Mekki ve Medeni surelerin özellikleri                                                           

Kuran 28 Şub 2021 Contributor
Mekki ve Medeni surelerinin farkı
Joanne Zhe-Dreamstime.com

Müfessirler yüce Rabbimizin yarattığı kullarına ilahi rehber olan Kuran’da, Mekki ve Medeni surelerin özellikleri konusunda hayli çalışma yapmışlar, anlamaya çalışmışlardır. Bu anlam arayışı, surelerin iniş sebepleri, tarih içinde yaşanmış olaylar ve bu olaylarla sure bağlantıları göz önüne alınarak saptanmaya çalışılmıştır. Bu çalışmaların temel sebebi, Allah’ın kitabı üzerine düşünmek, daha iyi anlamak üzerine olmuştur.

Mekki ve Medeni surelerin özellikleri nelerdir?

Yaygın inanışta Hz. Osman’nın Mushaf tasnifi ölçü alınarak Kuran’da ki sure sayısı 114’dür. Sure, kelime olarak “güzel ve yüksek bina, şan şeref, yüce mertebe” anlamlarına gelmektedir. Sureler, ayetlerin bir araya toplanarak, peygamberimiz Hz. Muhammedin aldığı vahiyle sınırları belirlenmiş olan Kuran bölümleridir.

Fakat zamanla Kur’an-ı Kerim üzerine çalışma yapan müfessirler surelerin iniş sebepleri ve zamanları üzerine çıkarımlar yapma ihtiyacı duymuşlardır. Bu çıkarımların surelerin anlamlandırılmasında etkili olabileceğini düşünmüşler, bu yönde bir belirlemeler yapmaya çalışmışlardır.

Birçok müfessir tarafından yapılan ayrı ayrı çalışmalar sonucu yaygın ortak görüşe göre, surelerin seksen altısı Mekki, yirmi sekizi Medeni surelerdir. Yani vahyin alındığı tarihler hicretten önce ve hicretten sonra olarak ayrılmıştır. Buna göre hicretten sonra Mekke’de inen bir sure ya da ayet Mekki olamayacağı gibi, hicretten önce Mekke dışında inen bir ayet ya da sure de Medeni sayılamaz. Sureler arasındaki bu ayrım hicret olayı esasına göre yapılmıştır.

İçerik bakımından Mekki ve Medeni sureler farklı mıdır?

Müfessirler, hicretten önce ve hicretten sonra olarak sınıflandırdıkları ayetlerin içerik ve üslup olarak da farklılık gösterdiğini belirtmektedirler. İçerik olarak Mekki surelerde; geçmiş peygamberlerin yaşantıları, çağrılarına muhataplarının cevap vermemesi, bunun sonucu olarak ümmetlerin başlarına gelenler ve yoğun olarak inanç konularından bahsedilmektedir. Genel olaraksa insani değerlerden, ahlaktan, erdemli olmaktan bahsedilen surelerin Medeni surelere göre daha kısa olduğu belirtilmiştir.

Medeni surelerdeyse içerik olarak daha çok insanların bir arada yaşama kuralları, İslam kardeşliği, toplum inşası için gerekli fıkhi ve içtimai konulardan bahsedilmiştir. Medeni surelerde anlatımlar hem ayet hem sure bakımından daha uzundur.

Bazı surelerin farklı isimlerle anılması nedendir?

Kur’an-ı Kerim’de sure adlarına genel olarak bakıldığında da içerik olarak çeşitlilik mevcuttur. Peygamber isimleri, çeşitli gök cisimleri, mümin, kafir ve münafık, ahiret halleri, hayvanlar ve önemli tarihi olaylar içerikle uygun olarak surelere isim olmuşlardır. Sure isimlerindeki bu çeşitliliğin, muhatabın sure muhteviyatına dikkatini çekmek ve anlatılan konunun ne denli önemli olduğunu başında vurgulamak için olduğu söylenebilir.

Asıl olarak tüm sure isimleri peygamberimiz Hz. Muhammed tarafından vahiyle sabittir. Ancak rivayetler, sahabenin kendi aralarında Kuran’ı Kerim’i konuşmalarında anılan sureleri kendilerince anma şekilleri olduğunu göstermektedir. Bu sebeple örneğin Kur’an-ı Kerim’de yer alan İhlas Suresi, yaygın olarak “Kul hüvallahü” ismiyle anılır. Bundan başka sözlü literatürde İhlas-ı Şerif ya “esas” ve daha bir çok isimle anıldığı görülür.

Muhteviyat olarak Kur’an-ı Kerim’de bir değişikliğe sebep olmayan bu isimlendirmeler yaygın olarak diğer sureler için de geçerlidir. Kur’an-ı Kerim’i daha iyi anlama çabası her devirde inananların ve müfessirlerin başlıca düşüncesi olmuştur. Yüce Rabbimiz’in biz den istediği de Kur’an-ı Kerim’i düşüne düşüne okumamız, hayatımızın inşasında rehber edinmemizdir. Kur’an-ı Kerim’de yüce Rabbimiz tarafından saysız örneklerle anlatılan tevhit inancı merkezinde yaşanacak bir hayatın, meşakkatli olsa da bu çabanın gösterilmesidir.

Kur’an-ı Kerim’i anlayarak okumak, üzerine tefekkür etmek bunun sonucu da Kuran’la amel etmek kula yüklenen bir görevdir. Bu görevi yerine getirirken karşılaşılacak tüm zorlukların Allah’ın yardımıyla aşılabileceği inancı mümin kişi için güç kaynağıdır.