Merhamet ve islam ilişkisi nasıldır?

İslam 26 Nis 2021 Şebnem Cengizalp
erkek çocuk Kuran
Mohamed Ahmed Soliman-Dreamstime

Fıtratta acıma ve yardımcı olma duygusuyla yaratılmış olan insanda, bu duygunun en somut, en incelikli halinin olduğu merhamet ve islam neredeyse iç içe geçmiştir. Acıma duygusuyla yapılan yardım, lütuf, iyilik olarak tanımlayabileceğimiz merhametin İslam literatüründeki karşılığı rahmettir. Bu acıma duygusuyla ortaya çıkan lütuf ve yardım olgusunun insanlardaki varlığı merhameti, yüce Rabbimizdeyse rahmeti anlatır.

Fakat bu ayrım içinde bir ayrım daha vardır. O da insanlara izafe edilen merhametin bir duygu, yüce Rabbimizin rahmetininse O’nun sıfatı olmasıdır. Kıyas kabul etmeyecek bir lütuf sahibi olan Rabbimizin rahmeti, affı, bağışlamayı, ihsan etmeyi kapsarken, insanlardaki duygu değişimleri elbette yüce Rabbimize isnat edilemez. Bu sebeple yüce Rabbimizin rahmeti O’nun bir sıfatıdır.

Kur’an-ı Kerim’de merhamet ve islam

Kur’an-ı Kerim’de merhamet kavramı, insanların birbirlerine olan şefkat ve acıma duygularını çeşitli ayetlerde anlatır. Örneğin evlatların yaşlı anne ve babaları üzerine merhamet kanatlarını germeleri, Allah’ın, karı koca arasına sevgi ve merhamet koyduğu, peygamberimiz Hz. Muhammed’in ve müminlerin birbirlerine karşı merhametli, inkarcılaraysa tavizsiz olduklarından bahsedilmiştir.

İslam ahlakının temel kavramlarından olan merhamet, peygamberimiz Hz. Muhammed’in hadislerinde de yer bulmuştur. İnsanlara merhamet etmeyene Allah’ın da merhamet etmeyeceği, peygamberimiz tarafından söylenmiştir.

Türk İslam devletinde merhamete çarpıcı bir örnek

Savaşlar tarihinde önemli yere sahip Türk Devletlerinde savaş ahlakının İslam ahlakından ileri geldiği görülür. Buna bir örnek Bizans İmparatorluğu yazılı kaynaklarında yer alan şu olaydır; Anadolu’dan Selçuklu Devletini söküp atmak ve hem Anadolu’ya hem bağlantılı ülkelere hakim olmak isteği Avrupalı Devletlerin yegane savaş sebebi olmuştur.

Kutsal Kudüs şehrinin birinci Haçlı Seferi sonunda işgalinden sonra, Urfa’nın Komutan Zengi tarafından Haçlıların elinden kurtulmasıyla ikinci Haçlı Seferi başlamıştır. Alman ve Fransız Devletlerinin Bizans desteğiyle oluşturduğu Haçlı orduları bozguna uğratılmış yönlerini değiştirmek zorunda kalmışlardır.

Selçuklu hücumundan kaçan Haçlı komutanları, savaşa katılan asilzadeler, Bizans hakimiyetinde olan Antalya’dan deniz yoluyla Suriye’ye geçmek için Bizans’tan yardım talep ettiler. Bu kaçaklara paralı olarak sadece beş gemi tahsis eden Bizans valisi parası olmayan askerlerin gemiye binmesine izin vermedi. Ve parasızlıktan Antalya limanında kala kalan çoğu Fransızlardan oluşan askerler, çaresizlik içinde Antakya’ya doğru yay olarak yürümeye başladılar.

Yorgunluk, açlık ve susuzluktan bitap halde Selçuklu ordusu tarafından kuşatıldılar. Krallarının terk ettiği bu askerlereyse Selçuklu Devleti sahip çıkmış, hepsini esir alıp pazarlık konusu yapmak yerine tüm askerlerin hür bir şekilde bakımını üstlenmiştir. İşte bu olay ve yaşananlar karşısında İslam dininin merhamet ve ahlakından çok etkilenen üç bin Haçlı askeri Müslüman olmuştur.

“Ey hıyanetten daha da zalim olan merhamet, Müslümanlar Hristiyanlara ekmek vererek dinini satın alıyorlar. Lakin bunu yaparken hiçbir zorlamada bulunmuyorlar.”

Bu olay Fransız Kralı 7. Louis’in yanında sefere katılan din adamı Odo De Deuil‘in tuttuğu kayıtlarda işte bu yukarıdaki satırlarla yer almıştır.

Merhametten maraz doğar mı?

İslam dinin en temel kavramlarından olan merhamet kavramı hayatın her alanında, her yaratılan kul tarafından öncelikli olması gereken bir duygudur. İnsanın, insana, hayvana, doğaya göstereceği merhamet duygusuyla ortaya çıkacak davranışlarının temelini Allah rızası oluşturmalıdır. Aksi halde teşekkür almak, aferin beklemek gibi karşılık bekleyerek yapılan iyiliğin ne kula ne yapılana bir faydası yoktur.

Zannımızca meşhur olan merhametten maraz doğar sözü, bu anlamdan yoksun bir şekilde söylenmiştir. Yapılan her iyiliğin Allah rızası için ve karşılık beklemeden yapılması zaten arkasından iyilik mi kötülük mü geldiğine bakmamayı gerektirir.