SalamWebToday Haber Bülteni
Haftalık SalamWebToday makalelerini almak için kaydolun!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Mevlana Mesnevisi Değerli Kıssası

Kültür 29 Kas 2020
seyedeh-hamideh-kazemi-ALA2aYErwjI-unsplash

Okullarda, bilgi yarışmalarında, günlük hayatta ve özel günlerde Mevlana Mesnevisi ve alıntıları sık sık kullanılır. İçinde bulunan kıssaslar, hikayeler ve öğüt verici metinleriyle hemen hemen her konuda yol gösterici konumundadır. Yazıldığı günden beri büyük değer gören, korunan ve saygı duyulan Mevlana Mesnevisi pek çok alanda kaynak olarak kullanılmaktadır.

Mevlana Mesnevisi nedir?

Mevlana Mesnevisi, Mevlana’nın yazmış olduğu en değerli kitaplardan biridir. Aruz ölçüsüyle yazılan, 25618 beyit uzunluğunda, 6 ciltlik bir seridir. Öğretici niteliği sayesinde her yaş grubu için kendisinden bilgi kattığı hikayeleri ve kıssaları bulunmaktadır.

Mevlana Mesnevisi’nde bulunan en değerli özellik, içeriğin ne olursa olsun yalın ve sade bir dille anlatılıyor olmasıdır. Bu durum, okuyan kişilerin anlamasını kolaylaştırmış ve yanılgıya girilmesine engel olmuştur. Vermek istediği mesajı doğrudan vererek büyüleyici bir hava yakalamıştır.

Mevlana, kendi elleriyle yalnızca ilk on sekiz beyti yazmış, kalanını sırdaşı Hüsameddin Çelebi’ye yazdırmıştır. Bu sebeple Mevlana Mesnevisi, Hüsaminame ismiyle de bilinmektedir. Yazılmaya 656 yılında başlandığı düşünülse de, eser haline getirilmesi Mevlana’nın ölümünden sonra gerçekleşmiştir.

Mesnevi’deki ibretlik kıssalar var mıdır?

Mesnevi içerisinde ders niteliği taşıyan ve öğretici amacı olan pek çok kıssaya yer verilir. Bunlardan biri de Kör Dilencinin Hikayesi’dir. Allah’ın nimetlerinin değerini ve şükredilmesi gerektiğini gösteren hikaye, kör bir dilenci ve köy halkı arasında geçmektedir.

Hikayede bulunan kör dilenci, köy halkına kendisinde iki tane körlük olduğunu söylemiştir. Bu sebeple ona yalnızca bir değil, iki yardımda birden bulunulması gerektiğini anlatmıştır. Halk içinden biri, “Gözlerinin körlüğünü gördük, diğeri nedir?” diye sormuştur.

“Benim hem sesim kötü, hem de gözlerim. Bu iki kat körlük sayılmaktadır. Sesim yüzünden bana acımıyorsunuz ancak bende iki körlük var. Ben hiçbir yere sığamadım, beni gönlünüze siz sığdırın.” der dilenci. Bu cümlelerinin ardından dilencideki gönül güzelliği halkın dikkatini çekmiştir. Hem sesinin hem de gözlerinin körlüğü artık görünmez hale gelmiştir.

Mevlana hikayenin sonunda der ki, eğer gönül güzelliği bu kişide olmasaydı, o zaman üç kat körlük olurdur. Bu sebeple tüm çirkinliklere rağmen güzelliklerin peşinden koşmak, Allah’a verdiği her nimet için şikayet etmek yerine şükretmek gerekir.

Gönül güzelliğiyle kast edilen nedir?

Gönül güzelliği, kalbin içinde kötülük bulunmamasıdır. Başka insanların mutsuzluklarına üzülmek, sevinçlerine ortak olmaktır. Allah’ın nimetlerine şükretmek, insanı Allah için severek ibadet etmektir. Gönlü güzel olan kişilerin aklında kötülük bulunmaz. Bu sebeple genellikle güçlü bir iman gücüne sahip olarak ibadetlerini vaktinde yerine getirirler.

Allah, gönlü güzel olan kullarını sever ve onlara her konuda yardım eder. Kalp güzelliğini yakalayan kimseler hayatın güzel yönlerini görür, kötü yönlerini görmezden gelir. Başarısızlıklarından ders alarak devam eder ancak çalışmayı asla bırakmaz. Bu kişiler sık sık dua ederek Allah’ın varlığını unutmaz, isimlerini sık sık zikrederler.

Gönlü güzel olan kimseler çevreleri tarafından sevilir, şikayetlerini kavga ederek çözmek yerine Allah’a bildirmeyi tercihe derler. Yardımsever ve paylaşımcı olurlar, bu sebeple malla yapılan ibadetleri Allah rızası yaparak salih amel işlerler.

Büyük alimler ve tecrübeli kimseler aktardıkları kıssalarda gönül güzelliğinden sıkça bahsederler. Bu hikayelerde alınması gereken dersler vardır. Gönlü güzel tutmak, insanları göründükleri gibi yargılamamak, başkaları hakkında kötü niyetli düşüncelere kapılmamak gerektiğini insanlara açıklarlar.