Kişilik ve Mizaç

ID 55649080 © Leo Lintang | Dreamstime.com
ID 55649080 © Leo Lintang | Dreamstime.com

Kişilik denen olgu, her insanı birbirinden ayıran ve içine doğduğu yaşama göre pek çok kombinasyonu barındıran, kişinin kendisi ve çevresi ile kurduğu ilişkilerin bedensel, ruhsal ve düşünsel farklılıklar bütünüdür. Bu ilişkiler bütünü içinde kurulan ilişkiler ve bu ilişkilerde durum ve ortamlara göre verilen tepkilerin farklılığı kişilik farklılıklarından kaynaklanır.

İnsanları birbirlerinden farklı kılan, kendisi ve çevresindekilere bakış acıları, onlarla kurabildiği ilişki düzeyleri ve tepkilerini kapsayan çeşitli ortamlarda kendini gösteren bedensel, düşünsel ve ruhsal özelliklerdir. Bu özelliklerin kişinin çevreye uyumunu bozup, günlük işlevselliğini bozması, kendinde gerilim-kaygı hali oluşturup, içinde yaşanılan kültürün beklentilerinden sapma gösteren, süreklilik taşıyan bir hal alması durumunda kişilik bozukluğundan bahsedilir. İçinde yaşanılan toplum içinde olayları ve kişileri algılamada verilen tepkilerde öfke, heyecan, istek ve dürtülerin kontrolü noktasındaki aşırılık ya da normal dışı davranışlarda kişilik bozukluğundan söz edilir. Aslında bugüne kadar yapılmış bir kişilik tanımı yoktur. Kişilik konusunda üretilen fikir ve tanımlar oldukça çeşitlilik gösterir. Bu tanımlardan biri şöyledir; “Kişilik, hem doğuştan kalıtsal özelliklerin hem çevresel faktörlerin oluşturduğu davranışlar bütünüdür.”

Yukarıda yaptığımız kişilik tanımlarımıza şimdi de mizaç hakkındaki tanımlarımızı getirerek aradaki fark ve benzerlikleri göreceğiz. Mizaç, genel olarak insanda bulunan ve kalıtsal özelliklerden kaynaklanan temel yapıdır. Bu anlamda mizaç tıpkı karakter gibi kişiliğin bir parçası durumundadır. Kişinin dış uyaranlara karşı doğuştan getirdiği yapısal özellikleri ile verdiği cevaptır.

Daha küçücük bir bebekken bile mizaçtaki farklılıklar gözlemlenebilir. Bazı bebeklerin sakin yapıları ile daha kolay gülebildikleri mutlu oldukları gözlenirken, bazı bebeklerin zor bebek tanımlamasına girdikleri görülür. Tıbbın meşhur doktoru Hipokrat’a göre dört farklı insan mizacı mevcuttu. Hipokrat’a göre mizaç ve kişinin sağlığı yine dört maddenin dengesine bağlı idi. Bunlar kan, kara safra, sarı safra ve balgamdı. Bu sıvıların her insandaki farklı oranlarda bulunması mizaç farklılıklarını doğurmaktaydı. Buna göre Hipokrat’tan yüzyıllar sonra Galen bu salgıların baskınlığına göre dört ana mizacı şu şekilde açıkladı: Sarı safra asabi insanları, kara safra melankolik insanları, balgam soğukkanlı insanları, kan ise ümitli mutlu ve dışa dönük insanları temsil etti.

Geleneksel tıptaki tanımlamalar çok çeşitli ve karmaşık görünse de yıllar içinde pek değişmeden bu dört ana unsur üzerinden yapılageldi. İnsanda var olan tabiat, yaradılış ve huy olarak da duyduğumuz mizaç kavramının, zamanla az bir oranda da olsa değişebildiği bazı uzmanlarca kabul edilse de atasözlerimizde huylunun huyundan vazgeçmeyeceği de meşhur bir görüş olarak hep yer aldı.

Her mizaç tipindeki insanın farklı motivasyon, algılama, bakış açısı, ve olayları değerlendirmede kriter farklılıkları mevcuttur. Günümüz psikoloji alanında insanlar dokuz ayrı mizaçta sınıflandırılmaya çalışılmıştır. Ve son yapılan araştırmalara göre kalıtsal olan bu tabiat yapısı değişmemektedir.

Bu dokuz mizaç tipinin ana başlıkları ile özelliklerinden kısaca bahsedecek olursak; mükemmelliyetçi ağır başlı mizaç, kendine güvenli oldukça dışa dönük mizaç, ilişki odaklı sevecen kırılgan mizaç, kibar naif ve yoğun hayal gücüne sahip mizaç, içe dönük ve sessiz mizaç, yaşamın her alanında titiz olan entelektüel bir yapı sergileyen mizaç, dışa dönük eğlenceli ve enerjik mizaç, cesur kendinden emin ve liderlik özellikleri ağır basan mizaç, uyumlu sakin utangaç mizaç.