kalaycılık, bakırcılık, seyislik, şifacılık, falcılık, müzisyenlik, çengilik, bohçacılık, hallaçlık, demircilik olarak geçmektedir. Özellikle demircilik konusunda usta olan Çingene’lerin, Süleymaniye Camisi inşaatında çalıştıkları tutulan kayıtlarda yer almaktadır. Bu kayıtlarda, iskeleler için gerekli olan çivilerin Çingene Derviş tarafından imal edildiği, ayrıca fıtık geçiren işçilere Kıpti kadınlar tarafından fıtık tedavisi uygulandığı belirtilmektedir. Musikiye ve çengiye olan yetenekleri sayesinde Osmanlı sarayı eğlencelerinde yer alan Çingene’lerin, Sultan 3. Murad’ın oğlu Mehmet’in sünnet düğününe kendilerini temsilen kırmızı beyaz bir sancak taşıyarak katıldıkları da kayıtlarda yer almaktadır.

Ülkemizde hala varlıklarını sürdüren, örf, adet ve yaşam tarzlarını, kendilerine ait konuşma jargonlarını koruyan Çingene ırkı içinden, nice usta müzisyenler sanatçılar çıkmıştır. Sıra dışı yaşamlarıyla, neşeli tavırlarıyla, tanınmış kişi olsalar da, kendileriyle gurur duymayı her zaman başarmış, asıllarını asla inkar etmemişlerdir.