Meleklerin amin dediği dua nedir?

Dua Contributor
meleklerin duaları
Simone Brambilla-Dreamstime.com

Dinimizde meleklerin amin dediği dua, aslında “Rabbim bu kulunun duasını kabul et!” demeleridir. Farklı sayılardaki meleklerin bazı dualara amin dedikleri hadislerle bildirilen bir konudur. İslam alimlerinin yapmış olduğu yorumlara göre de bu duaların kabul olma ihtimali bir hayli fazladır.

Hadislerde meleklerin amin dediği dua nasıl geçer?

Ebu Hüreyre’den rivayet edildiği üzere Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, meleklerin amin dediği dua hakkında şöyle buyurur:

“Şu duayı okuyan kimseye amin demek için, Cenab-ı Hakk yetmiş melek görevlendirmiştir. 70 meleğin amin dediği dua budur: Allahümme inni es’elükel a’fve vel afıyeh, fiddünya vel’ahireh, Rabbena atina fiddünya vefil’ahireti haseneten ve kına azabennar!” (İbni Mace)

Söz konusu duanın manası şu şekildedir:

“Allah’ım! Dünya ve ahirette senden af ve afiyet dilerim. Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver! Ahirette de iyilik ver! Ve bizi cehennem azabından koru!”

Meleklerin amin demek için vazifelendirilmiş olduğu bu duanın manasından anlaşılacağı üzere Allahü Teala’dan hem dünya hem de ahiret için af ve afiyet dilenir. Allah, kulunun duasını kabul etmek için türlü sebepler de yaratmıştır. Bu sebep de meleklerin kişinin duasına amin diyerek destek olmasıdır.

Ahiret için dua etmenin önemi nedir?

Dinimizde büyük bir yere sahip olan dua, kul ile Allahü Teala’nın yakınlaşmasına bir vesiledir. Kur’an-ı Kerim içerisinde yer alan çok sayıda ayetten anlaşılacağı üzere Allah kulunun duasına karşılık verir. Bunun için de kendisini anmamızı ve O’na yakarmamızı ister.

Dua için bir çeşit isteme duygusu demek de mümkündür. Kişi ihtiyaç ve istekleri doğrultusunda Rabbinden yardım isteyebilir. Ancak dua edilirken yalnızca bu dünyayı göz önüne almak doğru bir yaklaşım değildir. Bunun için dualara günahlardan arınmayı, tövbeyi, affı, cennet nimetlerini ve cehennem azabından korunmayı da eklemek gerekir.

Bireysel anlamda dua etmenin faydaları nelerdir?

Yunus Suresi’nin bazı ayetlerinde geçtiği üzere dua, yalnızca dünyada varlığını sürdüren bir eylem değildir. Bu kapsamda, cennet halkının duaya devam ettiği belirtilir. Özüne inildiği takdirde dua, insan için iç huzuru yakalamanın ve mutluluğa ermenin bir yoludur.

Salih bir Müslüman Allahü Teala karşısındaki acizliğinin ve güçsüzlüğünün farkındadır. Buna göre her şeye gücü yeten ve kudret sahibi olan yalnızca Allah’tır. Bu bilinçteki bir insan Allah’tan yardım istemekten çekinmez ve O’nun kendisini her daim koruyacağını bilir. Bu bilgiyi de devamlı zikir halinde olarak ve dua ederek gösterir. Manevi açıdan bu doygunluğu yakalamak da insanın erişebileceği en temiz mutluluklardan biridir.

İnsanın Allah katındaki değeri kulluk bilinci ve takvayla ölçülür. Bu bakımdan, insanın darlıkta ve bollukta yalnızca O’na yönelmesi gerekir. Kişi dua ederken Allahü Tealayı hatırlar, varlığını hisseder, korkusunu hatırlar, sevgi ve saygısını gösterir. Yani kulluk vazifesini yerine getirir. Dolayısıyla dua etmek, İslam inancında kabul görülen bir ibadet biçimidir.

Fıtrat itibariyle insanın istekleri yaşadığı müddetçe devam eder. Basit bir çıkarım yapıldığında isteklerle paralel biçimde duanın ve ibadetin de sürekli olması gerekir. Allahü Teala’nın kullarını geri çevirmediğini ayeti kerimelerde açıkça belirtilen bir konudur. Bu sebeple hem dünya yaşamı hem de ahiret yaşamı için dua etmek ve bol bol zikir çekmekte fayda vardır. Meleklerin amin diyerek destek verdiği dualar aslında bizler için büyük birer nimettir. İnsana düşen de bu nimetin kıymetini bilmektir.

YAZI: İPEK ATACAN