Kuran-ı Kerim’in hedeflediği insan modeli nasıldır?

Kuran 22 Mar 2021 Contributor
Kuran-ı Kerim'e göre insan
Jakayla Toney-Unsplash

Kelam ilmi Kuran-ı Kerim’in hedeflediği insan modeli üzerine bize bilgi verir. İnsan zihinsel eylemlere sahiptir. İnsanın en önemli özelliklerinden bir de bu zihinsel eylemleri üretmesidir. Zihinsel eylemler üreten insan yaratıcılık özelliğine sahip olur. İnsan yeryüzünde pek çok şey gerçekleştirdi. Ekonomi, sosyal hayat, bilimsel ve sanatsal üretimlerini hep yaratıcılık özelliğine sahip olduğu için gerçekleştirebildi.

İnsan türü yüzyıllar içinde gelişti ve değişti. İnsan kendinden önceki nesillerin aktardıkları bilgi sayeseinde sürekli olarak ilerledi. Doğa ile oluşturduğu ilişki de zamanla çok değişti. İnsanın doğaya hükmettiği, üstün geldiği düşüncesi bir dönem hakimdi. Bugün yaşanan doğal felaketler, beklenmedik olaylar aslında bu hükmün geçerli olmadığını ortaya koydu. Doğa kendisine yapılanlara kısa vadede olmasa da uzun vadede tepki verdi.

Kuran-ı Kerim’in hedeflediği insan modeli surelere nasıl yansıyor?

İnsanın bir digger özelliği duyguları. İnsan oldukça duygusal bir varlık olarak yaşamını sürdürüyor. Çevresindeki insanlardan etkilenen, onların sözleriyle farklı kararlar alabilen bir yapı gösterir. Tam da bu nedenle Kuran-ı Kerim’de şeytanın düşünceleriyle insanın aklını çelme özelliğinden bahsediler. İnsan etkilenen bir varlık olmasaydı şeytan da onu kandıramazdı. Bu etkilenme her zaman olumsuz olmak zorunda değil. İnsan olumlu fikirlerden de etkilenerek iyiye yönelir.

Kuran-ı Kerim insanı iyiye yönlendiren bir yapı içindedir. Örneğin Bakara Suresi bu anlamda bir örnektir. İyi etkilenmenin örneği olarak, Adem’in Allah’tan davranışı ile ilgili yönlendirmeler alması ve bunu uygulaması yer alır.

Sosyal bir varlık olan insan yasağa ihtiyaç duyar mı? İnsanın sosyal bir varlık olduğu ve yalnız yaşamaya yönlendirilmediğini de Kuran-ı Kerim’den anlıyoruz. Sosyal yaşam biçimini tercih eden insanın bazı kurallara ve yasaklara ihtiyaç duyması kaçınılmaz bir sonuçtur. Bu bağlamda ilk kuralı koyan Allah olmuştur.  Yasak karşısında inanların davranışları da değişkenlik gösterir. Burada insanın nefsini idare etmesi konusu ortaya çıkar. Allah’ın koyduğu yasaklara uymak zaman zaman mümünleri için bir nefis mücadelesi olur.

İyi olanı ya da kötü olanı seçmek

İnsanın bir diğer özelliği onun eylem gerçekleştiren bir varlık olmasıdır. Ayrıca insan eyleminde iyiyi ya da kötüyü tercih etmekte özgürdür. İyiyi seçen doğru olanı kötüyü seçen yanlış olanı yapacaktır. Burada bu seçimin sonuçlarının hemen alınmaması da insan için bir diğer çelikidir. Esasen insan yaptığı yanlışların bedelini hemen o gün ya da günlerde ödemediği için, gelecekte başına gelebilecek bir olumsuzluğu zaman zaman göze alır. Aslında insanın iyi ya da kötüyü seçme yetisi onun sorumlu bir varlık olması anlamına gelir. İnsan kötü olanı seçse bile ona bir tövbe hakkı da tanınır. Bunun yanında insan bilinçli bir varlık olarak, kötü olanı seçse de vicdani rahatsızlık duyarak bu davranışını terk edebilir.  İnsanın sesini ölçülü kullanması gerektiğine dair bir ayette karşımıza çıkıyor.

“Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, şüphesiz eşeklerin sesidir!” (Lokman Suresi, 31/ 19. Ayet)

Burada insanın sesi yüksek perdeden çıkabilse bile, bunu kullamaması gerektiğini anlıyoruz. Kuran-ı Kerim pek çok konuda insanı ölçülü olması için uyarır. Her alanda ölçülü olan kişi dengeli  bir yaşam kurma şansına sahiptir. Kuran- ı Kerim’de insan düşünen bir varlık olarak yer alır. Hatta İbn Sina’ya göre insanın akletmesi yani düşünmesi, onun var olan bir zat olduğu anlatır.

YAZI: ŞEBNEM KIRCI