Kulluk bilinci İslam’da nasıldır?

İslam 25 Nis 2021 Contributor
denize karşı erkek
Oliver Graham-Unsplash

İnsanın yaratılış gayesi ve kulluk bilinci nedir tarzındaki sorular dini bakımdan araştırılan konuların başında yer alır. Allahü Teala, insanları akıl ve irade bakımından diğer varlıklardan üstün yaratmıştır. Dolayısıyla da kişinin belirli bir kulluk bilinciyle hareket etmesi beklenir.

Dinimizde yer alan kulluk bilinci ne şekildedir?

İnsanlar tarafından ortaya atılan kulluk bilinci nedir sorusunun en net cevabı, Allahü Teala’ya layık bir Müslüman olmak şeklindedir. Bu bilince sahip olan kimseler; Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in izinden giderler, dünyevi ve uhrevi işlerinde vazifelerinin farkındadırlar, ibadetlerinde sürekli olmaya ve iyi hasletlerle donanmaya çalışırlar.

İslam inancında ibadetin türlü şekilleri vardır. Bunların her birinin farklı yükümlülük şartları ve hükümleri bulunur. Kulluk bilincinde olan kimse kendisinden beklenen tüm ibadetlere devam etmeye çalışır. Zaten ihlaslı mümin de bu noktada diğerlerinden ayrılır. Bu farkındalıktaki insan Allahü Teala’ın devamlı olarak yanı başında olduğunu bilir ve tüm hareketlerine bu şekilde yön verir.

Kamil bir insanın vasıfları nelerdir?

İslami kaynaklarda karşılaşılabilecek bazı yorumlara göre kulluk bilincinde olan kimse kamil insandır. Kamil insan olabilmekse temelde iki şart üzerine kurulmuştur. Bu şartlardan ilki tazim li-emrillah; ikincisi de şefkat ala halkillah şeklindedir.

Tazim li emrillah, Allahü Teala’nın vahiy aracılığıyla gönderdiği tüm emir ve hükümleri sorgusuzca ve huşu içerisinde kabul etmek demektir. Bu kabulün aynı zamanda hem zahiri hem de batıni bakımdan ifa edilmesi gerekir. Yani kalbi bir inancın yanında, söz konusu emir ve hükümlerin uygulanması gerekir.

Şefkat ala halkillah, insanın merhamet ve şefkatle donanmasıyla ilgilidir. Bu bakımdan, kamil bir insan Allahü Teala’nın yaratmış olduğu tüm varlıklara karşı merhamet ve şefkat doludur. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed de şefkatli olma konusunda büyük bir örnektir. Sahih hadisi şeriflerde bahsi geçtiği üzere kendisi, hiçbir canlıya zarar verilmesini hoş karşılamamıştır. Kendisi, anne kuşun yavrularını alan Müslümanlara şöyle buyurmuştur:

“Kim bu zavallının yavrusunu alarak ona eziyet etti, çabuk yavrusunu geri verin!” (Ebu Davud, Cihad)

Bu hadisi şeriften de anlaşılacağı üzere kulluk bilinci yalnızca ibadetle ilgili değildir. Bu bilinci tam anlamıyla edinenler uhrevi konulara özen gösterdiği kadar dünyevi işlere de özen gösterirler. Buna ek olarak kainatta yer alan tüm mahlukatlara karşı da merhametle yaklaşırlar.

Tasavvufi bakımdan kulluk bilinci ne şekilde ele alınır?

Kulluk bilinci tasavvufi kaynaklarda da yer alan bir noktadır. Özellikle Mevlana tarafından bu bilince dikkat çekildiği görülebilir. Mesnevi içerisinde yer alan birkaç dizede kullukla alakalı şöyle denmiştir:

“Bir kimsenin kullukta bulunmayıp, dini vazifelerini yapmadan, farzları ifa etmeden, “Allah gafurdur, günahları örter. Merhametlidir, kullarına acır” demesi de yine nefsinin hilesinden başka bir şey değildir.” (Mesnevi)

Bu bakımdan kulluk bilinci aynı zamanda icraate dökülen bir iştir. Bu noktada da Mevlana kulluk ederken aşk ve sevgi dolu olunmasını öğütlemiştir. Genel itibariyle tasavvufi bakımdan kulluk; aşkla ibadet etmek, güzel ahlakla donanmak ve ölene dek bu şekilde yaşamaktır.

Kısacası, insanın yaratılış gayesini anlayan kimse kulluğun anlamını öğrenmiş demektir. Ancak kulluk bilinci bu bilginin uygulamaya dökülmüş halidir. Kişi; Allah’ın emir ve yasaklarına uyduğu, ibadetlerini yerine getirdiği, salih amel işlediği ve güzel ahlaka sahip olduğu zaman bu bilinci kazanmış demektir. Aksi bir durum, Mevlana’nın da söz ettiği üzere nefsin bir oyunudur.