Kur’an-ı Kerim’deki Ayetler Işığında: Kıyamet Kavramının Boyutları

ID 168501170 © Yoann Landousies | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 168501170 © Yoann Landousies | Dreamstime.com

Kıyamet, evrenin tamamen dağılması ve şuurlu sayılan tüm varlıkların hesap vermek üzere Allah’ın huzuruna çıkacağı günü ifade eder. Bu an yaşandığında yok olan her şey dirilecek, ayağa kalkacak ve mahşere yönelecektir. Bu bağlamda, kıyamet yok oluş sonrası tekrara diriliş olarak da anlatılabilir.

Kelime manası ile “kalkmak ve ayaklanmak” anlamına gelen kıyamet, imkansız bir olay değildir. Çünkü evren üzerindeki işleyiş oldukça hassas bir dengeye sahiptir. Evrenin ve diğer varlıkların yaratıcısı olan Allah’ın, bu dengeyi ve tabiat olaylarını bozması akıl açısından mümkündür.

Kur’an-ı Kerim kıyamet hakkında ne diyor? Kıyamet kavramı, Kur’an’ın 70 farklı yerinde geçer. Bu ayetlerin çoğunda insanlara kıyametin mutlaka geleceği ve bundan şüphe duymamaları gerektiği tembihlenir. Bazı hadislerde de kıyamet yaklaştığı zaman görülecek alametlere yer verilir.

Kur’an-ı Kerim’de “Kıyamet” adını taşıyan bir sure de yer alır. 40 ayetten oluşan bu sure adını kıyame sözcüğünden almıştır. Kıyame, ölümden sonra dirilme anlamı taşır. İsminden de anlaşılacağı üzere Kıyamet Suresi’nde; kıyamet gününden, günahkar olan insanların bu gündeki durumundan ve insanların öldükten sonra tekrar dirileceğinden bahseder. Bu kapsamda hem Kıyamet Suresi hem de farklı surelerde geçen kıyamet ayetlerine aşağıdaki örnekler verilebilir.

“Fakat insanoğlu önündeki zaman içinde de günah işlemeye istekli durur. ‘Kıyamet günün ne zamanmış’ diye soruyor. Göz dehşetle açıldığı, ay tutulduğu, güneşle ay birleştirildiği zaman; işte o gün insan ‘Kaçacak yer var mı?’ diyecektir.” (Kıyamet Suresi; 5, 6, 7, 8, 9 ve 10. Ayet)

“Gökyüzü yarıldığında, yıldızlar dağılıp saçıldığında; denizler yükselip birbirine katıldığında, kabirlerin altı üstüne getirildiğinde; her insan dünyada neleri yaptığını, neleri de yapmadığını açıkça bilecektir.” (İnfitar Suresi; 1, 2, 3, 4 ve 5. Ayet)

Kıyamet başka hangi isimlerle anılır? Kur’an-ı Kerim’de görüldüğü üzere kıyamet farklı isimlerle ifade edilir. Bu isimler; saat, vakıa, et tammetü’l kübra, hakka, gaşiye ve karia olarak sıralanabilir. Kıyamet ile aynı manada kullanılan bu isimlerin anlamları ise aşağıdaki gibidir.

Vakıa: Kesinlikle meydana gelecek olan.

Et tammetü’l kübra: En büyük bela

Hakka: Gerçek

Gaşiye: Şiddeti ile halkı aniden saran

Karia: Kapıyı çalacak olan

Kıyamet alametleri nelerdir? Kıyamet alametleri küçük ve büyük alametler olarak birbirinden ayrılır. Bunlar içerisinde küçük alametlerin insan iradesine bağlı biçimde olduğu, büyüklerin ise insan iradesini aşan olaylar olduğu bilinir. Küçük kıyamet alametleri kısaca; dini yasakların çiğnenmesi ve ahlaki açıdan meydana gelen bozulmalar olarak nitelendirilebilir. Hz. Muhammed’in son peygamber olması ve onunla birlikte bu görevin bitmesi küçük kıyamet alametlerinden ilkidir. Bilgisizliğin artış göstermesi, şarap içme, zina yapma, adam öldürmenin artması, dünyadaki malların bollaşması ve zekat verecek kimse bulamamak da diğer alametlerdir.

Büyük kıyamet alametleri ise Hz. Muhammed tarafından “Kıyametten önce on alamet görmediğiniz sürece dünyanın sonu gelmez.” (Müslim) denerek açıklanır. Bu alametler; duman, Deccal, Dabbetü’l arz, güneşin batıdan doğması, Yecüc ve Mecüc kavminin ortaya çıkması, Hz. İsa’nın dünyaya inmesi, yer çöküntüleri ve ateş çıkmasıdır.

İslam alimi Müslim’in aktardığına göre: Büyük alametlerden duman, yeryüzünü kaplayacak ve kafirleri sarhoş edecek bir yapıdadır. Deccal, tanrı olduğunu iddia edecek ancak Hz. İsa’nın gelmesiyle birlikte yok olacaktır. Dabbetü’l arz isminde bir canlı çıkacak ve müminler ile kafirleri birbirinden ayıracaktır. Yecüc ve Mecüc kavimleri yeryüzünde bozgunculuk yapacak, Hicaz tarafında çıkan ateş ise her yeri aydınlatacaktır. Doğu, Batı ve Arap yarımadası taraflarında ise üç tane yer çöküntüsü gözlenecektir. Bu alametler, kıyametin boyutlarının ne denli büyük olduğunun bir göstergesidir.