Görüş 25-Tem-2020

Kimlik Oluşumunda Okul Kavramı

Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Günümüz modern toplumlarının baş edilemez hale getirdiği yozlaşma, yabancılaşma, şiddet sorunları her geçen gün televizyon programlarının, sempozyumların, kişisel gelişim seminerlerinin başlıca konusu haline gelmiştir. Çevresel faktörlerdeki bu dejenerasyonun en büyük dezavantajı ise kişisel gelişim adımlarında bireyin içinde yetişeceği toplum ile etkileşiyor olmasıdır. İstenilen karakterde çocuklar yetiştirmede ilk eğitsel alanlar aile ve okul olup diğer toplumsal kurumlar zamanla bu silsileye katılmaktadır.

Çocuklar için okul ortamı planlı şekilde en uzun etkileşim süreli ve en rekabetçi ortamı sunan kurumdur. Aile ortamı ve okul, iyi, ahlaklı, erdemli ve sağlam bir karaktere sahip bireyler yetiştirmede ortak hedefe sahiptir.

Kişilik denen şey bir şahsiyet olarak insanın bütün özelliklerini anlatan bir kavramdır. Tek bir tanımı olmayan kişilik kısaca; doğuştan getirilen beden yapısı, konuşma tarzı, yetenek gibi genetik mirasların çevresel faktörlerden de etkilenerek oluşturulduğu bir bütündür.

Bireyin öğrenme kaynaklarından en etkili olanlarından olan okulda arkadaş çevresi ve öğretmenler ilk etapta en etkili öğelerdir. Aile ortamında başlayan eğitim okul ile devam edecektir. Çocuklar okula başlayınca yepyeni bir sosyal çevreye kavuşur ve bu sosyal çevre içinde zihinsel gelişim süreci hızlı bir şekilde başlar. Bir sistemler bütünü olan eğitim hayatında bireye, sosyal ve kültürel değerler aktarılarak topluma uyum için gerekli belli davranış kalıpları öğretilir. Bu yönüyle okul, toplumsal yapının temel taşı olan insana, toplumun bir üyesi olma statüsünün kazandırıldığı ilk kurumsal yapıdır.

Okulda öğretmenler tarafından öğrencilere kazandırılacak bilgi, beceri ve davranışların niteliği ve içeriği çocuğun karakter inşasında önemli bir yer tutar. Okulun eğitim ortamı aile ortamına göre daha sistemli ve kontrollü bir ortamdır. Karakter eğitimi bir süreç işi olduğundan uzun yıllar sürecek okul hayatında birey, belli bir disiplin içinde kendisine ve çevresine saygılı olmayı, dürüstlük, güvenilirlik, yardımseverlik, cesaret, azim, sadakat gibi erdemlere sahip bir kişilik olma yolunda yürümeyi öğrenir.

Sosyal normlar diyebileceğimiz davranış kalıpları, değerleri ve tutumları okul içinde öğrenen çocuk, diğer çocuklar ile birlikte paralellik gösteren davranış şekli oluşturmaya teşvik edilir. Bu toplumsal uyumun ilk adımıdır. Psikiyatristlere göre bir çocuğun ruh ve davranış bozukluklarında başlıca iki etmen vardır: Birincisi kalıtsal faktör, ikincisi ise içinde yaşanılan toplumsal ve ekonomik nedenlerle gelişebilen çevresel dinamiklerdir. Çocuğun çevresinde iletişim kurduğu bu ilk dinamik yapı olarak okullar, planlı ve köklü ortamlar olmaları ile kişiliğe şekil vermede en etkili ortamlardır. İçine doğulan toplumun değer yargıları ve kültür özelliklerini çocuğa geçirebildiği oranda başarılı sayılabilecek okullar bu görevleri itibari ile bireyleri toplumda oynayacakları rollere hazırlarlar. Doğru ve yanlışı ayırmaya yardımcı olan değerler bütünü gözlem ve etkileşim sonucu tecrübe edilerek öğrenilen değerlerdir. Bu açıdan bakıldığında okul ortamında rol modellerin önemi de ortaya çıkmaktadır.

Okul denilince ilk etapta akla gelen okulun bilgi verme yönüdür. Fakat okul ortamından, çocukların iyi ahlaklı, karakterli bir bireye dönüşmesi beklentisi de vardır. Alınan bilgilerin hayata uygulanabilir ve geliştirebilir olması duygularla bütünleşmesi ile mümkün olacaktır. Yani başka bir deyişle okul öncesi aile içi eğitimde duygular geliştirilmemiş ya da doğru yönlendirilmemişse okulun verdiği bilgi çocuk tarafından içselleştirilmeyecek ve ezberde kalacaktır.

Sonuç olarak her bireyin doğduğu güvenli konfor alanından ilk çıkışı okul ile olacaktır. Burada otomatik bir güven ortamı olmayıp çocuk kendi kişisel becerileri, azmi, getirdiği kalıtsal özelliklerini öğrendikleri ile ne kadar iyi harmanlar ise iyi bir şahsiyet olma yolunda emin adımlar atacaktır. Bu sebepledir ki okul çocuklarımızın hayatında önemli dönüm noktalarındandır.

İlgili makaleler
Görüş
Görüş 12-Eyl-2020
no-woman-photo-150x150
Şebnem Cengizalp
Yazar

Kur’an-ı Kerim terimi olan “vesvese”, varlığı şeytan varlığı ile özdeşleşen zihnine sinsice yerleştiği insan için kurtulması gereken kötü telkinlerdir. İlahi kılavuzumuz Kur’an-ı Kerim’de vesvese, şeytan ya da nefsin insana fısıldadıkları olarak tanımlanır. Ve bu fısıltılar insan için saptırıcı, şüpheye ve tereddüde düşürücü, dine aykırı davranışlara sürükleyicidir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 27-Ağu-2020
Şebnem Cengizalp
Yazar

Günümüzde, teknoloji ile oldukça hızlanan hayatlarımıza gelen yenilikler yanında nelerin kaybolup gittiğini bazen hatırlıyor bazen de modern çağ denizinin hırçın dalgaları arasında umursamadan akıp gidiyoruz. Hatırladığımız zamanların klasik cümlesi ise nerede o eski bayramlar, nerede o eski günler gibi cümleler oluyor.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 18-Ağu-2020
no-woman-photo-150x150
Şebnem Cengizalp
Yazar

“Din” kelimesi Kur’an-ı Kerim’de doksan iki farklı yerde geçmekte ve zül, yönetme, itaat, hüküm, tapınma, tevhit, İslam, şeriat, adet, ceza, hesap gibi anlamlarına örnekler vererek açıklanmaktadır.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 03-Ağu-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Pek çok tanımı bulunan kültür kavramı, genel bir tanımı ile bireyin yaşadığı toplum içinde öğrendiklerini nesilden nesle aktardığı bir bilgi mirasıdır diyebiliriz. Toplumun yaşadığı coğrafya ve iklime göre dil ve dinin de içinde bulunduğu unsurlarla gelenek göreneklerin oluşturulmuş halidir.

Devamı Devamı