SalamWebToday Haber Bülteni
Haftalık SalamWebToday makalelerini almak için kaydolun!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Lübnan’ın tarihi yerleri ufkumuzu açıyor

Seyahat 16 Ara 2020
dreamstime_s_29584309 (1)

Taşıdığı özel kültürel miraslar ve ılıman iklimiyle Lübnan’ın tarihi yerleri ilgi çekmeye devam ediyor. Orta Doğu’nun en çekici turizm duraklarından biri bu tarihi çok eskilere dayanan ülke. Bildiğiniz gibi bir yer çok rağbet görüyorsa oranın Paris’i diye adlandırılır. İşte Beyrut için de Orta Doğu’nun Paris’i yakıştırması ile karşılaşıyoruz.

Beyrut’un yanı sıra görülebilecek diğer şehirler arasında Sayda, Tripoli, Sur, Zahle, Biblus yer alıyor. Baalbek Tapınak şehri Lübnan’a gidenlerin mutlaka ziyaret ettiği bir nokta. Beka vadisinde yer alan bu tapınak şehrin tarihi beş bin yıl öncesine kadar uzanıyor. Lübana toprakları Yunanlılar, Finikeliler ve Romalılar tarafından kutsal şehir olarak anıldı. Baalbek tapınak şehri uzmanlara göre dünyanın en görkemli tapınak şehri.

Önemli bir ticaret merkezi de olan Baalbek sırasıyla Bizanslılar, Selçuklular, Eyyubiler, Haçlılar, Moğollar, Memlüklüler ve Osmanlıların hakimiyetine girdi. Baalbek Tapınak şehrinde bulunan üç büyük tapınağın adları; Jüpiter, Baküs ve Venüs. Bir zamanlar devasa sütunlara sahip olan bu tapınaklar bugünkü halleriyle bile görenleri etkisi altına alıyor. Jüpiter tapınağı bir zamanlar 84 sütuna sahipken bugün 22 metre uzunluktaki bu sütunların altı tanesini görebileceksiniz.

Doğal bir güzellik olan  Baatara Gorge Şelalesi’de güzelliği ile ziyaretçilerini etkisi altında bırakıyor. 225 metre derinliğe sahip şelalenin suları bir mağaraya düşüyor. Bu düşüş gizemli ve görülmeye değer bir güzellik sunuyor. Özellikleri kar sularının eridiği dönem şelaleyi ziyaret için ideal bir dönem olarak görülüyor. Şelalenin çevresinde bulunan doğal köprüler de ayrı bir doğa güzelliği olarak karşımıza çıkıyor.

Lübnan’ın tarihi yerleri; El Ömer Camii

İlginizi çekebilecek bir diğer önemli tarihi yapı; El Ömer Camii. Bu camii aslında eski bir Haçlı kilisesi. 1550 yılında inşa edilen kilisenin adı Vaftizci Aziz John kilisesiydi. 1291 yılında Memlüklüler Beyrut’u ele geçirince bu kiliseyi de camiye dönüştürdüler.  Halife Ömer İbn El-hattab’ı anmak amacıyla camiye Al-Omari adı verildi. Minare de 1350 yılında eklendi. Camii 1975 ile 1990 yıllarında süren iç savaştan etkilendi ve hasar gördü. 2004 yılında ise yeniden restore edildi. Bu restorasyonda camiye ikinci bir minare daha eklendi. Camiinin son hali en güzel İslam mimarilerine örnek olarak gösteriliyor. Caminin etrafı da otantik yapısını koruduğu için, ziyaretçiler bu bölgede fotoğraf çektirmekten keyif alıyor.

Müze ziyareti olmadan tarihin tadı çıkmaz. Beyrut Ulusal Müzesi tarihi eserleri incelemek için anlamlı bir zaman dilimi geçireceğiniz özel bir müze.  Ulusal Müze Beyrut şehrinin en çok ziyaret edilen kültür durağı. Müzedeki eserler 1. Dünya savaşından itibaren toplanarak bir araya getirildi.

Hangi müzelere gitmeli?

Bir geziye sanatsal bilgi katmak da o geziyi unutulmaz kılar. Nicolas İbrahim Sursock Müzesi aslında eski bir konak. Nicolas Sursock eski bir koleksiyoner, müze yapılması için kendisine ait olan bu konağı bağışlıyor. Bu eski konakta çağdaş sanat eserlerini ziyaret ederek, Lübnanlı sanatçıları tanıyabilirsiniz.

Romalıların bir dönem hakimiyet kurduğu Lübnan’da Roma Hamam kalıntılarını ziyaret etmeden dönmeyin.  Özellikle arkeolojiye meraklı olan turistleri burada göreceksiniz. Roma hamamı kalıntılarının da bulunduğu arkeolojik alan, Parlemento binasının yanında bulunuyor.

Başkent Beyrut’a bir saat uzaklıkta bulunan Mzaar Kfardebian, doğa güzelliğini seven ziayretçişlerin gözdesi. Özellikle kar yağdığında ziyaret edilen bu bölge Orta Doğu’nun en önemli kayak merkezlerinden bir tanesi.

Günümüzde Lübnan’da Müslümanlar ağırlıkta bulunuyor. Lübnan’da konuşulan resmi dil  de Arapça. Yer yer Fransızca ve İngilizce’de konuşuluyor.

YAZI: ŞEBNEM KIRCI