Külli İrade ve Cüzi İrade Nedir?

greg-rakozy-oMpAz-DN-9I-unsplash
Fotoğraf: Greg Rakozy-Unsplash

Kader ve kazaya inanmak, iman etmenin temel şartları arasındadır. Külli ve cüzi irade ise bu şart kapsamında ele alınan iki ayrı kavramdır. Bu kavramlara anlaşılabileceği şekilde Allah’ın iradesi ve insanın iradesi denebilir. Allah’ın iradesi mutlak kaderde, insanın iradesi ise mukayyet kadere girer.

Külli irade nedir? Külli irade, evrendeki tüm işleri sonsuz sayıda dileyerek olduran ilahi iradedir. Kader inancında Allah’ın daha önce olmuş ve sonra da olacak olan tüm işleri bilmesi ve buna göre takdir etmesi vardır. Bu bağlamda, Kur’an-ı Kerim’de “Her şeyin hazineleri sadece bizim katımızdadır ve biz oradan indirdiğimizi belirli bir ölçüye göre indiririz.” (Hicr Suresi, 21. Ayet) buyrulur. Bu ayeti kerimeden de anlaşılacağı üzere canlı ve cansız varlıkların kaynağı yalnızca Allah’tır. O, var olmasını istediği şeyleri “Ol!” diyerek oldurur.

Cüzi irade nedir? Allah, insana akıl ve düşünme yetisi vererek onları irade sahibi varlıklar olarak yaratmıştır. Bu bağlamda, insan yoluna çıkan seçeneklerden birini isteği doğrultusunda tercih edebilir. Yani, insanlar yaptıkları eylemler konusunda hür bir iradeye sahiptir. Ancak, kişinin karşına çıkan eylemleri yaratan Allah’tır. Kaderin tezahür ediş biçimi de bu şekilde düzenlenir.

Cüzi irade, insana verilen seçme hakkını ve onun gücünün yetebileceği eylemleri kapsar. Allah’ın insanlara hür bir irade verdiği de Kur’an-ı Kerim’in farklı ayetlerinde değinilen bir konudur. Bu kapsamda, insan iradesini ele alan bazı ayetler aşağıdaki şekilde sıralanabilir.

“Kim dine ve dünyaya yararlı bir iş yaparsa kendi iyiliği için yapmış olur; kim de kötülük işlerse kendi aleyhine işlemiş olur.” (Fussilet Suresi, 46. Ayet)

“Ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi? Ve ona iki yolu göstermedik mi?” (Beled Suresi; 8,9 ve 10. Ayet)

Allah’ın insana düşünme yetisi vermesi ve onu cüzi irade ile donatması, insana türlü sorumluluklar katar. Bu bağlamda insan, kendi isteği ile girdiği tüm yollardan sorumludur ve bunların neticesine de katlanmak durumundadır.

Kadere iman etmenin önemi… Kadere iman etmek, insanın maneviyatı zor zamanlarda destekleyen bir husustur. Bu bağlamda, kadere inanan insan herhangi bir bela ile karşılaştığında bunun Allah’tan geldiğine emin olur. Bu sebeple de zorlukları aşmak için sabır gösterir ve Allah’a dua eder. Gerçekleşmesi için heves edilen olayların istenildiği şekilde sonuç vermemesi de tıpkı bir bela ile karşılaşmak gibidir. İnsan bu durumlarda manevi bir boşluk hisseder ve umutsuzluğa kapılır. Kader bilinci bu noktada da devreye girerek, kişinin kalbini ferahlatır. Bundandır ki olumsuz sonuçlanan işlere “Vardır bir hayır.” denerek şükredilir.

İnsan, diğer varlıklardan farklı olarak aklını kullanabilen bir varlıktır. İnsana cüzi irade verilmesi onun için hem bir üstünlük hem de ders çıkarılması gereken bir durumdur. Cüzi iradenin varlığı, kişinin nefsine yenilmesine ve gücünün her şeye yeteceğine inanmasına engel olur. Bu bağlamda, insan Allah karşısındaki zayıflığını her an aklında tutar ve kibre kapılmaktan kurtulur.

Peygamber Efendimiz, kader konusunda Abdullah bin Abbas’a şöyle demiştir: “Yavrucuğum! Bütün bir ümmet toplanıp sana yarar temin etmeye çalışsa, ancak Allah’ın senin için takdir ettiği yararı temin edebilir. Ve bütün ümmet sana zarar vermeye kalksa, ancak Allah’ın senin hakkında takdir ettiği zararı verebilir.” (Tirmizi) Bu öğütten anlaşılacağı üzere insanların başına gelen iyi ve kötü şeyler yalnızca Allah’ın isteği ile olur. Bu bağlamda, kişinin geçmiş işler için hayıflanmak yerine kendini O’nun takdirine bırakması gerekir.

 

Düşüncelerini paylaşmak ister misin?

Bizimle iletişime geç!