Kuran’da tebliğ kavramı nasıl ele alınmıştır?

Kuran Şebnem Cengizalp
Kuran’da tebliğ kavramı
Yosemite Şelalesi, ABD. Tom Gainor-Unsplash

Yüce Rabbimizin yarattığı kuluna emirleri, yasakları, cezaları ve mükafatları Kuran’da tebliğ kavramı içinde bakıldığında belli bir sistematik içerir. İnsan hayatının inşası için ilahi bir kılavuz olan Kur’an-ı Kerim’i daha iyi anlamak, hem bu dünya hem öte dünya hayatımızı şekillendirmede bize ışık tutmaktadır.

Kuran’da tebliğ kavramı nasıl geçer?

Kuran’nın tebliğinde muhatap insandır. Bu sebepledir ki insanın önce kendini tanıması, neyi yapıp neyi yapamayacağını, sınırlarını, özgürlüklerini bilmesi, mesajın doğru anlaşılmasında oldukça önemlidir. Kur’an-ı Kerim’de insanın yaratılış evreleri, yaratılıştan itibaren yaşayan yok olan kavimler, insanın güçlü ve zayıf yönleri gibi birçok konuda bilgi verilir. Bu da insanın maddi ve manevi olarak her açıdan tanımıdır.

Tebliğ kavramı peygamberlerin aldıkları vahyi muhataplara ulaştırması görevidir. Bu görevin icrası her peygamberin yaşadığı toplum, dönem ve şartlara göre çeşitli olayların yaşanmasına sebebiyet vermiştir. Örneğin peygamberimiz Hz. Muhammed’in gördüğü kötü muamele, bazı peygamberlerin öldürülmesi gibi, gazabı hak kılan olaylar vuku bulmuştur. Peygamberler bu tebliğleriyle insana sorumluluklarını hatırlatmış fakat çoğu zaman inkarla karşılaşmışlardır.

Peygamberlerin tek görev tebliğ midir?

Tebliğ kavramının geçtiği ayetlerden de anlaşıldığı üzere yüce Rabbimizin gönderdiği tüm peygamberlerin tek görevi tebliğdir. Buna mukabil Rabbimiz, hitapta bulunduğu peygamberlere tek görevlerinin tebliğ olduğunu, hesap sorma işininse kendine ait olduğunu ayetlerde hatırlatmaktadır. Peygamberlerin asli görevi, gönderildikleri topluma Allah’ın mesajını tebliğ ederek mutlu bir ahiret yurdu kazanmalarını sağlamaktır.

Birçok ayette peygamberlerin ağzından “ben sadece bana vahiy edileni size iletmekle yükümlüyüm” denmektedir. Bunun sebebi, yüce Rabbimizin muhatap olarak yarattığı kuluna Rahmetidir. Zira yarattığı kuluna akıl ve irade bahşeden yüce Allah’ın, hakkaniyet ve rahmetinin bir sonucu olarak, bilmediği bir şeyden insanı sorumlu tutmayacağı vurgusudur.

Tebliğin amacı nedir?

İnsan yaratılış itibariyle temiz bir fıtratla yaratılmıştır. Akıl ve irade gibi, doğru kullanıldığında nimet, yanlış kullanıldığında ya da kullanılmadığındaysa külfet getiren bir yükü vardır. Genel anlamda bu tebliğin amacı insanın yaratılış esasları üzerinde doğru yolda yürümesini sağlamaktır. İnsanlık her yoldan çıktığında bir peygamber gönderilerek uyarılmıştır. Kur’an-ı Kerim’de şu çarpıcı ayette olduğu gibi insanlık hizaya gelmesi için defalarca uyarır:

“Allah aklını kullanmayanlar üzerine pisliği bırakır.” (Yunus Suresi, 100. Ayet)

O halde insan, yaratılış evrelerini, yaratılış sebebini anlamak ve buna göre yaşamakla yükümlüdür. Kur’an-ı Kerim ayetleri içinde akıl hastalarının dini yükümlülüklerden ari kılınmalarının sebebi, akıllarını kullanamamalarındandır. Yüce Allah kulundan akılını kullanıp, düşünüp idrak ettiği bir yaşam ve iman beklemektedir. Bu asla zorlamayla olmayacaktır.

Ne yazıktır ki Kuran’da ki insana “hiç akıl etmez misiniz” sorusu defalarca tekrar edildiği halde, bu aklı rafa kaldırmış, kullanım dışı bırakmış çoğunluk, yürüdükleri yolun karanlık sonunu da görmekten aciz kalmıştır.

Oysa yüce Rabbimizin arzusu aklını kullanan insanın, tebliğ edilen ilahi kılavuzluğun aydınlattığı yolda Yüce Rabbinin rızasını kazanmak için yürümesidir. Düşünmek için yaratılmış aklı düşünmemeye zorlamanın, sorumluluktan kaçmanın beyhude bir davranış olduğu defalarca vurgulanmıştır.

İnsan için ahiret yurduna eriştiğinde “neden” diye bir soru olmayacağından bahaneler sunarak bir kaçış da söz konusu olmayacaktır. İnsan, hesap günü, bu dünyada yaşadıklarının, yaptıkları ya da yapmadıklarının sadece sonuçlarıyla karşı karşıya kalacaktır.

Kur’an-ı Kerim Furkan Suresi 27. Ayetinde kıyamet günü insanların keşke peygamberle aynı yolda olsaydık demelerinden ve 30. Ayette de son tebliğ peygamberimiz olan Hz. Muhammed’in “Rabbim benim kavmim bu Kur’an-ı büsbütün saf dışı bıraktılar” diyerek şikayetinden bahsedilir.

Aklını biraz olsun kullanan, hak yolunda yaşayıp, hayat amacını Hakk’ın rızasını kazanmak üzerine inşa eden insanın, kaçacak bir yer olmadığını idraki her şeyi değiştirecektir.