Kuran-ı Kerim’de ihlas kavramının anlamı nedir?

İslam Contributor
ihlas kavramı
Fotografiecor-Dreamstime.com

Müminlere özgü bir kelime olan ihlas kavramının anlamı; iman ve ibadetlerimizin kabul olması için sahip olmamız gereken nitelik olarak karşımıza çıkar. Bu kelime Kuran- Kerim’de sıkça geçer. Bir mümün dinini yaşarkan en saf haliyle yaşamalıdır. İbadet ederken, en içten en saf hali ile ibadet etmelidir.

İbadeti böylelikle kabul olunur. Muhlis olan kişiler şeytanın saptırma ve oyunlarından kaçabilirler. Şeytana uayn insanların ihlaslarını kaybettiklerine inanılır. İhlas kavramının anlamı; temiz sevgi, yürekten bağlılık, samimiyet ve doğruluktur.

Peki, ihlas kavramının anlamı incelenmesi nasıl olur?

Arapça olan kelimenin kökü “hls” dir. Halis olmak ise özünü almak ve seçmek anlamlarına gelir.  Bir şeyin özünü alıp seçebilen kişi halis sahibi olur ve o kişiye de muhlis denir. Kelimeye dini terim açısından baktığımızda ise ibadetlerin sadece Allah sevgisini kazanmak için yapılması anlamını buluyoruz. Riya ve nifak ibadete karışmıyor. Samimi yapılan bu ibadet, başka kişilere bir ispat çabası da içermiyor. Kuran-ı Kerim’e baktığımızda otuz ayette ihlas kavramı karşımıza çıkıyor. Bu açıdan da ihlas kavramının anlamı bir kez daha önem kazanıyor.

Kelimenin türevleri

İhlas kelimesinin türevleri olarak karşımıza halasa, ahlasa, istahlasa, muhlis ve muhlas sözcükleri çıkıyor.  Halasa, insanlardan ayrılarak, kendi başına kalma, çekilme anlamına geliyor.

“Ondan (Bünyamin’den) ümitlerini kesince (Yusuf’un kardeşleri, meseleyi) gizli görüşmek üzere insanlardan ayrılıp bir kenara çekildiler, başbaşa kalıp araları­na kimseyi alınadılar.” (Yusuf Suresi, 12/80)

İstahlasa kelimesi ise bir kişiye kendi adamı, çalışanı yapmak anlamına geliyor. Kendi özel danışmanı anlamında düşünülebilir. Ahlasa kelimesi ise iki anlamda anılıyor. Biri seçmek diğeri de her türlü ibadeti Allah’a özgü kılmak, onun rızası için gerçekleştirmek.

Peygamberlerin sıfatı; muhlas

Muhlas peygamberler için kullanılan bir sıfattır. Şirk, küfür, nifak ve büyük günahlardan korunmuş kişi anlamına gelir. Müminler için de yer yer bu sıfat kullanılmıştır. İhlas sahibi olmak mümünin yaşam amaçlarından biridir. Mümün ibadet ederken Allah’ın rızası dışında hiçbir şey düşünmemelidir. O ibadet Allah’a onun için yapılır. Diğer insanlar düşünülmemelidir. İhlas kavramını Allah ile kul arasındaki bir sır olarak düşünebiliriz. İhlas kalbe ait bir emeldir.

İbadette niyet çok önemlidir. Yaptığımız her eylemin değerlendirilmesinde niyetin ne olduğuna bakılır. İhlas ve niyet ilişkisinin önemi  mümin tarafından iyi anlaşılmalıdır. İnsanların tüm davranışları niyetleri ile birlikte anlam kazanır.

“Müminin niyeti amelinden hayırlı­dır.” (Teberani, Gazali a.g.e. IV. 660. Mecmeu’z Zevaid ve Menbeu’l-Fevaid. 1. 61.)

İnsanlar niyetlerine gore sevap ya da günah kazanırlar. Amel’I ortaya çıkaran üç kavram karşımıza çıkıyor. Bu kavramalar ilim, irade ve güçtür. Bir insanın bilmediğini istemesi mümkün değildir. İstediği bir şeyi yapabilmesi için güce ihtiyaç duyar.

İnsanlar istemedikleri şeyleri de yapmazlar. Ilimle ne istediğimizi biliriz, irademizle onu yapıp yapmamayı seçeriz. Yapmak istiyorsak da güce ihtiyaç duyarız. Güç iradeye hizmet eder. İrademize uygun olana kalbimizin yaklaşması niyetimizdir. Ameli ortaya çıkaran nedenler vardır. Perşembe ve pazartesi günleri sünnete uyarak oruç tutmak halis bir niyettir.

Birinin kendini övdürmek amacıyla sadaka vermesi ise halis bir niyet değildir. Sadaka iyi bir şeydir ama burada verilme amacı saflığını kaybetmiştir. İbadetlerimizi görünür ortamlarda yaparak digger kişilere ispat etmek yerine, kendi kendimize yapmamız gibi. İbadetin Allah ile kul arasında olduğunu unutmamak gerekir.

 YAZI: ŞEBNEM KIRCI