Klasik tefsir disiplini nasıldı?

İslam Contributor
klasik tefsir
Salahudin-Dreamstime.com

Sözsel ve yazımsal metinler çerçevesinde klasik tefsir nasıl tanımlanır? Kuran-ı Kerim, Hazreti Muhammed’e vahi olarak geldi, bu sözsel bir gelişti. Farklı zamanlarda inen vahiyler, eş zamanlı olarak kayıt altına alındı. Kuran-ı Kerim bir müminin yaşamı boyunca karşısına çıkan olaylarda danışabileceği bir kaynak olarak bilindi.

Ahlaki, hukuki, toplumsal pek çok konu için Müslümanlar kutsal kitaplarına dönerek cevap aradı. Tüm yaşamımıza yayılan bu danışmada sembolik anlamlara bakılmaması mümkün değildi.

Rivayetle aktarım nasıldır?

İslam geleneği Kuran-ı Kerim’le birlikte oluştu. Kuran-ı Kerim çok özel bir dille yazıldığı için zaman zaman onu anlamak için Sahaba sözleri dinlendi. Bazı bilgiler rivayet formunda gelecek nesillere aktarıldı. Geleneği aktarmada rivayetlerin önemini inkar edemeyiz. Bu aşamada bir takım disiplinler ortaya çıktı. Bu disiplinleri Kelam, fıkıh, hadis ve tefsir olarak sıralayabiliriz.

Vahyedilen ayetler, vahiy katipleri tarafından kaleme alınıyordu. Bu kaleme alınma işinin zorluk derecesi tartışılamaz. Bugün tıpkı mesajlaşırken, karşı tarafın ses tonunu ya da mimiğini göremediğimiz gibi, o dönemde vahiyler yazılırken, ses tonu, söylenme biçimi gibi detalar kağıda yansımıyordu.

Betimleyici bir unsur olarak klasik tefsir

Vahiyler bir olayın ardından geliyordu. Yaşanan olayların ilahi açıdan açıklanmasıydı. Burada tarihler bağlamlar ve dilbilimden de söz edebiliriz. Burada tefsir okurken ya da dinlerken orada bize aktarılmak istenen asıl amacı anlamamız oldukça önem taşır. Fıkıh ve kalam daha çok günlük olayları ele alır.

Bazı sorulara cevap veren disiplinlerdir. Vahiyle birlikte gelen ayetler, sureler olarak sınıflandırılır. Belirli bir sıraya konur. Bu Kuran-ı Kerim’in bütününün oluşmasında oldukça önemlidir. Bu düzenle oluşturulan Kuran- Kerim’in akılda tutulması başka bir biçimde gerçekleşemezdi.

Disipline kurallarıyla yaklaşmak

Tefsiri daha iyi anlatmak istersek; her biri kendine özgü özellikler taşıyan vahiylerin, olayların nedenlerine,  önce ve sonrasında gerçekleşen  olayların anlamlandırılması diyebiliriz. Tefsirde kelimeleri tek tek ele alma zorunluluğu unutulmamalıdır. Tefsir rivayetlerin dışına çıkmaz. Onlara sadık kalır. Bu klasik bir tefsirin vazgeçilmez özelliğidir.

Bütün tefsirler, bir ayeti ele alırken, söz konusu ayetin yaşandığı ana döner. Olaya ilişkin yorumsal rivayetleri de kullanır. Farklı coğrafyalarda yapılan tefsirler ortak bir paydanın içindedir. Bu da bize tefsirin doğruluğunu kanıtlar.

Tefsiri meydana getiren kişiye müfessir denir. Müfessirlere açıklama yapmalarıiçin çok kısıtlı bir öznel alan tanınır. Bu disiplinde doğru yöntem budur.

Tefsirleri kısaca klasik ve çağdaş tefsirler olarak ayırmak mümkündür. Klasik dönem tefsirler, 19. yüzyıl öncesini kapsar.  Çağdaş tefsir ise dönem ise 19. Yüzyıl sonarasını içine alır. Klasik tefsir ekolleri, üç ana başlıkta karşımıza çıkar. Mezhebi Tefsir Ekolleri (Mutezili, Şii, Harici ekoller), Fıkhi tefsir ekolü ve İşarî Tefsir ekolü.

İslam bilim geleneği içinde Tefsir, temel metin olan Kuran-ı Kerim’in, vahyedildiği zaman dilimi ile, içinden çıktığı ilk olaylarla, Peygamber  ve Ashab ile sürekli olarak ilişkide tutmuştur. Klasik tefsir Kuran-ı Kerim’I ve geldiği dönemi anlamamız açısından büyük önem taşır. O dönemde yaşıyan müminlerin Kuran-ı Kerim’e nasıl baktıklarını en iyi bu klasik dönem tafsirlerinden anlayabiliriz. O dönem ilk inananlar olarak Hazreti Muhammed’in yolundan gidenler kutsal kitaplarını nasıl açıkladılar. Onlar çok şanslı kişiler olarak, İslam dinini nasıl ortaya çıktığına şahitlik eden ve kendi dönemlerinin eksikliklerini çok iyi bilen kişlerdi.

YAZI: ŞEBNEM KIRCI