Koca Sinan’ın Kalfalık Eseri

ID 25663136 © Nickolayv | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 25663136 © Nickolayv | Dreamstime.com

Haliç’e tepeden bakan, İstanbul’un çok sevilen silüetinin başrolü, Süleymaniye Camii, Mimar Sinan’ın dehasını adım adım izlediğiniz bir tarih barındırıyor. Bu yıl camiinin yapımının 463. yılı. Bu kadar yıl sonra hala tüm görkemi ile karşımızda durmasında onu yapan büyük mimarın emeği yatıyor.

Caminin yanında bir de külliye bulunur. Yasaklar bitip hayat normale döndüğünde daha önce ziyaret etmediyseniz Süleymaniye Camii’ne gitmelisiniz. Gittiğinizde keşfedeceğiniz bazı önemli detayları sizinle paylaşmak istiyoruz. Süleymaniye Camii’nde dört minare ve on şerefe bulunması ne anlama geliyor; derseniz cevabı anlamlı. Kanuni Sultan Süleyman İstanbul’un fethinden sonraki dördüncü, Osmanlı İmparatorluğu’nunsa onuncu padişahıdır. İlk defa bir padişaha nikah kıydıran hayatının aşkı eşi Hürrem Sultan ile türbeleri Süleymaniye Külliyesi’nin içinde bulunur. Mimar Sinan’ın türbesi de yine burada.

Kanuni Sultan Süleyman imparatorluğa kattığı başarıları ile görkemli bir dönem yaşatmıştır. Mimar Sinan’dan bir camii yapmasını istediğinde amacı, şanını ve görkemini ortaya koyacak bir eser yaratılmasıdır. Mimar Sinan onun isteğini çok iyi anlayarak yedi yılda tamamlanan, özenle tasarlanmış bir camii inşa etti. Camii’nin ön cephesinin Kabe’ye dönük olmasına karar verildi. Yapımına 1550 yılında başlanan cami ile ilgili bir de rivayet vardır. İstanbul sur içinde yer alan caminin yerini rüyasında padişaha, Peygamber Efendimiz’in gösterdiği söylenir. Kanuni Sultan Süleyman, Mimar Sinan’a cami istediğinden bahsedince Mimar Sinan “ Efendimiz mihbarı burada, mahberi burada olsun.” dediğinde, Kanuni Sultan Süleyman şaşırır, bunun üzerine Mimar Sinan şu cevabı verir: “ Dün geceki kutlu ziyaretinizde ben de iki adım arkanızdaydım.”

Mimar Sinan, caminin iç süslemelerinde Kur’an-ı Kerim’den ayetlere de yer verir. Bunlardan bir tanesi caminin ana kubbesinde yer alan Nur suresi. Mihrabın üzerinde ise Ahmed Karahisari hattıyla, Ali Umran suresinin 37. ayetinden bir bölüm bulunur. Camii içindeki tüm mesafeler ebcet hesabı ile hesaplandığında karşımıza “Allah” isminin katları çıkar.

Caminin yapımının uzun sürmesinde Mimar Sinan’ın titizlenmesi yatar. Mimar Sinan, caminin temelini kazdıktan sonra bir süre bekler. Bu hareketini işi yavaşlatıyor olarak yorumlayıp dedikodu çıkaranlar olur. Oysa usta mimarın hesabında bir deprem şehri olan İstanbul’da temelin sağlam olması için toprağın oturmasını beklemek vardır.

Süleymaniye Camii büyük bir camii olarak, kusursuz bir akustikle inşa edilir. Usta mimar, sesin caminin her yanına eşit dağılması için 65 turşu kavanozunu ağızları aşağı bakacak şekilde ana kubbenin etrafındaki duvarlara yerleştirir. Sesin 3.5 saniye havada kaldığı tespit edilen camide Mimar Sinan’ın gerçekleştiği bu başarı hala günümüz mimarları tarafından örnek gösterilir.

Görkemli cami 275 kandille aydınlatılır, bu kandillerden çıkan isin caminin içinde kötü bir görüntü oluşturmaması için özel bir is odası vardır. Kandillerden çıkan is, akımla birlikte mihrabın aksi yönüne hareket ederek, dört küçük pencereden is odasına çekilir. Burada biriken isler mürekkep yapımında kullanılır. Mürekkep o kadar güçlü bir mürekkep olur ki, bu mürekkeple yazılan yazılar silinmez. Camide usta mimar deve yumurtaları kullanır, zamanla çürüyen bu yumurtaların çıkardığı kokuyu insanlar alamasa da, örümcek ve böceklerin bu kokunun olduğu yere gelmediklerini bilinir. Devekuşu yumurtalarını kandillerin aralarına yerleştirilerek haşerelerden koruma sağlanır.

Caminin büyük ana kubbesi için dört fil ayağı getirtilir. 30’ar tonluk bu fil ayakları dört halifeye ithaf edilir. Mimar Sinan Camii’nin yağmur sularının toplanması amacı ile bir de sarnıç inşa eder…

Süleymaniye Camii’ni bir de bu bilgiler ışığında ziyaret edeceğinizi umuyoruz.