Mevlana’nın anlatımıyla nefsi emmare nedir?

Felsefe Contributor
Tasavvuf
nrd-BdjSUnojJMA-unsplash
NRD-Unsplash

İnsan nefsinin ilk mertebesi ve belki de en zararlı olanı nefsi emmare olarak kabul edilir. Bu aşamada henüz nefis terbiyesine başlanmamıştır. Dolayısıyla da kişi manevi bakımdan sürekli nefis vesvesesiyle birliktedir. Nefis, törpülendikçe bu sesler kaybolur ve kişi kurtuluşa bir adım daha yaklaşır.

Kur’an-ı Kerim’de nefisle alakalı şöyle buyrulur:

“Nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir. Onu arzularıyla baş başa bırakan da ziyan etmiştir.” (Şems Sures, 9 ve 10. Ayet)

Buradan da anlaşılacağı üzere kişinin nefsini tanıması ve terbiye etmesi son derece önemlidir.

Nefsi emmare nedir?

Emredici nefis olarak tanınan nefsi emmare, sürekli kötülüğü emreden mertebedir. İnsanın dünya zevklerine düşkünlüğü ve şehvet peşinde koşması bu nefisten kaynaklıdır. Buna göre nefsi emarenin galip geldiği yerde kalp ve vicdan bastırılır ve yalnızca dünyevi istekler ön plana çıkar.

Nefsi emmare terbiye edilmediği takdirde kişi aklından ölümün varlığını çıkarır. Bu gerçek hatırlanmadığı için de korkusuzca günah işlenmeye devam edilir. Kibir, kendini beğenmişlik ve diğer insanları hor görme nefsi emarenin en tanıdık sıfatları arasında yer alır.

Mevlana nasıl izah eder?

Mevlana Celaleddin-i Rumi, dünya yaşamında karşılaşılan pek çok ibretlik olayı hikaye şeklinde insanlara aktarmıştır. Bunlar arasında nefsi emmarenin anlatıldığı bir kıssaya da yer verildiği görülür.

Söz konusu hikayede şöyle anlatılır: “Bağdat’ın büyük medeniyet merkezlerinden biri olduğu sırada bir öküz şehre gelir ve Bağdat’ı en başından sonuna kadar dolanır. Ancak herkesin hayran olduğu büyük şehirde yalnızca çöpteki kavun ve karpuz kabukları dikkatini çeker. Zaten öküzün seyrine layık olan da ya saman ya da yol kenarında biten çayır çimendir.”

Öküzün güzelim Bağdat’tan anladığıyla nefsi emmarenin dünya yaşamından anladıkları aynıdır. Buna göre, nefsi emmare de ahiretin gerçek güzelliklerini görmez ve dünyadaki sıradan şeylerin peşinden koşar. Neticede kişi, kıymetli amelleri kaçırarak gerçek saadeti kaybeder. İşte bu sebepledir ki nefsin kesinlikle terbiye edilmesi gerekir.

Nefis terbiyesinin faydaları nelerdir?

İslam inancında dikkat çekilen en önemli hususların başında nefsin terbiyesi ve şeytan vesvesesinden korunmak yer alır. Nefsin isteklerini törpülemeyen, günah peşinde koşan ve ahiret yaşamını unutan kimseler için çetin bir azap vardır. Oysa nefsini yenmeyi başaranlar için kurtuluşa ermiş kişiler denir. Her iki seçim durumu da Kur’an-ı Kerim ayetlerinde açıkça belirtilmiş durumdadır.

Nefis terbiyesi oldukça zor ve meşakkatli bir iştir. Ancak insan iyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı ayırt edebilecek vasıflarla donatılmıştır. Nefsin arzularına karşı seçilen her doğru yol, nefisle mücadelede atılan bir adımdır. Kibirden uzak olmak, mütevazi durmak, gösterişe kapılmamak ve yalan söylememek; nefis terbiyesinin ilk aşamalarıdır.

Gerçek müminler, dünya yaşamının gelip geçici olduğunun bilincindedir. Hesap günü gelip çattığında Allahü Teala’nın karşısına günahla çıkmaktan da imtina ederler. Bu bakımdan; yaptıkları küçük ve büyük günahlara karşı tövbe ederler, ibadette süreklidirler ve Allah’ı zikretmekten vazgeçmezler. Nefsin terbiyesi de ancak bu şekilde mümkün olur.

Nefsin her bir mertebesi terbiye edildikçe kul Allah’a yakınlaşmaya başlar. Bu mertebelerin ilki nefsi emmare, sonuncusuysa nefsi kamile şeklindedir. Kişi nefsi kamileye ulaştığında olgunluğa ermiş sayılır. Bu nefsin mürşitlerin nefsi olduğu kabul edilir. Hangi mertebede olursa olsun, nefsin arzularını yenmek ve yalnızca Allah’ın rıza göstereceği işler peşinde koşmak gerekir.

YAZI: İPEK ATACAN

Enjoy Ali Huda! Exclusive for your kids.