Kurban Bayramı’mız ve Teslimiyet Şuuru

ID 98135000 © Saletomic | Dreamstime.com
ID 98135000 © Saletomic | Dreamstime.com

Bir mübarek Kurban Bayramı’mız mübarek olsun! İslam aleminin en mutlu günlerinden olan bayramlarımız, ailemizle, sevdiklerimizle huzurlu, mutlu zamanlar geçireceğimiz günleri müjdeliyor. Bayramın heyecanı bizi sarmışken Kurban Bayramı’nın ortaya çıkışını bir kez daha hatırlamak istedik.

Hazreti İbrahim dürüst, sözünde duran, yumuşak huylu bir kişiydi. Allah u Teala için müminlerinin sözünde duran kişiler olması çok önemlidir. Sözünde duran kişiler Kuran-ı Kerim’de övülür. Mü’minlerden Allah-u Teala’ya karşı verdiği sözde duran öyle yiğitler vardır.”(Ahsap Suresi, 23. Ayet)

Hazreti İbrahim’in vefalı olması ile ilgili onurlandırıldığı bir başka sure de şudur; “Yoksa Musa’nın ve ahde vefa örneği İbrahim’in sahifelerinde bulunan şu hususlardan haberi yok mu?”

Hz. İbrahim’in hiç çocuğu olmaz. Yaşı 86 yaşına gelen peygamber davasını ve ailesini devam ettirecek temiz bir evlat istemektedir. Allah’tan kendisine bir evlat nasip etmesini isterken  ederken “ Bana bir evlat verirsen onu kurban ederim.” der. Yüce Rabbimiz, Hacer validemizden Hz. İbrahim’e bir erkek çocuk nasip eder. Bu çocuğa da İsmail ismi verilir.

Nihayet çocuk 7 yaşına gelince Hz. İbrahim bir rüya görür. Rüyada kendisine evladını kurban etmekle ilgili adak hatırlatılır. Peygamberlerin rüyaları da vahyin bir türüdür. Hz. İbrahim çaresiz bir şekilde oturduğu Şam’dan Hz. Hacer ve Hazreti. İsmail’in yaşadığı Mekke’ye gelir. Niyeti evladını kurban etmektir. Bu isteği gerçekleştirecektir ama bir yandan da acı çeker.

Hz. İbrahim oğlu Hz. İsmail’e bıçak ve ip almasını söyler. Görüntüde odun kesmeye gidiyorlar. Evden uzaklaşırlar. O esnada şeytan Hz. Hacer’e, Hz. İbrahim’e ve Hz. İsmail’e görünür. Hazreti Hacer’e, “ Kocan oğlunu kesecek.” der. Hazreti. İbrahim’e “ İnsan oğlunu keser mi?” der. Hazreti İsmail’e; “ Baban seni kesmeye götürüyor.” der. Her üçü de şeytanı kovalar ve “ Allah’ın hükmüne razı olduk” derler.

Nihayet Mina-Müzdelife bölgelerine yakın bir yere gelince Hz. İbrahim oğlu Hz. İsmail’i karşısına alarak onunla konuşur. “Oğlum,  ben rüyamda seni kurban ediyor görüyorum. Bak bakalım, ne diyorsun bu işe. Babanla konuş bu işi. Bana teslim olacak mısın?”

Hz. İbrahim bu emri paylaşır. Yüce Rabbin istediğini iletmekte tereddüt etmez. Oğlu Hz. İsmail ise tam bir tevekkül ve teslimiyetle şöyle cevap verir: “ Babacığım! Emrolunduğunu yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.

Sana direnmeyeceğim. Senin dediğini tartışmayacağım. Sana neden demeyeceğim. Sen ne ile emredildiysen onu yap. Beni sabreden olarak bulacaksın.”

Nihayet Hz. İbrahim ile Hz. İsmail emre uymak için hazırlık yaparlar. Hz. İsmail babasına şöyle der: “ Babacığım. Kollarımı arkadan sımsıkı bağla. Gömleğimi soy ki kana bulanmasın. Annem görür dayanamaz.”

Hz. İbrahim oğlu İsmail’i alnı üstü yatırır. Kurban edecektir. İç âlemi elbette buruktur, mustariptir ama karara boyun eğmektedir. Hz. İbrahim bıçağı çalacaktır ince et parçasına ama Allah u Teala bıçaktan kesebilme kudretini kaldırmıştır. Bıçak bir pamuk yumağı gibi boyundan geçer. Hz. İbrahim kendinden geçer, Hz. İsmail kendinden geçer.

O sırada gökyüzünden bir koç Hazreti İbrahim’e kurban etmesi için getirilir. Hazreti İbrahim sözünü tuttuğu için Allah u Teala ona oğlunu bağışlar. Bu olay Kuran-ı Kerim’de şu şekilde bildirilmiştir. “ Ve ona büyük bir kurbanı fidye (oğlu İsmail’i kesmekten kurtuluş bedeli) olarak gönderdik.” (Saffat Suresi, 107. Ayet). Kurban Bayramı’nda kurban vacip veya müekked yani güçlü sünnet kabul edilir.