Kur’an’da Aile Hayatı

Yaşam Demet Demriok 07-May-2020
family spending time

İslam, aile esasına dayanan toplumsal bir düzendir. Dinimizce aile, içinde huzur, güven, şefkat, merhamet, güzellik bulunan ve bunları birbirleri ile paylaşan bireylerin oluşturduğu bir kurumdur.

Genel olarak aile, tarihin en eski örgütlü yapısıdır. Aile, toplumun yapı taşıdır. Neslin devamını, toplumsal sürekliliği en sağlıklı şekilde sağlayan yapı olarak aile, insanda kimlik ve kişiliğin inşa edilmesine, toplumsal değerlerin korunup zenginleştirilmesine katkıda bulunur. Annelik, arkadaşlık, nesli devam ettirme arzusu, ebeveynlik duyguları ailede inşa edilip kökleşmektedir. Sorumluluk, sadakat, güven, bağlılık ve birlik duyguları kişiye ailede aşılanmaktadır. Eşler arasındaki cinsel davranışların düzenlenmesi, sevgi ve arkadaşlık duygularının geliştirilmesi, toplumsal statünün sağlanması, koruma duygusunun geliştirilmesi aile sayesinde mümkün olmaktadır. Ayrıca aile, sorun çözen, sorun çözme kabiliyeti en yüksek olan ve bu konuda alternatifi olmayan tek kurumdur.

İnsanlık tarihi boyunca sağlam aile yapıları, sağlam ve güçlü toplumları ortaya çıkarmıştır. Kur’an’ın aile üzerinde durmasının en önemli nedenlerinden biri de budur. Dinimiz, aileyi “sükunet bulma yeri” olarak tanımlar. Hayatın zorluklarından, günün karmaşasından, işin stresinden ve işlerin ağırlığından sükunet bulunacak yer ailedir.

Kur’an, evliliği sevgi, şefkat, merhamet temelinde ele almış ve pek çok faydasını bildirir: “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum Suresi, 30/21.)  Evlilikteki faydaların başında iffetin muhafaza edilmesi, neslin devam etmesi, çocuk sahibi olmak, güven ve huzur gelir.

Kur’an, evliliği sağlam bir sözleşme olarak görür: “Hem, siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız?” (Nisa Suresi, 4/21.) Kur’an, evlilik akdini “kavlen ğaliza” ağır söz, sağlam söz olarak tarif etmiştir. Üzüntüde ve sevinçte, varlık ve darlıkta, hayatın zorluklarına ve geçim sıkıntılarına beraber göğüs germeyi tavsiye eder. Evlilik bir sözdür, sözleşmedir, akittir, anlaşmadır. En basit sıkıntılarda bu sözün, anlaşmanın ve büyük sorumluluğun unutulmaması gerektiği hatırlatılır.

İyi bir evlilik için eşlerin birbirini beğenmesi ve birbirlerine denk olması gereklidir: “Hoşunuza giden kadınlarla evlenin…” (Nisa Suresi, 4/3.) Kur’an’ın bu ayeti evlilik hayatına daha ilk adımın atılırken gönül hoşnutluğuna değinmiştir. Kur’an, zorla evlendirmeye, istemediği ve tanımadığı biriyle evlendirmeye iyi bakmamıştır. İnanç birliği, fikir birliği, kültür birliği, dil birliği, örf, adet ve gelenek birliği aileyi ayakta tutan önemli unsurlardır.

Kur’an, kadınlara iyi muamelede bulunmayı ve onlarla iyi geçinmeyi emreder. En basit bir meselede kadını kırmak, hatasını yüzüne vurmak ve kaba saba davranmak Allah’ın emrine aykırı bir davranıştır. Ailedeki düzenden anne baba sorumludur. Esas sorumlu ise babadır. Dinimizde erkeklere, kadınları koruyup kollamaları emredilir; evin geçimi, korunması, dini ve ahlaki sorumluluk aile reisine yüklenmiştir. Meryem Suresi’nde Hz. İsmail’den bahsederken; “Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Rabbinin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.” denmiştir.

Aile fertlerinin karşılıklı hak ve görevleri sağlam denge üzerine oturtulduğu zaman birçok sorun çözülmüş olur. Evlilikte kadınlık ve erkeklikten önce “insanlık” önde gelir. Kur’an kadın ve erkek arasında fark koymamıştır. Kadınlara emrettiğini erkeklere de emretmiştir. İnsan cinsinin bir bireyi olan kadın, insan soyunun devam etmesini temin eden ve çocukları terbiye eden esas faktördür.

Kur’an kadına sosyal, iktisadi, medeni ve siyasi haklar vermiş, onlarla güzel muamele edilmesini emretmiştir. Çünkü sağlam nesiller, güçlü toplumlar, mutlu kadınların ve ailelerin eseridir.