Kıskançlık ve azim birbirinden nasıl ayrılır?

Psikoloji Buket Cengizalp
kıskançlık
Fabien Wl-Unsplash

İnsan düşünen bir varlıktır. Bir insanda kıskançlık ve azim gibi duygular neden vardır? Bu duygular günah mıdır? Hangisi ne zaman gereklidir? Kıskanmak normal midir? Günah mıdır? Azimli olmak hangi durumlarda işe yarar. İşte tüm bu soruların yanıtlarını bu yazımızda vermeye çalıştık.

Allahü Teala Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette haset ve kıskançlığın günah olduğunu buyurmuştur. Yüce Allah kullarına haset ve kıskançlıktan her zaman uzak durmaları gerektiğini emretmiştir. Kur’an’da şöyle buyrulur:

“Ehl-i kitaptan çoğu, hakikat kendilerine apaçık belli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü, sizi imanınızdan vazgeçirip küfre döndürmek istediler. Yine de siz, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedip bağışlayın. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.” (Bakara Suresi, 109. Ayet)

Bu ayetten de anlaşılacağı gibi kıskançlık bir müminde olmaması gereken, kötü bir özelliktir. Kıskanç kişiler kalp güzelliklerini noksan bırakmışlar demektir. Haset ve kıskançlık bir insanın özgüvensiz olduğunun delaletidir.

Kıskançlık ve azim farklıdır

Sebat etmek, azmetmek bir insanın doğasında olması gereken vasıflardan kabul edilir. Bu fani dünya yaşamında azimli olmak, çalışmak çok önemli meziyetlerdir. Hayra, iyiliğe, güzelliğe, doğruya ve dürüstlüğe doğru yönelmek bir Müslüman’da olması gereken asıl güzel huyların başında gelir.

Ancak azimli olmakla kıskanç olmak birbirine karıştırılmamalıdır. İkisi birbirinden tamamen farklıdır. Hatta bu iki kavram birbirinin zıttıdır. Kıskanmak kötülüğü barındırır. Oysa azim, iyilikle güzele doğru sebat ederek ilerlemeyi temsil eder.

Bir mümin diğer bir müminin hayatına gıpta edebilir. Ancak kıskanırsa bu, fesatlığa, hasete ve kötü niyete girer. Kıskanç insanın kalbi kararır. Kalbi kararan insan ise Yüce Allah’ın buyurduğu gibi huzur dolu, iyilik dolu bir kalbe sahip olamaz.

Allah bizlere akıl vermiştir. Bu aklımızı kullanarak çalışmalı, sebat etmeli ve istediğimiz hayırlı işler için mücadele etmeliyiz. Bir müminin hayırlı bir işine gıpta ile bakmak bizleri iyilik yapmaya doğru yönlendirir. Motivasyon kaynağı olur. Ancak o kişiyi kıskanmak ve “Neden onun var benim yok.” gibi cümleler kurmak bizleri mutsuz eder. Ayrıca neredeyse haşa Allah’a şirk koşmaktır.

Allah’ın kime neyi bahşettiğini, kim için neyi uygun gördüğünü yine Allahü Teala’nın kendisinden başka hiçbir kimse/şey bilemez. Her şeyin en hayırlısını Allah bilir. O, herkese her şeyi kararında ve ölçüsünde nasip eder. Bizler aciz kullar olarak Yüce Allah’tan sadece bizlere merhamet etmesini ve günahlarımızı affetmesini dileyebiliriz. Bunun için dua etmeliyiz. Şükredip, kanaat etmeliyiz. İstediğimiz şeylerin hayırlıysa bizlere nasip olmasını da yine Yüce Allah’tan dilemeliyiz.

İçimizi kemiren bu duygudan nasıl kurtuluruz?

Başkalarının hayatlarına dışarıdan bir gözle bakıp, onların hayatlarını kıskanmak bizlere yalnızca ve yalnızca mutsuzluk verir. Bu tür olumsuz, negatif duygular, düşüncelerse eylemlerimizi kısıtlar. Harekete geçmemizi engeller. Örneğin falanca kişinin filanca malı mülkü vardır, niye sizin olmadığını kendinize sorarsınız. Kendinizi şanssız, o kişiyi de çok şanslı hissedersiniz. Oysa siz sadece bu kişinin hayatına dışarıdan tanık oluyorsunuzdur. O malı mülkü nasıl yaptığı, nasıl sebat ettiği, nasıl çalıştığı, çabaladığı ile ilgilenmez sadece sonuca odaklanırsanız bütünü gözden kaçırmış olursunuz.

Halbuki sizin neler yaptığınıza, çabanıza, azminize, gayretinize, haram-helal kavramlarını yaşamınıza adapte ediş şeklinize bakmanız yeterlidir. Dünya malı dünyada kalır.

Tıpkı Kur’an’da Yüce Allah’ın buyurduğu gibi:

“Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık.” (İsra Suresi, 13. Ayet)

Bu ayeti kerimeden de anlayacağımız üzere: Gıpta etmek motive eder. Azmetmek, çabalamak başarıya götürür. Kıskanmaksa sadece kalpleri çürütür.