Mekke’den Medine’ye Hicret Sırasında Neler Yaşandı?

lavi-perchik-b-rmnvaYUjo-unsplash
Fotoğraf: Lavi Perchik-Unsplash

İslam tarihinde Hicret, Peygamber Efendimiz ve ona inanan bazı Müslümanların Mekke’den Medine’ye olan göçünü kapsar. Hicret, 622 senesinde Mekkeli müşriklerin Müslümanlar üzerinde kurduğu baskı nedeniyle yapılır. Bu uzun yolculuk sırasında da İslam alemi açısından önemli bazı olaylar vuku bulmuştur.

Hicret’in sebepleri: Mekkeli müşrikler, Peygamber Efendimiz tebliğ vazifesine başladığı andan itibaren, Müslümanlığı kabul edenlere hem sözlü hem de fiziki ağır eziyetler eder. Bu eziyetlerin şiddeti, İkinci Akabe Bey’ati ile birlikte giderek artar. Uğradıkları baskıya dayanamayan Müslümanlar da artık Mekke’de kalamayacaklarını Peygamber Efendimiz’e anlatırlar. Bundan sonra da hicret etmek için ondan izin alırlar. Müslümanların bu izni üzerine Hz. Muhammed, Medine’yi göstererek, şöyle buyurur: “Bundan böyle sizin hicret edeceğiniz şehrin, iki kara taşlık arasında hurmalık bir yer olduğu bana gösterildi.” (Buhari)

Hicret için Medine’nin seçilmesinin önemi: Peygamber Efendimiz’in izniyle birlikte Mekkeliler gizliden hazırlıklara başlar ve hicret ederler. Hicret’in Medine’ye yapılmasında türlü faydalar vardır. Bu bağlamda, Medine bulunduğu konum itibari ile din merkezi olabilecek bir niteliktedir. Bu şehir, siyasi ve ticari bakımdan Müslümanlara faydası dokunabilecek özellikler taşır.

Müşriklerin baskılarından dolayı yapılan Hicret, aslında zalimler açısından kayıptı. Çünkü Medine’ye taşınan İslam giderek itibar kazanmıştır. Allah Teala konuyla ilgili indirdiği ayeti kerimede şöyle buyurur: “Yine onlar, seni yurdundan çıkarmak için neredeyse sana dünyayı dar etmişlerdi. Ama senden sonra kendileri de fazla kalamayacaklar!” (İsra Suresi, 76. Ayet)

Hz. Muhammed’i yurdundan çıkmaya zorlayan müşrikler, başta ellerinde bulunan güce kanarak hareket ederler. Ancak yapılan savaşlar neticesinde müşrikler giderek zayıflar ve sonunda Mekke, Müslümanlar tarafından fethedilir. Böylece Mekke İslam yurdu olur ve müşriklerin eziyetleri de son bulur. Sonuç olarak, Hz. Muhammed’in ve ona inananların çıkmak zorunda kaldığı yurt Mekkeli müşriklere de kalmaz.

Hicret esnasında vuku bulan önemli olaylar: Peygamber Efendimiz, emin sıfatı ile tanınan bir kimsedir. Yaşamı boyunca emanetlere sahip çıkmış, Hicret esnasında da bunu tüm dünyaya göstermiştir. Bu bağlamda, kendisinin hicret edeceği gece emanetlerine sahip çıkması için Hz. Ali’yi kendi yatağında bıraktığı bilinir. Efendimiz, Hz. Ali’ye konuyla ilgili şöyle buyurur: “Ya Ali! Bu gece benim yatağımda sen yat!” (İbn-i Hişam) Buradan anlaşılacağı üzere Peygamber Efendimiz, hangi koşulda olursa olsun kendisine verilen emanetlere sahip çıkmıştır. Hz. Ali de şartlar ne olursa olsun Hz. Muhammed’e tam olarak teslimiyet göstermiştir.

Hicret esnasında yaşanan bir diğer mühim hadise de müşrikler tarafından yapılan suikast planıdır. Bu bağlamda, Mekke halkının şehri yavaş yavaş boşaltması ile müşrikler durumdan rahatsız olurlar ve bir toplantıya koyulurlar. Yapılan uzun tartışmalardan sonra da Allah Resulü’nü öldürmeye karar verirler. Suikast planının başında ise Hz. Muhammed’in Müslüman olması için Allah’a dua ettiği Ebu Cehil’den başkası yoktur. Ebu Cehil, her kabileden seçilen silahlı gençlerin Allah peygamberini toplu bir biçimde öldürmesini teklif eder. (İbn-i Hişam)

Suikast planı yapıldığında Hz. Muhammed, Mekke’de neredeyse savunmasız kalmıştı. Çünkü kendisi Hicret etmeden evvel, şehirden çıkarabildiği kadar Müslüman çıkarmayı tercih etmişti. Neticede ise Allah resulü’ne karşı yapılan müşriklerin suikast planı işlememiş ve Peygamber Efendimiz Medine’ye varmıştır.

Muhacir ve Ensar kardeşliği… Hicret sonrasında Medine halkı, Mekkeli Müslümanlara kapılarını açmış, onlarla ekmeklerini paylaşmış ve tüm dünyaya din kardeşliğinin en güzel örneğini göstermişlerdir. Allah, Muhacir ve Ensar olan kullarından razı olduğunu Kur’an-ı Kerim ayetlerinde açık bir dille bildirmiştir.