Misafire Hürmet Etmek İçin Külfete Girmek Doğru Bir Davranış mı?

hans-vivek-D3l1y9tPVso-unsplash
Fotoğraf: Hans Vivek-Unsplash

İslam; kardeşlik, paylaşma ve dayanışma dinidir. Bu bakımdan dinimizde misafirperverliğe büyük bir önem verilir ve bu davranış biçim ahlaki bir değer olarak kabul edilir. Konu hakkında ev sahibi ve misafire ise birbirinden farklı görevler düşer.

İslam inancına göre evine misafir gelen kişi nasıl davranmalıdır? Peygamber Efendimiz, bir hadisi şerifinde “Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ederse misafirine ikram etsin. Onun caizesi (ödülü), bir gün ve bir gecedir. Ziyafeti ise üç gündür. Bundan sonrası sadakadır. (Müslim) Buradan yola çıkarak, ev sahibin misafirine ikramda bulunmasının tembih edildiği görülür. Bu ikram ise yalnızca Allah’ın rızasına erişmek için yapılmalıdır. Dünya malı gözeterek ya da sırf bir çıkarı olduğu için yapılan ikramların inancımız nezdinde bir değeri yoktur.

Misafirlik adabı ve İslam esasları: Misafirlikte ev sahibe olduğu kadar misafirlere de bazı görevler düşer. Misafire düşen başlıca görev Kur’an-ı Kerim’de, “Ey iman edenler! Kendinizi tanıtıp izin almadan ve içinde oturanlara selam vermeden kendi evlerinizden başka evlere girmeyin. Sizin için daha iyi olanı budur; umulur ki düşünüp anlarsınız. Eğer o evlerde bir kimse bulamazsanız, size izin verilmedikçe, oralara girmeyin. Size ‘Kabul edemiyoruz, dönün’ denirse hemen dönün; bu sizin için daha nezih bir davranıştır.” (Nur  ve Suresi, 27 ve 28. Ayet) buyrulur. Buradan anlaşılacağı üzere misafirliğe giderken öncelikle ev sahibinden izin alınması gerekir.

Misafirlere düşen diğer ahlaki kurallar ise şu şekildedir: Ev sahibi ile konuşulan saatte misafirliğe gidilmeli, erken gitmemeye ya da geç kalmamaya özen gösterilmelidir. Ev sahibin gösterdiği bölüme oturulmalı ve rahatsızlık verecek derecede evin içerisi incelenmemelidir. Gelen ikramlarda kusur aranmamalı, bir kusur bulunduğu takdirde de dile getirilmemelidir. Farklı bir yemek umuluyorsa da ev sahibinden istenmemeli ve onun verdikleri ile yetinilmelidir. Ev sahibini ya da diğer misafirleri rahatsız edebilecek dini ve siyasi konular hakkında konuşmamaya özen gösterilmelidir. Misafirliğe gidilecek gün, ev sahibine haber vermeden, nafile orucu tutulmamalıdır. Yatılı misafirliklerde herhangi bir mazeret yoksa üç günü geçirmemeye dikkat edilmelidir. Ev sahibine haber vermeden de ev terk edilmemelidir.

Misafir için külfete girmek doğru bir davranış mı? Külfet, kelime manası ile gereğinden fazla ikram yapmak ve sıkıntıya girmektir. Bu bakımdan, misafir ağırlamak külfetli bir iş olsa bile bu külfetin kesinlikle karşı tarafa hissettirilmemesi gerekir. Aksi taktirde misafire iyi muamele edilmiş olmaz ve karşı tarafın gönlü incinebilir.

Peygamber Efendimiz bu konuda ümmetine şöyle der: “Misafir için külfete girme, misafir üzülebilir. Misafirini üzen Allahü Teala’yı üzmüş olur.” (İbni Lal) Hz. Ali de bu konuyla ilgili “Dostların kötüsü, senin için külfete giren, seni özür dilemeye mecbur bırakandır.” buyurur. Misafire karşı iyi muamele edilmesinin bir şekli de yemek yenmesi için üçten fazla teklif yapılmamasıdır. Bu ısrarın artması da bazı zamanlarda misafirlerin gücenmesine sebep olabilir.

Sonuç olarak, İslam’ın ahlak kuralları çerçevesinde ele alındığında misafirlik hem ev sahibi hem de misafir için bazı sorumluluklar getirir. Ev sahibi, misafiri için kendini sıkıntıya sokmaz ve onu en iyi şekilde ağırlamaya çalışır. Misafir de, ev sahibinin daveti ile haneye giriş yapar ve kendisine sunulan ikramlarda kusur aramadan yararlanır. Mazereti olmadığı takdirde de ziyaretini üç günden fazla uzatmamaya çalışır.