Görüş 19 Tem 2020

Kalp ve Akıl Çizgisi; Kuran Işığında!

Contributor

Kur’an-ı Kerim’de çok fazla sayıda ayette hem akıl hem kalp konusu geçer. Kalp ve akıl çizgisi nasıl şekillenir? Kimi zaman birlikte kimi zaman ayrı ayrı anılır.  Kur’an’ın anlamamızı istediği en çetrefil konulardan biridir akıl ve kalp ilişkisi. Akleden kalpten bahsedilir sıkça. Düşünce, duygu ve dürtülerin kontrol altına alınması istenir kuldan. Zira akıldan uzaklaşan kalp gibi kalpten uzaklaşan aklın da sapıtacağından bahsedilir.

Nasıl bir bağ, nasıl bir ilişkidir bu? Anlamlandırmaya anlamaya çalıştığımız, akıl kalp ilişkisi başlı başına yüceler yücesi Rabbimizin şanını yüceltmeye yeterlidir. İki organdır somutta. Ama ilahi iradenin gör dediği yerden bakmaya çalıştığımızda derin bir dünyaya dalarız anlamak için.

Kalp ve akıl çizgisi üzerine…

Akıl, ruhun dışarıya açılan gözü, kavrayışı, hafıza kuvveti, anlama, düşünme ve fikir üretme mecrasıdır. Dış dünyadan aldığı tüm bilgileri harmanlar, irtibatlar kurar, veri tabanında benzer olayları yoklar ve yeni bir veri haline getirir. Bu yeni verinin ne hissettireceği, kişiyi neye ya da nereye yönlendireceği, nasıl davranacağı konusu ise kalbin işidir.

Akılda ne kadar çok depolanmış bilgi var ise çıkarım yapma gücü dolayısı ile çeşitliliği artar. Akıl ne kadar çok fikir üretir ve kalbe gönderirse hissiyat da o derece çeşitlenecektir. Yüce kitabımız Kur’an-ın “oku” emri, ulaşabileceğimiz göreceğimiz hissedeceğimiz her bilgiyi okumak, anlamlandırmaya çalışmak, araştırmak anlamındadır.

Akla ne kadar çok veri girerse Allah ile kurulan bağ o denli güçlenecektir. Bildiklerimizi ya da bilemediklerimizi gördükçe nasıl bir mucize içinde yüce Rabbimizin lütfu ile yaşadığımızı göreceğiz. Biz akıl ettikçe aklın ışığında kalbin nuru artacak.

Bir manevi güç ve kuvvet merkezi olan kalbimiz aklımıza bağlılığı ölçüsünde sağlıklı çalışacaktır. Aklın hikmet süzgecinden geçirerek vesveselerden arındırdığı bilgileri kalp basiret ve feraset ile değerlendirecek kalp gözünü açacak yaşayışı buna göre olacaktır. Aksi halde, akıl etmekten yoksunluk kalbe de yolunu şaşırtacak, dalalete düşecektir.

Kur’an-ı Kerim’de ne buyrulur?

Üzerinde uzun uzun düşünüp kalbimizi ve aklımızı yoklayacağımız Kur’an ayetleri şöyle:

“Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitabı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız” (Bakara Suresi. Ayet)

“İşte Allah, size ayetlerini böyle açıklar ki akıl erdiresiniz.” (Bakara Suresi, 242. Ayet).

“Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez.”(Bakara Suresi, 269. Ayet).

“Ey Kitap Ehli, İbrahim konusunda ne diye çekişip tartışıyorsunuz? Tevrat da, İncil de ancak ondan sonra indirilmiştir. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?” (Al-i İmran Suresi, 65. Ayet).

“Ey iman edenler, sizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor, size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar. Buğuz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur, sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür. Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz.” (Al-i İmran Suresi, 118. Ayet)

“Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi kaydırma ve Katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz, bağışı en çok olan Sensin Sen.” (Al-i İmran Suresi, 8. Ayet).

“Ve onların kalplerini uzlaştırdı. Sen, yeryüzündekilerin tümünü harcasaydın bile, onların kalplerini uzlaştıramazdın. Ama Allah, aralarını bulup onları uzlaştırdı. Çünkü O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Enfal Suresi, 63. Ayet)

“Senden, yalnızca Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri kuşkuya kapılıp, kuşkularında kararsızlığa düşenler izin ister.” (Tevbe Suresi, 45. Ayet). ,

“(Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin, bunun (Kur-an’ın) hiç tartışmasız Rablerinden olan bir gerçek olduğunu bilmeleri için; böylelikle ona iman etsinler ve kalpleri ona tatmin bulmuş olarak bağlansın. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola yöneltir.”(Hac Suresi, 54. Ayet)