Kitapseverlerin Uğrak Yerleri Sahaflar

carolyn-v-bb8WmgqWfeg-unsplash
Fotoğraf: Carolyn V-Unsplash

Bugün internet üzerinden kitap almak çok yaygın bir kullanım haline gelmiş olsa da kitapların kokusu ile dolu bir sahafı ziyaret etmenin yerini hiçbir zaman dolduramaz. Sahaflar gerçek kitapseverlerin uğrak yeri olmaya devam ediyor. Sahaflar okurseverler için bir keşif alanı, orada hiç tahmin etmeyeceğiniz eski kitapları bulmak mümkün. Sahafa gitmek demek kitaplarla dolu rafların önünde oturmak, bir kitaptan diğer kitaba geçerek tarihte edebi bir yolculuğa çıkmak anlamına geliyor. Sevdiğiniz yazarların ilk çevirilerini bulmak ya da Türkçe romanların ilk baskılarına erişmek sahaflarda mümkün.

Klasik eserlerin telifleri olmadığı için çok kötü çevirilerle piyasaya sürüldüğü gerçeğine karşın aynı eserlerin özenli çevirilerini bulmak sahafların bir diğer faydası. Sahafı işleten kişiler de kitap kurdu kişiler olduğu için onlarla sohbet ederek hiç tahmin etmediğiniz kitap bilgilerine ulaşabilirsiniz.

Sahafların arasından aile mirası olarak devam edenler yine bilgi birikimleri ile yaptıkları işe değer katıyorlar. Sahaflar arasında dördüncü kuşak sahaflara rastlamak mümkün. İstanbul’da efsanevi Beyazıt Sahaflar Çarşısı’nın son temsilcisi olarak İbrahim Manav gösteriliyor. O eline geçen bir kitabın sayfalarının kağıt özelliklerinden, kitabın hangi yüzyıla ait olduğunu, basım evini okuyucuya aktarabiliyor. Beyazıt Sahaflar Çarşısı’nı bu kadar özel kılan nedir derseniz, yüzyıllara dayanan yolculuğu diyebiliriz. Bu çok özel sahaf çarşısı 1458’den 1894’e kadar Kapalıçarşı’daydı daha sonra Beyazıt’a taşınan çarşı 562 yıldır varlığını sürdürüyor. Sahaflar Çarşısı’nın bugünkü yeri daha önce Hakkaklar çarsısıydı ve daha çok fes ticareti yapılıyordu.

Osmanlı döneminde sahaflık itibarlı ve aynı zamanda karı yüksek bir meslekti. İstanbul’a gelen gezginler ve yazarlar mutlaka sahaflar çarşısına uğruyordu. Fransa 1672 yılında, Binbir Gece Masalları’nı çeviren Antoine Galland’ı Osmanlı kültürünü öğrenmesi için İstanbul’a gönderdi. İstanbul’da sahaflar çarşısında el yazması pek çok kitabı inceleyen yazar ülkesine dönerken minyatürlerle süsü bir el yazması eseri Fransa Kralı’na hediye olarak götürüyor. Beyazıt Sahaflar Çarşısı’ndan alınan o kitap bugün ( Bibliothèque Nationale de France) Fransa Milli Kütüphanesi’nde saklanıyor. Osmanlı’da sahaflar usta çırak ilişkisi ile yetişiyordu. Kalfalık dönemini geçirmeyen hiçbir sahaf ustalığa yükselemiyordu.

Sahaflığın bir diğer ismi hafız-ı kütüb yani kitapları hafızasında tutan ve bilen kişi demekti. Evliya Çelebi’nin kayıtlarından sahaflar çarşısında 50 kadar dükkan olduğunu ve orada çalışan 300 kişi olduğunu öğreniyoruz. Sahaflarda Osmanlı’da medreselerde okutulan din kitapları da satılıyordu. Bugün yüne sahaflar çarşısında Osmanlı’dan kalma din kitaplarına az da olsa ulaşmak mümkün. Okuma tutkusu olan herkesi kendine çeken sahaflar çarşısı 1950 yılında yandı. Maalesef bu yangında pek çok el yazması kitap kül oldu. Daha sonra çarşı beton bir yapı olarak tekrar inşa edildi. Bugün aynı yerde bulunan çarşının ortasında Osmanlı’da ilk kez basım evi kurarak Türkçe kitap basan İbrahim Müteferrika’nın heykeli bulunuyor. Bugün Kadıköy’de de Müteferrika adlı sahaf evi özellikle araştırmacılar için önemli bir uğrak yeri.

Türkiye’nin en iyi on sahafından biri olarak gösterilen bu sahaf 15 tarih, kitap ve dergi koleksiyonları barındırıyor. 15 bine yakın kitaba sahip olan sahaf atmosferi ile de oldukça beğeni topluyor. Beyoğlu’nda 1984 yılından beri bulunan bir diğer sahaf pasajı da Aslıhan  Pasajı.

Kuran-ı Kerim bildiğiniz gibi “Oku” emriyle başlar.  İmam Gazali “Bir alim bin cahile bedeldir.” sözü ile okumanın öğrenmenin ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır. Hazreti Muhammed’in “İlim Çin’de bile olsa öğreniniz.” (Taberani) sözü bize öğrenmek için araştırmanın ve bulmanın önemini işaret ediyor.