Görüş 23-Nis-2020

Mahremiyet Duygusu Nereye Gidiyor?

Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Mahremiyet denince akıllarda hemen masumiyet çağrışır. Bu iki sözcük sanki eş anlamlı gibidir. Mahremiyet hayat içinde geniş kapsamlı olduğu kadar özel de bir kavramdır.

Kelime Arapça bir kelimedir. Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne göre anlamı “gizlilik”tir. Kişisel mahremiyet, ailevi mahremiyet, ticari mahremiyet, ahlaki mahremiyet gibi yaygın alanlarda kullanımı mevcut.

Mahremiyet konusunda günümüzde yaşananlar ile ilgili çok fazla rahatsızlık duyanlardan biri olarak kişisel mahremiyet hem fiziki hem manevi olarak ele alındığında dejenerasyon ciddi boyutta karşımızda durur. Anlaşıldığı gibi günümüz şartlarındaki dijital dünyamızda mahremiyetten bahsetmek can sıkıcı hale gelmiştir.

Öncelerde açığa vurulması “ayıp” olan ne yediğin, ne giydiğin, kaça aldığın gibi şahsi konular, dijital dünya sayesinde maalesef ortalığa dökülmüş durumdadır. Peki kişisel boyutta şirazesi kaçan mahremiyet olgusu kime neye hizmet etmektedir? Cevap hepimizin aklında; tüketime dayalı ekonomik düzen… Bu uğurda insanların yarışırcasına paylaşımlar yaptığı sosyal medya mecralarında neler görmedik ki! Yenilen içilen alınan satılan şöyle dursun yatak odasında eşine hazırladığı kahvaltıyı sunarken videosunu yükleyenlerden; doğum anı videolarını en ince ayrıntılarına kadar ortalara dökenlere; hastanede serum yiyen eşini yaşlı göz emojileri koyarak paylaşanlara kadar…

Paylaşım olgusunun bile anlamını yitirdiği bir tuhaf bir hale gelen ey insanlık! Mahremiyetini kaybettin. Yaptığın “paylaşım”ların nelere mal olduğunu er geç anlayacaksın. Sunum yaptığın yatak odana özenenler düşecek eşinin peşine, hasta yatağında paylaştığın serumlu fotoğraflarının ne kadar çabuk tüketildiğini kimsenin seni gerçekten merak ettiği için aramadığını göreceksin. Doğum videolarından başlayarak her anını sanki dahi çocuk gibi paylaştığın, onu bu rekabet ortamının içine acımasızca attığın evladının mahremiyetini koruyamamış olacaksın bir bakıma. Ve yetmeyecek hiçbir yaptığı paylaşım daha fazla ilgi beğeni derken iyice çıkacak her çocuk raydan. İşte size mahremiyetin önemi. Anlık beğeniler için mutluluklar için heba ettiğiniz, bedelini ağır ödeyeceğiniz, yok saydığınız mahremiyet.

Ne diyordu Alemlerin Rabb’i:

“Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Görünen kısımlar müstesna, zinetlerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut, kocalarının babalarından yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut Müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!” (Nur Suresi 31. Ayet)

Mahremiyetin tanımı geniş. Mahrem yaşamak meşakkatli. Ancak insan hayatına getirdiği faziletler sayısız. Fiziksel mahremiyetin detaylı anlatımı olan bu ayette de görüldüğü gibi mahremiyetini koruması istenen hanımların genel olarak vakur ve olgun davranarak sır bir hayat yaşamaları önerilmekte. Emredilen yaşam şeklinin yukarıdaki paragraflarda ortalara dökülmüş hayatlar ile ne kadar çeliştiği de ortada.

Sistem tarafından özellikle medya ile yaratılan algılar sayesinde kişilerin önce aşağılık kompleksine sokulup sonra bundan kurtulma çabası içine düşürüldüğü, mahremiyet başta olmak üzere her tür değerin alt üst edildiği çeşitli mecralar kabaca gelinen durumu özetliyor esasında.

Oysa İslami olarak emredilen mahremiyet sınırlarını aşmamak başta kişiler olmak üzere toplumun düzen ve verimliliğini sağlayan, yüce Rabb’imizin yeryüzüne halife olarak atadığı insanoğluna yaraşır şerefli bir hayatı getirecektir. Fakat dünyevi hazlar ve menfaatler uğruna yok edilen mahremiyet yitirilince Allah’ın fıtratta verdiği haysiyetin de yok olduğu aşikardır.

Yüce Rabb’imiz hepimize onurlu bir hayatı sürdürecek basireti nasip etsin.

 

 

İlgili makaleler
Görüş
Görüş 12-Eyl-2020
no-woman-photo-150x150
Şebnem Cengizalp
Yazar

Kur’an-ı Kerim terimi olan “vesvese”, varlığı şeytan varlığı ile özdeşleşen zihnine sinsice yerleştiği insan için kurtulması gereken kötü telkinlerdir. İlahi kılavuzumuz Kur’an-ı Kerim’de vesvese, şeytan ya da nefsin insana fısıldadıkları olarak tanımlanır. Ve bu fısıltılar insan için saptırıcı, şüpheye ve tereddüde düşürücü, dine aykırı davranışlara sürükleyicidir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 27-Ağu-2020
Şebnem Cengizalp
Yazar

Günümüzde, teknoloji ile oldukça hızlanan hayatlarımıza gelen yenilikler yanında nelerin kaybolup gittiğini bazen hatırlıyor bazen de modern çağ denizinin hırçın dalgaları arasında umursamadan akıp gidiyoruz. Hatırladığımız zamanların klasik cümlesi ise nerede o eski bayramlar, nerede o eski günler gibi cümleler oluyor.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 18-Ağu-2020
no-woman-photo-150x150
Şebnem Cengizalp
Yazar

“Din” kelimesi Kur’an-ı Kerim’de doksan iki farklı yerde geçmekte ve zül, yönetme, itaat, hüküm, tapınma, tevhit, İslam, şeriat, adet, ceza, hesap gibi anlamlarına örnekler vererek açıklanmaktadır.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 03-Ağu-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Pek çok tanımı bulunan kültür kavramı, genel bir tanımı ile bireyin yaşadığı toplum içinde öğrendiklerini nesilden nesle aktardığı bir bilgi mirasıdır diyebiliriz. Toplumun yaşadığı coğrafya ve iklime göre dil ve dinin de içinde bulunduğu unsurlarla gelenek göreneklerin oluşturulmuş halidir.

Devamı Devamı