Mevlana’nın nefs anlayışı nasıldır?

Önemli Şahsiyetler 01 Mar 2021 Contributor
Tasavvuf
Mevlanın nefs anlayışı
Simone Brambilla-Dreamstime.com

Namı dünyaya yayılmış tasavvufi Mevlana’nın nefs anlayışı, temelde kötülüğü emreden bir olgudur. Bu bakımdan da insanın nefsiyle mücadele halinde olması ve bu savaşa devam etmesi düşüncesine dayanır. Yani kendisinin diğer öğretilerine benzer şekilde, nefs konusunda da insanın işine yarayacak bazı çözümler geliştirmiştir.

Mevlana’nın nefs anlayışı ve tanımı nasıldır?

Nefs kavramı, tasavvufi literatürde sıklıkla ele alınan bir konudur. Hatta konuyla alakalı “Nefsini bilen, rabbini bilir” şeklinde bir yaklaşım da söz konusudur. Mevlana’nın nefs anlayışı bu veziceyle, bazı kaynaklarda hadis olarak bildirilir, oldukça bağdaşır.

Mevlana’nın bakış açısına göre insanın sahip olduğu maddi ve manevi değerlerin tümü Allahü Teala’nın bir lütfudur. Bu bakımdan kişinin benliğe düşmemesi ve her daim acizliğinin farkında olması gerekir. Nefsin insan yaşamındaki konumuysa açık bir düşmandan başka bir şey değildir. Kendisi nefsin tanımını şöyle yapar:

“Hadisteki şu güzel öğüdü duy: Düşmanlarınızın en kuvvetlisi içinizdedir.” (Mesnevi, Beyhaki)

Buradan da anlaşılacağı üzere nefs, hadislerde de dikkat çekilen bir unsurdur. Kişinin dünya ve ahiret yaşamında huzuru yakalayabilmesi içinse bu düşmanla sonuna kadar savaşması gerekir.

Nefse hakim olmanın önemi nedir?

Mevlana, nefs ile alakalı görüşlerini farklı kavramları da göz önüne alarak irdelemiştir. Buna göre nefse hakim olmak ve onunla mücadele etmek sıklıkla dikkat çekilen unsurlardır. Bu görüşlerden elde edilebilecek en net sonuç kişinin zafiyet göstermeden nefsini kendi hakimiyeti altına alması gerektiği yönündedir.

Nefs, sinsi bir düşmandır. Bu bakımdan kimi zaman taşkınlık yaparken kimi zaman da usluymuş gibi davranır. Mevlana bu konuda da insanları nefsin usluluğuna ve sessizliğine kanmamaları yönünde uyarmıştır. Nefsi kontrol altında tutabilmenin tek yoluysa onu istek ve arzulardan uzak tutmaktır. Bu şekilde törpülenen nefs, artık kişiye zarar veremeyecek bir hale gelir.

Aslında bir sınav mıdır?

İnsan; akıllı, irade sahibi ve seçme özgürlüğü olan bir varlıktır. Bu yönüyle de diğer varlıkların tümünden ayrılmış durumdadır. Nefs de tıpkı düşünme ve eleştirme becerisi gibi insanın fıtratında var olan bir olgudur. İnsanın akıl ve iradesini nefsiyle mücadele kullanmasıysa onun asıl değerini gösterir.

Mevlana’nın inancına göre, insan nefsini terbiye edebilecek niteliklere sahiptir. Ancak bunun tezahür etmesi yalnızca insana bağlı bir konu değildir. Buna göre, Allahü Teala’nın izni ve yardımı olmadan nefsi hakimiyet altına almak mümkün değildir.

Ejderha ve cehennem gibi benzetmeler, Mevlana’nın nefs yaklaşımı içerisinde yer alır. Bu kapsamda, nefs de cehennem gibi doymak bilmeyen bir yapıya sahiptir. Cehennemi sakinleştirebilen tek kudret Allahü Teala’dır. Buradan yola çıkıldığında nefsi sakinleştirebilecek kudret de yine Allahü Teala’dır.

Kısacası, nefs kavramı insanın fıtratında var olan ve daima kötülüğü emreden bir olgudur. Aklını ve iradesini kullanarak bu olguyla savaşan kişinin mertebesi diğer varlıklardan yukarıdadır. Ancak elindeki nimetlere rağmen nefsiyle mücadele edemeyen kişiler de vardır. Nefsin peşinde koşmak ve onun arzularına boyun eğmek de kaybedilmiş bir sınavdır.

Nefis konusu hem hadislerde hem de tasavvufi öğretilerde sıkça yer verilen bir unsurdur. Buralarda da görüleceği üzere kendi nefsi insanın en büyük düşmanıdır. İnsan bu düşmanla baş etmek için Allahü Teala’nın kudretine ve yardımına ihtiyaç duyar. Bizlere düşen nefsimizin istek ve arzularına karşılık vermemek ve doğru yoldan şaşmamak için dua ederek Allah’a sığınmaktır.

YAZI: İPEK ATACAN