Minyatür Alemine Yolculuk

ID 13578411 © Serdar Tibet | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 13578411 © Serdar Tibet | Dreamstime.com

Minyatür sanatı İslamiyet’e sonradan gelen ama en çok sevilen sanatlardan biri olmuştur. Metni açıklamak için kitap sayfalarına çizilen minyatürler, büyük bir emeğin sonucu ortaya çıkıyordu. Bu emek isteyen sanatın kökeni ise Orta Çağ Avrupası’nda hazırlanan kitaplardan geliyor. O dönemde metinlerin başladığı kelimelerin ilk harfleri kırmızı, kurşun tonu ile renklendiriliyordu. Bu şekilde başlayan gelenek zamanla küçük resimlere dönüştü.

İslamiyet’te minyatüre “tasvir” sanatçısına da “musavvir” adı veriliyor. İslam minyatürünün en eski örneği 12-23. yüzyıllarda karşımıza çıkıyor.

Selçuklu Türkleri’nin İran’dan Mezopotamya, Suriye ve Anadolu’ya yayılmasıyla ilk Türk-İslam minyatür üslubu ortaya çıkıyor. Dünya sanatına, yarattığı eserlerle özgün tarzını miras bırakan Selçuklular döneminde minyatür sanatı ulusal niteliğini kazandı. Aynı dönemde Nakışhane ve Nigarhane adı verilen resim okulları ortaya çıktı. Anadolu Selçuklu Dönemi’nde minyatür sanatını en iyi simgeleyen örnek “Varke” ve “Gülşah” adlı hikayedir. Bu hikayeyi Nakkaş Abdülmümin resmetmiştir. Bu eser, Selçuklu Dönemi’nin saray yaşamından ve göçebe çadır yaşamından betimlemelerle doludur.

Osmanlı Minyatür Sanatı’nın ilk örnekleri başkentin Edirne’ye taşınmasından sonra ortaya çıkmaya başlar. Kanuni Sultan Süleyman Dönemi, bu sanatta önemli bir yere sahiptir. Bu dönem şehnameciliğin yani tarihi olayların resmedilmeye başlandığı dönemdir. Bu tarihi olayları günümüze ulaştıran tarihi belgeler bugün Topkapı Müzesi arşivinde bulunuyor. Osmanlı Dönemi’nde sarayda bulunan minyatür atölyelerinin yanı sıra, imparatorluğun diğer şehirlerinden saraya minyatürler getirtildi. Osmanlı’nın en ünlü nakkaşlarından biri Nakkaş Osman’dır. “Surname” ve “Şeyhname” eserlerinin minyatürlerini çizmiştir.

Minyatür sanatında resimde yer alan kişilerin önemi kapladıkları yere göre belirleniyordu. En çok yeri kaplayan resimdeki en önemli kişi anlamına geliyordu. Minyatür sanatında ışık ve gölgelendirme özelliklerini görmüyoruz ama resimlerin tüm detayları ile çizildiğini gözlemliyoruz. İnce ince çalışılan bu eserler nakkaşların uzun zaman sonunda gözlerini kaybetmelerine yol açıyordu. Minyatürlerde toprak boya kullanılıyordu, boyanın sabitlenmesi için de yumurta sürülüyordu. 18. yüzyılda bu gelenek yerini tutkala bırakabildi. Altın ve gümüşün de minyatürlerde sık kullanıldığını görüyoruz.

Ebat olarak küçük ama tüm ayrıntısı ile çizilen bu detaylı resimler nasıl bir fırça ile boyanıyordu? Nakkaşlar minyatürleri için çok özel fırçalar kullanıyordu. Fırçalarına tüy kalem ismini veriyorlardı. Bu fırçalar yavru bir kedinin ensesinden alınan tüylerle yapılan fırçalardı. Kıllar ince bir ibrişimle bağlanıyor ve güvercin kanadından çıkarılan kalemin içine yerleştiriliyordu. Zaman zaman samur kılından fırçalar da kullanılmış.

Minyatürün yapılması için en ideal kağıdın “devletabadi” olduğu bilgisini Nakkaş Gelibolulu Ali’den öğreniyoruz. Devletabadi ipekten yapılma özel bir kağıt ve çıktığı yer olan Hindistan’daki şehrin adı ile anılmış.  Ahar adlı koruyucu malzeme sürülerek elde edilen kağıtlarda Aharli kağıt olarak adlandırılmış ve el sanatları için ideal kağıt olarak tanımlanıyor.

Türk minyatür sanatında kendi üslubunu oluşturarak iz bırakan isim de Şahkulu’dur. Motiflerin tek tek görülmesi yerine birbirinin içine geçmiş bir bütün olarak görüldüğü eserlere imza atmıştır. Eserlerini aharlı kağıt üzerine is mürekkebi ve altınla boyar. Bu üsluba ise “Saz üslubu” adını vermiştir.

Türk el süslemeleri alanında verdiği eserleri ve bilgisi ile Sühely Ünver’i de anmadan geçemeyiz. Doktor olan Süheyl Ünver gittiği yerleri resimleyerek defterlere taşımıştır. Evliya Çelebi ve Katip Çelebi’nin eserlerini de aktardığı 1150 el yazması eseri Süleymaniye Kütüphane’sinde bulunuyor.

Eserleri günümüze kadar ulaşan ustalardan bazıları Sinan bey, Matrakçı Nasuh, Nigari, Nakkaş Osman, Seyyid Lokman, Nakkaş Hasan, Talikzade Subhi Çelebi, Nadiri, Levni ve Abdullah Buhari’dir.

İnce detayların çok büyük önem taşıdığı, el maharetinin de ön planda olduğu minyatür sanatına günümüzde özellikle Avrupalı sanat koleksiyonerleri büyük ilgi gösteriyor.