Kıssalar Bize Anlatır?

dreamstime_xs_153060537
Fotoğraf: © Oleksii Yaremenko | Dreamstime.com

Yüce Rabb’imizden bize peygamberimiz Hz. Muhammed tarafından iletilen ilahi, hayati öneme sahip, mucizevi mesajlar bütünüdür Kur-an’ı Kerim. Genel olarak baktığımızda insanın, bu dünyaya emanetçi bir kul olarak gönderildiğini ve bu kulluk bilinci ile dünyada yaşama esaslarını ayrıntılı bir şekilde anlatır müminlere.

Bizden istenen bu mesajları okumamız, anlamamız ve uygulamamızdır. Cep telefonlarımıza gelen yüzlerce, binlerce mesajı okuyup cevaplarız, gereğini yaparız. Ya Kur-an’ı Kerim’in mesajlarını?

Sanki, kul olma bilincini, esaslarını ve sonunda kazanacağı ahiret hayatının nasıllığını öğrenme çabasında olan müminin kalbine bu esasları iyice nakşetmek için kıssalara yer verilmiştir Kur-an’ı Kerim’de. Kimi çok gizemli kimi açık ve net mesaja sahip kıssalar. Bu kıssaların sebepsiz ve hikmetsiz olduğu asla düşünülemez elbette. Her fırsatta aklını kullanması öğütlenen insandan kıssadan hisse çıkarma yeteneğini de bahşeden yüce Allah bunu kullanmasını da isteyecektir elbet.

Mümin kişi başına gelen felaketler ve imtihanlar karşısında nasıl davranması gerektiğini öğrenir birçoğunda; Allah’a sığınmanın insanı nasıl güvende hissettireceğini, hiçbir şeyin sebepsiz olmadığını, zorluklara sabır ile göğüs germenin zorluğunu ama ne kadar da erdemli olduğunu…

Hepsi ayrı ayrı mucizevi anlatımlarda olan kıssalardan bir örnek:

“Hani Davut’ un yanına girmişlerdi de Davut onlardan korkmuştu. Onlar, ‘Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet’ dediler. İçlerinden biri şöyle dedi: Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken ‘Onu da bana ver’ dedi ve tartışmada beni bastırdı.” “Davut dedi ki: ‘Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır.’ Davut, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabb’inden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi. Biz de bunu ona bağışladık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. Ona dedik ki: ‘Ey Davut! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır.” (Sa’d Suresi, 22-23-24-25-26. Ayetler)

Anlatılan olayda Hz. Davut bir koyun sahibini dinledikten sonra hükmünü vermiş ve ilginçtir ki hemen sonrasında secdeye kapanıp tövbe etmiştir. İlk okuyuşta bize de mantıklı gelen 99 koyunu olanın bir koyunu olana haksızlık yapmaya çalıştığıdır. Sanırız aynı şekilde düşünen Davut Peygamber bir koyun sahibini dinleyip 99 koyun sahibini dinlemeden hüküm vermiştir. Fakat hemen sonrasında 99 koyun sahibine savunma hakkı tanımadan hüküm verdiğinin farkına varmıştır ve secde ederek Allah’tan affını dilemiştir diyor bazı müfessirler. Bu ne ince bir detaydır. Bu kadar incelikli bir adalet duygusu ile yönetilebilseydi bu dünya ne güzel bir yer olurdu düşünebiliyor musunuz? Tabii ki en doğrusunu Allah-u Alem bilir. Bu bir yorumdur.

Bunun gibi kıssaları yorumlamaya çalışmak kıssalar hakkında kafa yormak, okumak, araştırmak insana eşsiz kapılar açmakta. Tek başımıza bir hüküm vermek haddimiz olmasa da yüce Rabb’imizin anlama gayretimizi de mükafatlandıracağını umarak çokça okumalıyız araştırmalıyız. Kendimize yeni ufuklar açmak, imanımızı güçlendirmek için kıssaları çözmemiz gereken bilmeceler gibi görerek amaç edinmek biz müminlere çok şey kazandıracaktır. Genel olarak Kur-an’ı Kerim’i araştırmak anlamaya çalışmak yüce Rabb’imizin bizden istediği yegane kulluk görevimiz olduğuna göre tüm müminlere Kur-an’ı anlama yolunda adanmış bir ömür dilerim.