Kuran’da firavun nasıl geçer?

Tarih Contributor
Kuran'da Firavun
Keops Firavunu, Mısır. Albertoloyo-Dreamstime.com

Hz. Musa zamanında anlatılan olaylar Kuran’da firavun ailesi çerçevesi içinde sıklıkla yer almaktadır. Bu sebepledir ki firavununla ilgili anlatımlar Müslümanlar için ders alınması gereken olaylar zincirine işaret eder. Eski Mısır tarihinde önemli yere sahip olan Firavunlar hem kendi halkları hem diğer halklara yaptıkları zulümler ve ünlü piramit yapılarıyla hala anılmaktadırlar.

Firavun ve ailesi kimdir?

Eski Mısır medeniyetinde Firavun hem tanrının oğlu yani tanrı, hem de kral sıfatı taşırdı. Tanrılığının kaynağı da Mısır mitolojisine dayanmaktaydı. Eski Mısır mitolojisinde ilk kral tanrı Geb’di. Oğlu Oziris’se Mısır’ı yönetmiş, ölümü üzerine yerine gök tanrısı Horus’a geçmişti. Firavunlarda bu sebeple  Horus’un soyundan gelen tanrılar olduklarına inanırlardı. Ve Firavunlarda bu inanç o kadar güçlüydü ki tanrı olan kralın soyunun bozulmaması için Firavunların anneleri ve kız kardeşleriyle evlenmek gibi sapkınlıklarının meydana gelmesine sebep olmuştu. Firavun unvanıyla anılan krallar M.Ö 3050 yıllarından itibaren Mısır’da hüküm sürmeye başlamıştır. M.Ö 30 yılından sonraysa Roma İmparatorluğunun Mısır’ı, işgaliyle son bulmuştur.

Kuran’da firavun nasıl geçer?

Kur’an-’ı Kerim’de Hz. Musa döneminin anlatıldığı bölümlerde firavun kelimesi geçmektedir. Hz. Yusuf dönemini anlatan ayetlerdeyse Mısır kralı rab ve melik kelimeleriyle anılır. Kur’an-ı Kerim’de yaklaşık yetmiş dört kez geçen firavun kelimesinin karşılığı ilahlık iddiasında bulunacak kadar sapkın, böbürlenen, büyüklük taslayan, halkına zulmeden bir kraldır. Birçok ayette firavunun, firavun ailesi, firavun askerleri, firavun ve avenesi, olarak anılması ilginçtir. İslam düşünürleri bunun sebebinin firavunun bir sembol olarak kullanıldığı görüşündedirler. Firavun bu anlamda ilahlık iddiasıyla böbürlenen, halkına zulmeden, adaletten yoksun yöneticilerin tanımı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kuran’da firavuna gönderilen Hz. Musa tevhit inancı içinde adalet, hakkı temsil ederken firavun ve avenesi bunun tam karşısında yer almaktadır. Hz. Musa’nın tebliğine kulak asmayan dahası ona zulmetmeye kalkan firavun ve yanındakiler yüce Rabbimizin hışmına uğramıştır. Kuran’da ki ayetlerde firavun ve avenesi yıllar süren kuraklık, tufan, üzerlerine gönderilen kurbağalar, çekirgeler ve kan gönderilerek sınanmışlardır. En sonunda denizin ikiye yarılması mucizesinde firavun boğulmak üzereyken iman etmiş, fakat bu ona bir fayda sağlamamış, ölüm anındaki imanı kabul edilmemiştir. Anlatılan dehşet verici olayda son anda gelen imanın insana hiçbir şey sağlamayacağı anlaşılmadır. Yüce Rabbimiz bahşettiği ömrün Tevhit inancı içinde idrak ile geçirilmesini emretmektedir.

Günümüze ulaşmış firavun cesetleri bize ne anlatır?

Yunus Suresi 92. Ayet yaşanan olayların bugüne somut bir şekilde ulaşacağından haber verir.  Bu ayette firavunun cesedinin bozulmadan sonradan gelenlere ibret olması için yüksek bir yere çıkarılarak bırakıldığı bildirilmiştir. 1881 yılında Süveyş kanalı açılırken yapılan çalışmalar sırasında Kızıldeniz’in Cebelerin mevkiinde bir kum tepeciğinin içinde secde halinde bir ceset bulunmuş, mumyalanmadığı halde organlarının dahi korunmuş olduğu belirtilmiştir. Yapılan karbon testleri neticesinde cesedin üç bin yıllık olduğu sonucu çıkarılmıştır. Bulunan ceset Londra’ da sergilenmektedir.

Çeşitli haber kanallarının verdiği bilgilere göre secde halinde bulunan ve fotoğraflanan ceset daha sonra bir Kuran mucizesi olarak anılmaması için sırt üstü yatırılmıştır. Doğrusunu Allah bilir. Bu nedenle cesedin hem secdedeyken, hem de sırt üstü yatarken fotoğrafları mevcuttur. Günümüzde zalimlik ve zulüm denince akla ilk gelen kavram firavunluk kavramıdır. Firavun tanımlaması, kendini ilahlaştıracak şekilde böbürlenen, kendini beğenen zalimler için kullanılan bir sıfat olarak hala kullanılmaktadır.

YAZI: ŞEBNEM CENGİZALP

Enjoy Ali Huda! Exclusive for your kids.