Kuran sosyolojisi nasıl açıklanır?

Toplum Şebnem Cengizalp
Arapça dua
Salahudin-Dreamstime

Yüce Rabbimiz yarattığı kulunun bu imtihan dünyasında, bir arada, barış içinde yaşaması için yüce kitabında her bilgiye yer verdiği gibi, bir Kuran sosyolojisi de oluşturmuştur. İnsana sosyolojik olgular içinde bakmak farklı bakış açıları getirecektir.

Kuran sosyolojisi nasıl bilgiler verir?

Kuran’da genel bir çerçevede Allah-insan, insan-insan ve insan-tabiat ilişkileri üzerine kurulu bir sistem vardır. İnsanın kendisiyle olan nefis mücadelesindeki başarısı toplumla olan ilişkileri üzerinde de olumlu davranışları sergilemesine sebep olacaktır. Bu alanda insanın yapabilecekleri, yapamayacakları, yasakları, günahları ve sevaplarıyla kendini tanıması, buna göre yaşaması için temel davranış biçimidir.

Kur’an-ı Kerim’in birinci derecede muhatabı insandır. Bu çerçevede insanın içinde yaşadığı toplumla uyumlu olarak yaşaması, en temel kavram olan aileden başlanarak anlatılmıştır. Kuran’da toplumla olan ilişkileri düzenlemede birçok kural ve nizam bulunmaktadır. Sosyal bir varlık olarak yaratılmış olan insanın, bir toplumda barış ve güven içinde yaşamasının gereği, Allah’ın koyduğu hudutları aşmamak ve takvalı bir yaşam sürmekten geçmektedir. Genel hatlarıyla Kur’an-ı Kerim’de ki sosyolojik kavramların tümü, bu bir arada yaşama gerekliliğinin şartlarını oluşturmaktadır.

Kuran’da topluluklardan bahsedilme nedenleri nelerdir?

Yaratılışında sosyal bir varlık olma kodları işlenmiş olan insanın tek başına bir hayat sürmesi neredeyse imkansızdır. Düşünce, dil, mimik, duygu gibi kavramların ortaya konması için bir topluluğa ihtiyaç vardır. Aksi halde ne düşüncenin ne bunu dile getirmenin bir anlamı olmayacaktır. Ana hatlarıyla yüce Rabbimizin insanı bir topluluk içinde yaşamak üzere yarattığı görülmektedir.

Bu sebeple Kur’an-ı Kerim’de yer alan anlatımlarda bir topluluğun ortaya çıkışı, ortak kavramları, yok oluşları gibi insanlığa ders verici birçok öğeye rastlanır. Burada murat edilen, insanın barış ve esenlik içinde yaşayabileceği, zulmün yerine şefkatin, savaş yerine barışın tesis edildiği toplumlar olmasıdır. Aksi halde kendini güvende hissetmeyen insanın davranışları da buna göre olacaktır. Kur’an-ı Kerim’de insan ve cin toplulukları, müminler, münafıklar, hayvan toplulukları gibi konuların geçtiği görülür.

Buradan anlaşıldığı üzere bir topluluk olmanın birincil kuralı ortak kavramlarda buluşmaktır. Kuran’da ki sosyolojik guruplardan bahsedilirken fırka, aşiret, cemaat, kavim ve ümmet gibi kavramların kullanıldığı görülür. Bahsi geçen tüm toplumsal kavramların bir sosyal bağı olduğu görülür. Bu sosyal bağlar aynı topraklarda doğmak, din ya da başka bir bağı temsil etmektedir.

Sosyal olmaya ihtiyacımız var mıdır?

İnsanın kendini ve dünyayı anlamlandırma çabasının en temel amacı güvende olma ihtiyacıdır. Kişi kendi kültürünü, aile yaşantısını, düşünce dünyasını ifade edebildiği oranda kendini güvende hisseder. Bu ihtiyaç asıl olarak tüm hayatı şekillendirmede etkilidir. Hiç tanımadığı insanların olduğu başka bir ülkeye, başka bir şehre göç etmek zorunda kalan insanın uzunca bir zamanı, bu topluluğun geleneklerini, rutinlerini yaşam şekillerini anlamaya çalışmakla geçer.

Bu aşamadan sonra kendi kişisel gelenek ve yaşam şartlarına uyduğu ölçüde o topluluk içinde yaşamaya çalışacaktır. Aksi halde güven ilişkisini kuramadığı topluluk içinde yaşamayı rededecektir.

Kur’an-ı Kerim’i ana hatlarıyla anlamaya çalışmanın bile insana katacağı çok şey olacağı kesindir. Yüce Rabbimiz yarattığı kulunu engin rahmetinin bir sonucu olarak bu dünyada kılavuzsuz bırakmamış, ilahi kılavuzumuz Kur’an-ı Kerim’i göndermiştir. Bu kitabı hakkıyla okuyup anlamaya çalışmak, her kul üzerine yazılmış bir farzdır. Zira bu yüce kitap “oku” emriyle başlar. Okumaktan kasıtsa çok daha geniş anlamlıdır. Yüce Rabbimizin görün dediği yerden dünyayı görmek için çaba sarf etmek insanoğlunun yegane amacı olmalıdır.

 

 

Enjoy Ali Huda! Exclusive for your kids.