Kur’an-ı Kerim Nasıl Kitap Haline Getirildi?

© Kitti Kahotong | Dreamstime.com
© Kitti Kahotong | Dreamstime.com

Hz. Muhammed, alemlere rahmet olarak gönderilmiş, karanlık yolları aydınlatmış ve İslam’ın tebliğ ile görevlendirilmiştir. Kendisi bu görevi ihya ederken, Kur’an-ı Kerim metinleri eş zamanlı olarak çok sayıda hafız tarafından ezberlenirdi. Vahiy sonlanmadığı müddetçe Kur’an-ı Kerim’in Mushaf haline getirilmesi oldukça güç bir durumdu. Çünkü yeni gelen ayetler sebebi ile sıkça değişiklik yapmak ve önceki metinleri imha etmek gerekirdi. Zaten Peygamber Efendimiz de hayatta olduğu için aynı zamanda canlı bir teminattı. Ancak kendisinin vefatından sonra Kur’an ayetlerinin toplanması bir mecburiyet halini alır.

Kur’an-ı Kerim’in derlenmesi: Kur’an-ı Kerim’in toplanması ile ilgili karar Yemame Savaşı sonrasında çıkmıştır. Bu durum, Zeyd İbn Sabit tarafından şu şekilde aktarılır:

Yemame Savaşı sırasında ashabın şehit olmasından sonra Hz. Ebu Bekir, yanında Hz. Ömer de varken, Zeydİbn Sabit’i çağırır. Hz. Ömer, Yemame Savaşı’nda verilen zayiat ile birlikte hafızların kaybedildiğini, bu sebeple de Kur’an-ı Kerim’in zayi olmasından korktuğunu söyler. Ardından da Kur’an’ın derlenmesi için bir emir çıkarılmasını talep eder. Zeyd İbn Sabit başta karşı çıksa da, Hz. Ömer’in telkinleri karışında onun fikrini benimser. Hz. Ebu Bekir de kendisine ‘Sen genç, dinç, zeki bir adamsın. Kimse ittiham edemez. Zaten Resulallah’ın da vahiy katibi idi. Kur’an metnini topla.’ der. Bundan sonraki durumu Zeyd İbn Sabit şöyle anlatır: ‘Vallahi dağı yerinden nakletmemi isteselerdi, Kur’an-ı toplama mesuliyeti kadar bana ağır gelemezdi. Neticede Kur’an-ı hurma dallarından, yassı taşlardan ve insanların hafızalarından derlemeye başladım.’ (Buhari)

Hz. Ebu Bekir’in talimatı ile toplanan Kur’an-ı Kerim Hz. Ömer ve Hz. Ali de içlerinde bulunmak üzere tüm sahabenin onayını alır ve herhangi bir itiraz gelmez. Bundan sonra da Kur’an Hz. Hafsa’nın yanında durmaya başlar.

Kur’an-ı Kerim’in çoğaltılmasına neden ihtiyaç duyuldu? Kur’an-ı Kerim’in toplanması ve çoğaltılması arasında yaklaşık 10 veya 12 yıllık bir zaman dilimi vardır. Hz. Osman döneminde Kur’an-ı Kerim’in çoğaltılmasına farklı sebeplerle ihtiyaç duyulur. Bunlardan en önemlisi, fethedilen yeni yerlerde (Basra, Kufe, Şam ve Mısır gibi) Müslüman olan insanların sayısındaki artıştır. Burada bulunan bazı kimselerin dili Arapça değildir ve bu sebeple de kafa karışıklıkları baş göstermeye başlar. Bu noktada Hz. Osman, yerinde bir karar alır, Hz. Hafsa’dan çoğaltmak üzere Kur’an-ı Kerim’i ister. Çoğaltılan nüshalar ise İslam merkezi olarak nitelendirilen bazı konumlara gönderilir.

Kur’an-ı Kerim’in korunması ile ilgili ayetler nelerdir? Kur’an-ı Kerim, vahiy edildiği şekilde korunan ve günümüze kadar gelen tek ilahi kitaptır. Onun değişmeden kalabilmesinin temel sebepleri aynı anda ezberlenmesi ve yazılmasıdır. Kur’an-ı Kerim içerisinde konuyla ilgili, “Kesin olarak bilesiniz ki bu kitabı kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine biziz.” (Hicr Suresi 9. Ayet) buyrulur. Bu ayeti kerime müşriklerin vahiy diye bir şey olmadığı konusunda Peygamber Efendimiz ile alay etmeleri sonucunda indirilir. Bazı görüşlere göre de “…onu mutlaka koruyan…” şeklinde bahsi geçen ve korunan kişinin de Hz. Muhammed olduğu yer alır. Çünkü, kendisi son derece kötü şartlarda ve baskı altında insanları İslamiyet’e davet etmiştir. Neticede de kendinden önceki peygamberlerin ulaşamadığı kadar büyük başarılara erişmiştir. Bu bakımdan Hz. Muhammed’in korunması, aynı zamanda vahiylerin de korunması anlamına gelir. Yani bahsi geçen her iki yorumun birleştirilmesi de mümkün olmaktadır.