Mevlana’dan Hikayeler: Ahmaktan Kaçmak

Felsefe Contributor
Tasavvuf
Mevlana'dan hikayeler
S Ari-Unsplash

Mesnevi içerisinde öğüt verici pek çok Mevlana’dan hikayeler yer alır. Bu hikayeler, her kesimden insanın anlayabileceği bir dilde yazılmıştır ve oldukça anlaşılır bir yapıdadır. Bu bakımdan hikayeler bir taraftan ibret vericiyken diğer taraftan düşündürücü özelliktedir.

Mevlana’dan hikayeler ne tür fayda sağlar?

Mesnevi, Mevlana’nın en büyük eseri olarak kabul edilir. Aruz ölçüsü kullanılarak yazılan metinlerde eğlendirici bir üslup kullanılmıştır. Mevlana Celaleddin-i Rumi bu durumun amacını bir başka eserinde anlatmıştır. Bu bakımdan eğlendiren üslubun amacı insanları güldürmek değildir. Aksine insanların okurken eğlenmesinin yanında eş zamanlı olarak öğrenmelerini de sağlamaktır.

Mesnevi hikayelerinden herkes için ders alınacak bir taraf vardır. Bu bakımdan Mevlana’dan hikayeler okumak kişiyi manevi yönden geliştiren bir etkiye sahiptir.

Ahmaktan kaçmak hikayesi nasıldır?

Ahmaktan kaçmak, Mesnevi’nin ibretlik hikayelerinden biridir. Hikaye Hz. İsa’nın canhıraş şekilde kaçmasıyla başlar. Onun bu durumunu gören bir adam da uzaktan nereye kaçtığını sorar. Ancak Hz. İsa öyle hızlı koşar ki adamın bu sorusunu duyamaz. Bu durum adamın daha da meraklanmasına sebep olur ve Hz. İsa’ya yaklaşarak soruyu tekrar eder.

Hz. İsa ikinci kez sorulan suale, “Ahmaktan kaçıyorum!” diyerek cevap verir. Adam bu cevaba oldukça şaşırır ve “Sen değil misin ki körlere ve sağırlara şifa veren?” der. Ardından da bu durumun hikmetinin ne olduğunu sorar.

Hz. İsa uzun uzun anlatmaya başlar. “Ben ism-i azamı köre okudum, sağıra okudum; onlar iyileştiler. Ölüye okudum, ölü dirildi. Ancak ahmağa okudum hiçbir fayda vermedi. Ahmak çorak bir kum olup çıktı da orada bir ot dahi birikmedi.”

Adam ism-i azamın ahmağa nasıl etki etmediği konusunda şaşırıp kalır. Körü ve sağırı bile iyileştiren duanın ahmakta neden etkili olmadığını sorar. Hz. İsa, bunun üzerine ahmaklığın kahrı ilahi bir hastalık olduğu açıklamasını yapar. Sonrasında da bu hastalığın başkalarını yaraladığını ve başkalarına zarar verdiğini anlatır.

Ahmak kimsenin özellikleri nelerdir?

Mevlana’nın hikayesinde geçen ahmaklık, dünya peşinde koşmak ve gerçek olan ahiret yaşamını unutmaktır. Bu olay denizi bırakıp, damlanın peşinde koşmaya benzer. Gözleri görmeyen kimse kalbiyle görebilir ancak ahmaklık gözlerin değil kalbin kör olması manasına gelir. Bu gözlerin görmemesinden daha zor bir durumdur. Çünkü ahmak kişi Allah’ın varlığını beyan eden tüm kanıtlara kendini kapatır. Etrafı doya doya seyreder de kendisine hiçbir ders çıkarmaz ve en ufak ibret almaz.

Ahmakların durumu yine Mesnevi’de yer alan Nefs-i Emmare hikayesine benzer. Bu hikayede dillere destan şehir Bağdat’ı gezen bir öküz vardır. Bu öküz tüm Bağdat’ı bir uçtan diğer uca dolaşır durur. Ancak herkesin hayran olduğu onca nimet dururken, öküzün dikkatini yol kenarına atılan kavun ve karpuz kabukları çeker.

Ahmakla, Bağdat’ı dolaşan öküzün durumu neredeyse aynıdır. Bu bakımdan öküz de ahmak da geçici dünya güzelliklerine kapılarak asıl kurtuluşun yolunu unuturlar. Oysa salih bir kula düşen dünyanın fani ve geçici bir yer olduğunun farkında olmaktır.

Mevlana Mesnevisi içerisinde Ahmaktan Kaçmak ve Nefs-i Emmare hikayeleri gibi daha pek çok ibretlik öykü bulunur. Eğlendirici anlatım tarzıyla dikkat çeken bu hikayelerde kalbi görenler için pek çok öğüt vardır. Bizlere düşen başlıca görev kalbimizi uyanık tutmak ve şükredilecek ne çok nimet olduğunun farkında olmaktır. Dünya ve ahiret mutluluğu ancak bu şekilde elde edilebilir.

YAZI: İPEK ATACAN

 

 

 

 

 

Enjoy Ali Huda! Exclusive for your kids.