Kur’an-ı Kerim’deki Mucizeler

pray to Allah
Allah'ın mucizeleri tükenmez. © Nasir1164- Dreamstime.com

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de gelecekten haberlerin yer aldığı ve bilimsel olarak sonradan kanıtlanmış anlatımlar sıkça mevcuttur. Bunların hepsi Allah’ın varlığına tek başına kanıttır. Bundan 1400 yıl öncesinden bize gönderilen ve daha yeni keşfedilmiş mucizeler, Allah’ın zaman dışında ve üzerinde olduğu bilgisini gözler önüne serer. Kur’an’ın her ayeti mucize olduğundan bunların hepsini bilmek mümkün değildir, fakat bazı mucizeler apaçık ortadadır.

Kur’an-ı Kerim’de: “Biz göğü büyük bir kudretle bina ettik. Ve şüphesiz biz onun genişleticisiyiz.” (Zariyat Suresi, 47. Ayet) buyurulmuştur. Evrenin daima genişlemekte olduğu ise bugün bilim dünyasının kabul ettiği bir gerçektir.

Astronomi biliminin henüz gelişmemiş olduğu bir dönemde, evrenin mucizevi yaratılışından Kur’an-ı Kerim’de açıkça bahsedilmiştir: “Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan Allah’tır. Her biri yörüngede yüzüp giderler.” (Enbiya Suresi, 33. Ayet)

“Görmedin mi ki, Allah geceyi gündüze sokuyor, gündüzü geceye sokuyor. Güneş ile ayı da emrine boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir süreye kadar akıp gidiyor.” (Lokman Suresi,29. Ayet). Apaçık görülüyor ki bu ayette evrendeki bütün cisimlerin bir yörünge düzeninde olmasından söz edilmektedir. Oysa evrende var olan bütün cisimlerin bir yörüngede olması, yıldızların sürekli olarak hareket ediyor olması, bilimsel olarak ancak teleskobun icadıyla keşfedilebilmiştir.

Kur’an-ı Kerim’in bilimsel mucizelerinden biri de yüce Allah’ın Rahman Suresi’nde ifade ettiği bir hadistedir: “İki denizi birbirlerine kavuşturmak üzere salıvermiştir. Aralarında bir engel vardır, birbirlerine geçip karışmazlar.” Kutsal kitabımızdaki bu ayet, denizlerin birbirine karışmadığına işaret etmektedir. Bu hayranlık uyandırıcı olay, 20. yüzyılda Cebelitarık Boğazı’nda, Atlas Okyanusu’nun ve Akdeniz’in yoğunluk ve tuzluluk oranlarının çok farklı olması sebebiyle karışmadığı, aralarında bir su perdesinin bulunduğu Fransız Deniz Bilimci Jacques-Yves Cousteau tarafından kanıtlanmıştır.

Bir başka örnek de tatlı su kaynaklarının denize döküldüğü haliç ve deltalarda görülür. Eğer tatlı ve tuzlu su birbirlerine karışsaydı neredeyse bütün deniz canlılarının ölümüne sebep olurdu. Kur’an’da ise tatlı ve tuzlu suyun karışmaması şöyle ifade edilir: “İki denizi birbirine salıveren Allah’tır. İşte şu susuzluğu gideren tatlı bir su, diğeri de tuzlu ve acı bir sudur. Aralarına ise, Allah, birbirlerinin sınırlarını aşmaktan alıkoyan bir engel koymuştur.” (Furkan Suresi, 53. Ayet)

Bilimsel olarak son yıllarda tespit edilen ve en dikkat çekici mucizelerden biri de Kur’an’da bize aktarılan Firavun’un ölüm hadisesidir. Hz. Musa, Firavun’u kainatın yaratıcısı Allah’a imana davet etmiş Firavun ise büyük bir kibir ve gafletle kendisinden büyük bir güç olamayacağına inanmıştır. Bu sebeple Allah, Firavun’u, insanlara ibret olması için cesedinin çürümemesiyle cezalandırmıştır. Yüce kitabımız bu olayı şöyle anlatmaktadır: “İsrailoğulları’nı denizden geçirdik. Firavun da askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken ‘İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. Ben de Müslüman’lardanım’ dedi. Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu ayetlerimizden gerçekten habersizdir.” (Yunus Suresi, 90-92. Ayetler)  Firavun’un 3000 yıldır bozulmamış cesedi ise 20. yüzyıl arkeologları tarafından secde eder vaziyette bulunmuş ve günümüzde Londra’daki dünyaca ünlü British Museum’da sergilenmektedir. Her ne kadar son yıllarda bu bilginin yanlış olduğu açıklansa da -British Museum’daki mumyanın Firavun’un olmadığı bilgisi belirtilse de- henüz aksi ispat edilmemiştir.

Kur’an-ı Kerim’de buna benzer daha yüzlerce mucizelere yer verilmektedir. Her insanın parmak izinin birbirinden farklı oluşundan, günümüz biliminsanlarının üzerinde çalıştığı evrenin yaratılışı, karadelikler, zamanın göreceliği, embriyonun oluşumu, dağların, atmosferin oluşumuna kadar fizikten biyolojiye, uzay biliminden kimya bilimine kadar birçok konuda insanlığa ışık tutan bilgiler sunulmaktadır. Şüphesiz her biri, gören gözler ve gönüller için Rahman ve Rahim olan Allah’ın mutlak hakimiyetine, sonsuz kudretine işaret etmektedir