SalamWebToday Haber Bülteni
Haftalık SalamWebToday makalelerini almak için kaydolun!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Mısır medeniyetlerinin özellikleri nelerdir?

Kültür 30 Ara 2020
sherif-moharram-KUxBU4-T2cY-unsplash
Sherif Moharram-Unsplash

Kadim Mısır medeniyetlerinin özellikleri arasında en önemlisi tutucu bir toplum yapısına sahip olmalarıydı. Nil nehrinin çevresinde kurulan Mısır medeniyetleri için bu nehir her zaman çok önemli bir yer teşkil etti. Şair Heradot’un Nil Nehri’nin önemi üzerine güzel bir sözü de bulunuyor. “ Mısır Nil’in armağanıdır.”

Mısır medeniyeti başlangıçta Nom ya da Nomos olarak adlandırılan şehir devletlerinden oluşuyordu. Bu durum daha sonra değişti ve merkezi krallık sistemine geçiş yaptılar.

Ayrıca Mısır medeniyetleri tarih boyunca pek çok farklı hanedanın yönetimine geçiş yaptı. Firavunlar hem tanrı hem de kral olarak görüldü. Bu durum Mısır Medeniyetlerinde hukuk sisteminin gelişmesine engel oldu. Firavun ne derse o kanun kabul ediliyordu. Sözlü olarak ilerleyen bu hukuk sistemi yazılı kanunların oluşmasını engelledi.

Aslında Mısır, çevresindeki uygarlıklarla ilişki içinde olmadı kendi kapalı yapısını korumayı tercih etti. Tarihçiler bu durumun Mısır Uygarlıklarının tarih öncesi dönemi sırasıyla yaşamasını sağladığını vurguluyor. Kadim ülke Mısır’ın etrafı deniz ve çöl gibi etrafa açık olmalarını etkileyecek coğrafi özelliğe sahipti. Bu coğrafi durum Mısır Uygarlığı için koruyucu bir faktör oldu.

Mısır medeniyetlerinin özellikleri; öbür dünya inancı

İlk olarak şunu belirtelim; Mısır Uygarlığı’nda yaşayanlar ölümden sonra ikinci bir yaşamın başladığına inanıyorlardı. Bedenleri korumak için de mumyalama yöntemini geliştirdiler. Beden tekrar canlandığında onu korumuş olmak istiyorlardı. Mumyalama yöntemi onların anatomi ve insan bedeni üzerinde çalışmalar yapmalarını sağladı. İlaç yapımı ve eczacılıkta bu dönemde gelişti.

Esasen Mısır Uygarlığı çok değer verdiği firavunlarının öldükten sonra bedenleri saklamak için piramitleri yaptı. Bu piramitlerin nasıl yapıldığı bugün bile hale bir soru işareti olmaya devam ediyor.

Öte yandan Mısır Uygarlıkları tarımla uğraşan bir toplumdu. Nil Irmağı’nın taşma dönemlerini öğrenerek tarımın devamlılığını sağladılar. Tarımla uğraştıkları için pek çok tarım aletini de icat ettiler. Nil Nehri’nin taşması aslında kıtlık olmadığı anlamına geliyordu. Su bereket olduğu için, Mısırlılar Nil Nehri’nin taşmasını zarar vermeden atlatabilecekleri bir sistem kurdular.

Uygarlık beşiği Nil

Nil Nehri’nin taşma ayının Temmuz ayına denk geldiğini kayıtlardan öğreniyoruz. Bu durum geometri alanının da gelişmesini sağladı. Mısır Uygarlığı o kadar gelişti ki kağıdı da buldu. Papirüs adı verilen bu kağıt bir bataklık bitkisinden yapılıyordu. Kağıt demek yazı ve bellek anlamına geliyordu. Harfler henüz keşfedilmemişti ama resim yapabiliyorlardı böylece resim yazısını yani hiyeroglifi keşfettiler. Mısırların yazı alanındaki bu ilerlemesi Finike alfabesi için bir basamak oluşturdu.

Dış tehditlerden kendileri korumaları, tarımla uğraşmaları tekrar eden döngüleri fark etmelerini sağladı. Böylece gün, hafta ve ayları belirlediler. Güneşten yararlanarak güneş takvimini yaptılar. Doğaya ve çevrelerine çok ilgili ve dikkatli bir toplum olduklarını söyleyebiliriz. Matematik alanında o kadar geliştiler ki pi sayısının hemen hemen bugünkü değerine yaklaştılar.

Merkezi krallığın kurulması M.Ö 4000 yılında gerçekleşti.  Çok canlı bir ticaret hayatına sahiptiler. Ön Asya ve Afrika ülkeleri ile ticaret ilişkilerini geliştirdiler.

Zengin Mısır Uygarlığı soyunun kimden geldiği sorusuna karşılık şöyle bir cevaba rastlıyoruz; Mısır soyunu kuran kişi “Meaes” tir. Bu kişinin Mısır birliğinin kurulmasında  önemli görevler yaptığına dair bilgiler bulunuyor.

Mısır Uygarlığı’nda mülkiyet kavramının da geliştiğini görüyoruz. Kişilere ait özel mülkiyetin yanında kralın özel arazileri, tarlaları, bağları da bulunuyordu. Babadan oğula miras kaldığını da belgelerde buluyoruz. Krala ait olan mülkleri Nent Kherau adı verilen görevliler idare ediyordu.

Kralın yanında ikinci kişi olarak vezirleri bulunuyordu. Hükümetin başındaki kişi vezirdi diyebiliriz. Vezirin altında bulunan ve onun verdiği işleri üstlenen kişilere de şef deniliyordu.

YAZI: ŞEBNEM KIRCI