Minyatür sanatı ve 18. yüzyıl kadın modası

Kadın Contributor
Kültür-Sanat
minyatür sanatı
sanatduvari.com

18. yüzyılda batıya açılan Osmanlı’da minyatür sanatı da değişime uğradı. Osmanlı sarayında yüzyıllar boyu, nakkaşhanede hazırlanan el yazması kitaplar, günün modasını yansıttı. Minyatür sanatında, verilen eserlerde gerçekçilik önemsendi. 18. Yüzyılda batı etkisi ile değişen saray modası da eserlere yansıdı.

Minyatür, eserde anlatılan olayları görselleştirmek için yapılıyordu. Minyatürdeki stiller, bize eserin dönemi ile ilgili bilgi aktarır.

Bir iletişim dili olarak minyatür sanatı

Osmanlı İmparatorluğu’nun, zengin kültürel mirası, tekstil ürünlerindeki rekabet gücü, modayı bir iletişim dili haline getirmişti. Osmanlı Sarayı nakkaşhanelerinde yapılan eserler, bu güçlü iletişim dilini yansıtır. Dönemin giysilerini takip etmenin en iyi yolu, bu minyatür örneklerini incelemekten geçer.

Bu dönemde karşımıza üç önemli mimnyatür sanatçısı çıkıyor. Bunlar, Nakkaş Levni, Buhari ve Fazıl Bin Tahir Enderun’dur. Bu üç sanatçı da 18. yüzyılın hemen hemen tamamında, kadın ve erkek figürleri içeren eserler vermiş olmalarıdır. Onların eserlerinin dönemlerini en iyi yansıtan eserler olduğu söylenir. Eserlerinde modanın değişimi de etkin bir şekilde görülür. Batı ile karşılaşan Osmanlı İmparatorluğu’nda yeni dünya etkileri dediğimiz, moda etkileri açıkça görülür.

Minyatür sanatı, 18. yüzyılda, batının etkisi ile üç boyutlu denemeleri de içermiştir. Üç boyutlu denemeleri yapanlar Müslüman sanatçılar değil, azınlık olarak yaşayan sanatçılardır. Bu sanatçılar batıdaki gibi bir estetik anlayışını minyatür sanatına taşımaya çalıştılar. Özellikle 18. Yüzyılın ikinci yarısında, bu anlayışla daha çok eser yapılmıştır.

Öne çıkan minyatür sanatçıları ve eserleri nelerdir?

Minyatür sanatçısı Levni, 48 kadın ve erkek figürünün olduğu kıyafet albümü yapmıştır. Bu albüm 1710-1720 yıllarını kapsar. Bu albümde İranlı figürlere de rastlanıyor. Aynı sanatçıya ait Silsilename adlı bir albüm daha vardır. Bu albümde Osmanlı İmparatorları’nın portreleri de yer alır.

Bir diğer minyatür sanatçısı Abdullah Buhari’dir. Onun yaptığı kadın figüründe ev içi modası ve farklı etnik grupların giysileri incelenebilir.

Aynı dönemde karşımıza çıkan bir diğer enteresan eser Fazıl Enderuni’ye ait. Fazıl Enderuni erkek güzellerini Hubanname, kadın güzellerini ise Zenan-name kitaplarında toplamıştır. Onun eserlerinde figürler suluboya ile çizilmiştir.

Eserlerde toplumdan içinden kadınları hangi eylemlerde görüyoruz?

Ünlü sanatçıların eserlerinde kadınlar saçlarını tararken, müzik aleti çalarken, sohbet ederlerken, hamamda yıkanırken resmedilmişlerdir. Lale Devri ile birlikte sürekli hane içinde olan kadının artık batının etkisiyle dışarı çıktığını görüyoruz. Göksu ve Kağıthane kayık sefaları bu dönemde başlamıştır. Dışarı çıkan kadının giyim tarzı da değişmeye başlamış ama bu durum saray tarafından engellenmek istenmiştir. Bu engellemeler yeni kanunlar çıkarılarak sağlanmıştır.

Türkler yüzyıllar boyunca, kendilerine özgü giyim tarzlarını korudular. Sadece ufak tefek değişiklikler yaptılar. Ana kuralları ile bu giysilere bakarsak; alt kısmı geniş, bel kısmına geldiğinde büzgü ile toplanan modeller görürüz. Büzgülü bileğe sahip şalvarlar genelde ayak üzerine dökülür. Bürümcük diye tabir edebileceğimiz gömlekler vardır. Bu dönemde önü açık olarak kullanılan bir üst entari bulunur. Bu üst entarinin beline kemer ya da kuşak bağlanır. Türklerin giyim tarzlarını 18. yüzyılın sonuna kadar koruduklarını söylemek mümkündür.

Entarinin üzerine ferace veya kaftan kullanırlardı. Bu giyim tarzının kişinin vücut hatlarını düzgün gösterdiğine dair bir anlayışta vardı. 18. Yüzyıla kadar yalın biçimde kullanılan feraceler, kadının daha çok toplum içinde yer alması ile daha süslü bir hale gelmiş. Kadınlar peçe kullanmaya bu dönemde de devam ettiler.

YAZI: ŞEBNEM KIRCI