Memlük Camileri ve İbn Tolun Camii

Photo 66388459 © Suronin - Dreamstime.com

Memlük camileri İslam tarihinde her zaman ön planda olmuştur. İbn Tolun Camii, Abbasiler döneminde Mısır’a vali olarak tayin edilen Ahmed b. Tolun tarafından Kahire’de inşaa edildi. Kahire’de, Fustat’ın Kuzeydoğu’sunda yeni kurulan Kataş adlı merkezde Cebelyeşkür adlı tepenin üzerinde ulucamii şeklinde yapıldı.

Bu güzel camii yapısı bozulmadan günümüze ulaştı. Camii Tolunoğlu Camii olarak da anıldı. Yapıya ait bir kitabe, camiinin içinde payelerden birinin üzerinde yer alıyor, bir diğer kitabe ise Kahire İslam Sanatları Müzesi’nde bulunuyor.

Tolunoğlu Camii Memlük Sultanı Laçin ve Fatımi Halifesi Müntansır-Billah zamanında tamir edildi.

Memlük camileri ve eğitim

Memlükler döneminde Kahire, ulemaya sunduğu dersler ile biliniyordu. O dönemde şehirde bulunan bazı büyük camiler eğitim kurumu haline geldi. Bunu sağlayan sultanların ve yüksek dereceli emirlerin kurdukları vakıflardı. Kurulan vakıflar sayesinde camilerde ulemaya ilim eğitimi sunuldu.

Bu camiilerden bir tanesi de Kahire’de bulunan İbn Tolun camiisiydi. 7. Asrın sonunda dönemin Memlük Sultanı camiiyi tamir ettirdikten sonra camiiyi Memlükler döneminin önde gelen eğitim kurumu haline getirdi. Camiinin tamiratı sırasında kurduğu vakıf hızla çalışmaya başladı.

Memlükler döneminde İbn Tolun Camii’nde dört fıkıh mezhebinin her biri için ayrı dersler açıldı. Bu derslerin yanı sıra tefsir, hadis, tıp, miad, kıraat ve nahiv dersleri verildi.

Cami vakfiyesinde mansıpların mahiyeti, mansıp sahiplerinin vasıfları, görevleri ve tahsisatı ile ilgili bilgiler yer alıyor. Ayrıca Memlükler döneminde Kahire’de bulunan bazı ilim kurumlarının günümüze ulaşan vakfi yeleri ve doğrudan mansıplar hakkında bilgi veren dönemin bazı kaynakları, mansıplar hakkında İbn Tolun Camii’nin vakfiyesinde verilen bilgilerin mukayese edilmesine imkan sağlıyor.

İbn Vakfiyede İbn Tolun Camii’ne dört fıkıh mezhebinin her biri için bir mü- derris, iki muid ve otuz öğrenci tayin edilmiş, fıkıh derslerinin bu konuda adet olduğu üzere güneşin doğuşu ile zeval vakti arasında yapılması kararaştırılmıştır. Vakfiyedeki şartlara göre fıkıh dersinin müderrisi, mezhebinin görüşlerine ve istikrar kazanmış usullere (er-resmü’l-mu‘tad) uygun olarak ders vermeli, mezhebinin delillerini (edille ve berahin) ve öğrencilerin anlamakta zorlandıkları hususları onlara izah etmelidir.

Tefsir dersleri nasıl verilirdi?

Camide düzenlenecek tefsir dersi için bir tefsir şeyhi ve on beş öğrenci tayin edilmiştir. Vakfiyede tefsir şeyhinden, öğrencilerini tefsirden belirli bölümleri ezberlemekle vazifelendirmesi istenmiştir.

Tefsir dersini veren hocanın, vakfiyede mutlak anlamda “şeyh” olarak isimlendirilmediğini  belirtmek gerekir. Vakfiyenin tefsir dersiyle ilgili bölümünde tefsir dersinin hocası için “şeyhü’t-tefsir” ibaresi yer alırken mansıpların toplu halde sıralandığı bölümde “müderrisü’t-tefsir” ibaresine yer verilmiştir.

Şeyh Müeyyed Camii’nin vakfiyesinde de tefsir dersini veren hoca “müderrisü’t-tefsir” adıyla anılmıştır. Bu vakfiyeye göre tefsir müderrisinin vazifesi, öğrencilerini Kuran-ı Kerim’in tefsiri ve irabı üzerinde çalışmakla görevlendirmek ve anlamakta zorlandıkları hususları onlara açıklamaktır. Ayrıca müderrisin, Kuran-ı Kerim tefsirinin yanında Arap dilinde ve irap bilgisinde ihtisas sahibi olması şart koşulmuştur. ( Abdül‘ati, “Hüccetü vakfi’s-Sultan el-Müeyyed”, s. 336.)

Camideki hadis dersi için bir hadis şeyhi, bir muid ve yirmi öğrenci tayin edilmiş, bu öğrencilerden biri nakib olarak görevlendirilmiştir. Vakfiyeye göre hadis dersleri günün ilk vaktinde yapılacak, hadis şeyhi her bir ders günü için öğrencileri bir hadis ezberlemekle vazifelendirecektir. Muidin görevi ise öğrencilerin hadisi doğru şekilde ezberleyip ezberlemediklerini kontrol etmek ve gerektiğinde tashihte bulunmaktır. Yirmi öğrenci arasından seçilen nakibin görevi hakkında vakfiyede herhangi bir bilgi yer almıyor. Tolun Camii’nin vakfiyesi de günümüze ulaşmış olup Kahire’de Dâ- rü’l-vesâiki’l-kavmiyye’de muhafaza edilmektedir. ( Vakfiyyetü Hüsammeddin Laçin, nr. 3/17, 18.)