SalamWebToday Haber Bülteni
Sign up to get weekly SalamWebToday articles!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Medyanın şiddete etkisi

Teknoloji 10 Şub 2021
medyanın şiddete etkisi
Keith Fox-Unsplash

Medya araçları insanlar açısından büyük bir tesire sahip olduğu için medyanın şiddete etkisi nasıl? Bu, oldukça araştırılan bir konudur. Medya yayınlarında hem gerçek hem de hayal ürünü pek çok görsel ve görüntüye yer verilir. Birbirinden farklı içeriklere sahip bu araçlarda bazı şiddet ögeleri olduğu da görülmektedir.

Özellikle 1950 sonrasında medyada işlenen şiddet konusu, büyük bir talep görmeye başlamıştır. Bu konuya bağlı olarak çocukların yetişkinlerden daha fazla negatif etkiye maruz kaldığı kabul edilir. Çünkü çocuk doğruyla yanlışı; gerçek ile hayali henüz ayırt edebilecek olgunluğa erişmemiştir.

Medyanın şiddete etkisi ve bunun talep görme sebebi nedir?

Fiziksel ya da psikolojik olarak nitelendirilebilecek şiddet ögelerinin, medya piyasasından talep görmesinin temel nedeni finanstır. Basit bir örnekle açıklamak gerekirse yabancı menşeili bir şiddet filminin farklı dillere çevrilmesi ve yurtdışından satın alınması daha kolay bir iştir. Adrenalin duygusunun bol olduğu filmlerin dünya genelinde daha fazla izleyici çektiği de kabul edilen bir gerçektir.

Yetişkinler açısından bir farklılık yaratmasa bile, medyanın şiddete etkisi çocuklar açısından negatif yöndedir. Çocuklar çoğu zaman bu kurguların gerçek olduğuna inanırlar. Zaman içerisinde de şiddet, normalleşmeye başlar. Oysa, şiddet normalize edilemeyecek kadar kötü sonuçlar doğuran bir olgudur. Bu sebeple de anne ve babaların çocuklarını bu etkiden koruması gerekir.

Çocuklar açısından medyanın şiddete etkisi nedir?

Şiddet, çağımızın en büyük sorunlarından biri haline gelmiş durumdadır. Hatta sosyal bilimcilerin şiddet üzerine çok sayıda araştırma yaptığı da bilinen bir konudur. Medya araçlarında yer bulmayı başaran şiddetse, bu popüler kültürün bir parçası haline gelmeye başlamıştır.

Çocuklar, erişkin sayılana kadar hayal temelli yaşamaya ve büyüklerini taklit etmeye devam ederler. Dolayısıyla da medya araçlarında gördükleri kahramanlara özenir, onların davranışlarını da kendilerine kopyalarlar. Söz konusu olan bu kahramanların şiddet içerikli çözümleri de çocuklar açısından hemen benimsenebilir.

Şiddete karşı çocuk eğitimi nasıl olmalı?

Çocuğun, karakterinin geliştiği ve ahlaki değerlerinin oluşmaya başladığı temel yapı taşı ailedir. Burada öğrenilen bilgiler ve edinilen alışkanlıklar çocuk yetişkin olduğunda dahi etkisini sürdürür. Bu bakımdan iyi ve kötünün, ebeveynler tarafından net bir çizgi ile ayrılması gerekir.

Medya kanallarında yer alan şiddet ögelerinin gerçek olmadığı çocuğa güzel bir üslupla anlatılmalıdır. Burada kullanılan kesici aletlerin ve ateşli silahların da aslında sahte olduğu söylenmelidir. Tüm bunların ardından çocuğa uygun bir dille şiddetin ne olduğu ve hangi sonuçları doğurabileceği öğretilmelidir.

Çocuk ve ergenlik döneminde olan gençler her türlü sömürüye karşı açık ve savunmasız bir haldedir. Yeterli eğitim alamayan ve rehberlik faaliyetinden yoksun kalan çocuklarsa bu şiddet kültürüne kapılıp gidebilmektedir. Bu bakımdan çocukların ilk savunma mekanizması şüphesiz aileleridir.

Kısacası, dijital gelişmenin en yüksek noktalara ulaştığı bugünlerde şiddet popüler kültürün bir parçası haline gelmiştir. Medya yayın araçları şiddetin tüm yönlerini açıkça ele almakta ve işlemektedir. Bundan en büyük etkiyi görenlerse kuşkusuz çocuklardır.

Çocuklar açısından medyada işlenen şiddet hemen benimsenebilir ve normalleştirilebilir bir yapıdadır. Bu olgunun benimsenmemesi açısından en büyük rolü ailenin üstlenmesi gerekir. Buna göre çocuklar şiddet ve bunun geri dönülmez sonuçları konusunda bilgilendirilmelidir. Aksi takdirde çocuklar ekranda gördüklerinin kurgu değil gerçek olduğuna inanmaya başlar. Bununla birlikte en ufak bir problemi dahi şiddete başvurarak çözmeye kalkar.

YAZI: İPEK ATACAN