Kur’an-ı Kerim İçerisinde Gençlerden Nasıl Bahsedilir?

Photo 82326311 © Fsstock - Dreamstime.com

İnsanın dünya yaşamındaki yolculuğu doğum ile başlayıp ölüm ile son bulur. Kişi bu yolculuk boyunca sırasıyla; çocukluk, gençlik ve ihtiyarlık dönemlerini yaşar. Yaşanan her bir dönem kendi içerisinde bazı sorumluluklar ve mücadeleler getirir. Ahiret ve dünya yaşamında mutluluğa erişmek isteyenlerin ise özellikle genç döneminde karşılaştığı sınavlara sabır ve şükür ile karşılık vermesi gerekir. Tıpkı sahabe arasındaki gençlerin yaptığı gibi.

Hz. Muhammed, peygamberlik ile vazifelendirildikten sonra Mekke halkını İslamiyet’e davet etmeye başlar. İlk etapta ileri yaş grubundaki insanların bu daveti kabul ettiği düşünülse de ilk Müslümanların büyük bir kısmını genç sahabe oluşturmuştur. Bu bağlamda, İslam tarihi Hz. Muhammed’in terbiye eğitimini almış çok sayıda genç sahabeyi yazmıştır.

Henüz 10 yaşında Müslüman olan Hz. Ali: Hz. Ali, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in amcasının oğludur. Kendisi vahyin gelişine şahit olmuş ve daha çocuk bir yaştayken İslam’a girmeyi kabul etmiştir. Daima Hz. Muhammed’in yakınında olması sebebiyle de İslam’ın hükümlerini detaylı bir şekilde kavramıştır.

Hz. Ali özellikle kahramanlığı ile anılırdı. Öyle ki Hicret sırasında Mekke’de emanetleri korumak için geride kalmayı hiç tereddüt etmeden kabul etmiştir. Kendisi, İslam uğranda verilen; Bedir, Uhud ve Hendek gibi büyük savaşlarda sancaktarlık yapmıştır. Bunun dışındaki pek çok görevde de cesurca davranmış ve İslam’ı savunmuştur.

Cesareti ile Hz. Muhammed’in dikkatini çeken Üsame bin Zeyd: Üsame b. Zeyd, Hz. Muhammed’in dadısı Hz. Zeyd Ümmü Eymen ile köleyken özgürleştirdiği Hz. Zeyd b. Harise’nin oğludur. Nerdeyse çocukluğundan beri Hz. Muhammed’e yakın bulunmuş ve zamanın kirli adetlerinden uzak kalarak büyümüştür.

Henüz 11 yaşlarındayken Uhud Savaşı’nda yer almak için Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’den izin istemiş, buna katılamasa da sonraki savaş ve gazvelerde üstün bir cesaret göstermiştir. Bundan dolayı da Suriye yakınlarına gönderilen orduya komutan olarak tayin edilmiştir. Bundan sonra köleden doğma bir kimsenin nasıl komutan olduğuna dair bazı sorular ortaya atılmıştır.

Hz. Muhammed halk arasında yayılan bu eleştirilere cevaben: “Ey insanlar! Üsame b. Zeyd’in kumandanlığına karşı çıkıyorsunuz. Siz bundan evvel de onun babası Zeyd’in kumandanlığına karşı çıkmıştınız. Allah’a yemin ederim ki o bu işe layıktı. Allah’a yemin ederim ki o, insanlar arasında benim en çok sevdiğim birisiydi. Allah’a yemin ederim ki Üsame b. Zeyd de kumandanlığa layıktır. Şimdi onu size tavsiye ediyorum.” (Müslim) buyurur.

İslam’ı öğreten genç öğrenmen Mus’ab bin Umeyr: Mus’ab b. Umeyr, Mekke’nin saygın bir ailesine mensup ve iyi yetişmiş bir gençtir. 18 yaşına geldiğinde ailesinin tüm baskılarına rağmen Müslüman olmayı tercih eder ve bundan sonra da İslam’ı anlatmak için büyük bir çaba sarf eder. Ailesi tarafından tekrar putperest olması için bir yere hapsedildikten sonra bir şekilde kaçar ve hicret edenler arasına katılır.

Mus’ab bin Umeyr’in en dikkat çekici yönü anlatım kabiliyetidir. Bu sebeple de Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed tarafından öğretmen olarak seçilir. Görevi Medine’deki Müslümanlara dinin detaylarını anlatmaktır. Kendisi tıpkı Hz. Ali gibi Bedir ve Uhud Savaşı’na iştirak etmiş, Uhud Savaşı’nda da şehit düşmüştür.

Hz. Muhammed, Umeyr’in cenazesinde Kur’an’dan bir ayet okumuş ve “Müminlerden bir kısmı Allah’a verdikleri sözü yerine getirdiler, kimileri onun yolunda can verdiler, kimileri de ecellerini bekliyorlar; (vaadlerini) asla değiştirmediler.” (Ahzab Suresi, 23. Ayet) buyurur.